Mustafa Yürekli
Kur'an Şiirleri - 8 / İki kişiden ikincisi
?Siz ona yardım etmezseniz; hatırlayın o zamanı ki kâfirler, onu yurdundan çıkardıkları zaman, o yardım etmişti ona. O, iki kişinin ikincisiydi ancak ve hani ikisi de mağaradaydılar. Aarkadaşına, ?Mahzun olma!? demişti, ?Şüphe yok ki Allah, bizimle berâberdir.? Şüphe yok ki Allah, ona manevî bir kuvvet ve huzur vermişti ve onu, sizin görmediğiniz ordularla kuvvetlendirmişti ve kâfir olanların sözlerini alçaltmıştı, Allah'ın sözüyse zâten yüceydi ve Allah, her şeye üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.? Tevbe Suresi, Ayet: 40.
Kuşandım, baharı!
Haftanın en sevinç veren, en güzel günü, Cuma?nın;
Uzun kısa demedim, gecesi mağaram oldu.
İki kişiden ikincisiyim ben.
Zonklayan şakaklara yasladım, göz çukurlarımı.
Evrenin bakmaya doyamadığı yüz, dizimde konuk.
Yüreğimde, Yusuf türküleri, zindan seyran olmuş.
Genç bir şairim, aklım, bir küçük kara örümcek.
Ağını, girişe ördü hemen.
Kalbimse, güvercin, beyaz, ürkek, yirmi iki yaşında.
Gözlerinde, bir eylül sabahı gördüm.
Yuvasını yaptı ve bıraktı yumurtasını.
İçine koydum rüyamı.
En güzel yerinde, uykuların, ben yoktum.
Yağmurda kalan eşiğinde, beklerdim, hayrı!
Tanıdım hemen kapıdaki yumruğu,
Kara kollar, yeşil kollar, peş peşe..
Ellerin kurusun paşa!
Erzurum?da, yirmibirinci asra on sekiz kala, gerideydi zaman.
Beyaz karanfilleri yüreğimin, davacı kara çizmelerden.
Gece namazından götürüldüm.
Adresimi, ezbere bilirdi, resmi cahillik.
Ayakkabılarıyla girdiler, melek dolu, aydınlık odama.
Ezdiler, gençlik sesimi.
Kitaplar, ayak altına serildi ve şiir yazılmış kağıtlar..
Bileklerde, sevda, yemin ve kelepçe.
Şecaatli, metin yürüdüm, kollarda, götürülürken.
Tepelerinde dönecektim, yiğitlerin, meleklerin kanatlarında..
Uygun adım sert geçiş yaptılar.
Işığına, el uzattılar, yüreğimin; karanlığa inat.
Anlamadılar, anlımdaki aktan.
Kara zulüm büyüdü, yanılgı yanılgı.
Saf hasrettim, billur damlası, baharın; güller goncası..
Sevdim, ölür gibi; unutacak kadar dünyayı.
Tadını almıştım bir kez, ölümsüzlüğün; ikbal aramıyordum.
Kızarsın, tüm pembe yıllar; sermayeyi umuda yükledim.
Ne soğuk bedenimde isterim, kızılca karanfiller,
Ne de dostlara emanet tabutumda!
Çemberinden geçir, geçirebildiğin kadar, ey yalan felek!
Kırmızı mürekkeple yazıyorum, çilenin adını,
Sonsuz güne!
Mustafa Yürekli - Haber 7

Yazının yeni yüzü: Dijital edebiyat
01 Temmuz 2026 Çarşamba 11:26Cehennem ateşinin şiddeti dünya ateşinden yetmiş kat fazladır…
28 Haziran 2026 Pazar 15:47Kur’an-ı Kerim’de adalet
24 Haziran 2026 Çarşamba 15:43Sivil toplum kuruluşları neden edebiyata mesafeli?
22 Haziran 2026 Pazartesi 01:25Bir milletin büyük şairlere sahip olmasının anlamı
19 Haziran 2026 Cuma 19:20Ölü şehir ve kültürsüzlük
14 Haziran 2026 Pazar 08:53Şehir ruhu, kardeşlik ve şiir
10 Haziran 2026 Çarşamba 22:28Şair şehir ilişkisi
07 Haziran 2026 Pazar 11:36Ümmet ibadetlerle diriliyor
03 Haziran 2026 Çarşamba 23:16Kurban, paylaşım ve dayanışma
28 Mayıs 2026 Perşembe 00:57
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.