Mustafa Yürekli
Allah?a kaçmak..
Ölü ya da yaralı bebek fotoğraflarını ne çok görüyoruz, internette, gazetelerde, televizyonlarda.
Çocuk şehitler, bütün dillerde sözcükleri anlamsızlaştırıyor, bütün sözlükleri kül ediyor. Kötülüğün kol gezdiği ve örgütlü bir güç halinde dünyaya saldırdığı bir çağda, ?La ilehe illallah! Muhammedün rasulullah? demekten başka bir varoluş insanı teskin ve temin etmiyor. Düşünce, kanın sıcaklığını yüklenmiyor. Sadece şiir insana yoldaşlık ediyor, yarenlik ediyor, bu çarpık zamanda, bu bozuk hayatta. Filistinli şairle, tüm Müslüman şairlerle aynı yürek safında mırıldanıyorum: ?La ilehe illallah! Muhammedün rasulullah ? Yer ve gök aynı kürsüden yönetiliyor çünkü. Ne büyük cehalette ve zulümde kıvranıp derinlere doğru batıyoruz ki Müslümanlar olarak, böyle bir mezalime düçar oluyoruz.
Kafirin şımarıklığı ne büyük vahşet doğruyor böyle. Siz bu satırları okurken, mütecaviz kafirlerin, gözünü kan bürümüş zalimlerin kendini beğenmişliği, kibri, daha kaç ocağı söndürecek bilmiyorum. Bütün bildiğim, cehalet, küstahlık ve zulmün dünyanın gözüne baka baka Müslümanların canına kıymaya devam edeceği.
Bu bilgi, insanı günlük hayatta yapıp ettiklerinden alıkoyuyor. Filistin bebeklerinin, Irak ve Suriyeli çocukların, nice Müslüman masumların gövdeleri bombalarla paramparça yerlere serilirken, insan hayata eskisi gibi devam edemiyor. Çaresizlik duygusu, yanı başımızdaki kötülüğü değiştiremiyor olmanın yarattığı utanma duygusu, dilimize damağımıza yapışıp, bin biberden daha acı tadını zerk ediyor.
Çağdaş zalimler, geçmişte olduğu gibi romanlarını yazacak, filmler çekecek, şarkılar söyleyecek ise.. Küresel güçleri öyle telin etmeliyiz ki yüzleri kızarsın; alçaklıklarını fark etsinler. Gazze?de, küller içinden gökyüzüne tutulan minik yavrular, o insanlığın en güzel şehitleri, dünyanın en mazlum, en içli, en ivazsız hakikati, hepimizin yavruları. Onların bedeniyle küle dönüşen, hepimizin yüreği. Utansın utanması gereken! Yüce Rabbimiz, yok etsin zalimleri o ?akıllı? silahlarıyla!
Ve yüreğinde en ufak bir insanlık parçası taşıyan, yüreğinde küçük bir kıpırtı olan varsa, sıksın dişlerini, sıksın yumruğunu, lanetlesin dünyanın bu küstah, kan içici, şımarık sözde efendilerini! Bu tarihin ayak takımını, bu terör devletlerini lanetleyelim. Kundaktaki ölü bebeğin ahı, yıkar terör devletlerini, zalimlerin saltanatını.
Biz gelin yine de umudumuzu yitirmeyelim, diri duralım.. Zalimler, Müslümanları en çok çaresizliğe ve umutsuzluğu yayarak çökertmek istiyorlar çünkü. İnançlarımızı, düşüncelerimizi, hayallerimizi de bombalıyorlar. Daha güvenli, daha adaletli bir dünyanın mümkün olabileceğine dair inanç, arzu ve tutkularımıza arsızca saldırıyorlar.
O halde camilere koşalım, saf tutup cemaatle kılalım namazlarımızı. Kur?an-ı Kerim?i bir daha okuyalım.. Hayatı yeniden yeniden sorgulayalım.. Yanlışlarımızı konuşalım.. Görevlerimizi belirleyelim, camilerden sorumluluklarımızı omuzlayarak çıkalım ve bir sonraki vakte kadar
Allah aşkına bir şeyler yapalım.
Allah?a kaçıp sığınalım, kurtulalım..
Mustafa Yürekli - Haber 7

Yazının yeni yüzü: Dijital edebiyat
01 Temmuz 2026 Çarşamba 11:26Cehennem ateşinin şiddeti dünya ateşinden yetmiş kat fazladır…
28 Haziran 2026 Pazar 15:47Kur’an-ı Kerim’de adalet
24 Haziran 2026 Çarşamba 15:43Sivil toplum kuruluşları neden edebiyata mesafeli?
22 Haziran 2026 Pazartesi 01:25Bir milletin büyük şairlere sahip olmasının anlamı
19 Haziran 2026 Cuma 19:20Ölü şehir ve kültürsüzlük
14 Haziran 2026 Pazar 08:53Şehir ruhu, kardeşlik ve şiir
10 Haziran 2026 Çarşamba 22:28Şair şehir ilişkisi
07 Haziran 2026 Pazar 11:36Ümmet ibadetlerle diriliyor
03 Haziran 2026 Çarşamba 23:16Kurban, paylaşım ve dayanışma
28 Mayıs 2026 Perşembe 00:57
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.