Mustafa Yürekli
Usta, çırak ve el verme..
Zil çaldı. ?Postacı!? dedi sokaktaki çocuklar..
Yerimden fırlayıp kapıya koştum. Kapıyı açınca bir zarfı gözüme sokarcasına uzatan çocukların güleç yüzlerini, ödüllendirmeyi bekleyen bakışlarını hala unutamam.
Zarfın üzerine baktım, gönderenin kim olduğunu anlamak için: C.Zarifoğlu yazıyordu. Evet, beklediğim mektup nihayet gelmişti. Üstadımın mektubuydu bu. Çocuklara, 'Canımı alabilirsiniz, size helal olsun..' dedim.
Annem, birden kapıda bitti. Beni içeri doğru çekti.. Ve çocuklara bekleyin işareti yaptı. Derken üç çocuğa üç elma verdi. Gökten bir mektup ve üç elma düşmüştü; mektup bana, elmalar çocuklara. Sevinç çığlıkları atarak uzaklaştılar. Benim sevinç çığlığım, yüreğimin çığlıkları kesinlikle onlarınkinden daha yüksekti..
Üstat, yazımın inci gibi olduğunu, kızlar gibi özenli yazmamın hem yazma eylemine, hem de dile getirdiğim duyguya, düşünceye saygı olduğunu belirtmişti. Şiirime ilişkin birkaç söz de vardı. Fark etmiştim: Şiiri güzel yazmak, onu daha kağıda geçirirken, ilk kelimenin yazılışında başlıyordu. Şiir, duyarlılık, dikkat ve özen demekti.
Cahit Zarifoğlu'ndan 1977 -87 arasında bir telgraf, altı mektup aldım. Telgrafı düğünümde, davetiye gönderdiğimden, katılamadığını belirtmiş ve iki dünya mutluluğu dilemek için Adana Müftülüğü Salonun'a göndermişti. İstanbul'da hastanedeydi, son günlerini yaşıyormuş meğer, bilemedik. Düğün, 15 Nisan'daydı; o 7 Haziran 1987'de Hakk'ın rahmetine kavuştu..
Aynı yıl, eylül ayında, İstanbul'a geçerken, Ankara'ya uğrayıp Devlet Planlama Teşkilatı'nda Erdem Bayazıt'a uğradım. Habersiz varmıştım; bu ani ziyarette bana bir saat kadar uzun bir vakit ayırdı. Evlendiğimi, evi İstanbul'a taşımaya karar verdiğimi anlattım.
Akabe Yayınları ve Mavera Dergisi, Bahri Zengin'e devredilmiş ve İstanbul'a taşınmıştı. Erdem Bayazıt, Bahri Zengin'e hitaben durumumu anlatan bir mektup yazdı. O mektupla İhsan Işık'tan sonra Akabe Yayınları ve Mavera Dergisi'nin başına genel yayın yönetmeni olarak ben geçtim. El vermek böyle bir şeymiş, o vakit anlayamamıştım.
Şairlerden, yazarlardan, pek çok sanatçıdan selamlar gelip gitti. Yazıştıklarım çok azdır. Sanat usta çırak ilişkisiyle öğrenilir. El almak yeteneğin onaylanmasıdır.. Sanatçı, artık kaderiyle başbaşadır. Usta olmak için kaç fırın dolusu ekmek yenecek, şiirse uğraşısı, top top kağıtlar yazılıp çöpe atılacaktır. Kolay değildir, bir eser ortaya çıkarmak.
Cahit Zarifoğlu'na ziyaretlerimde onlarca şiirimi elden verip okumasını bekledim, değerlendirmesini almaya çalıştım. Bir kaç kelimelik söz söylerdi. Bir usta şaire şiirini sunmak, o ana kadar hazırlık demek olan büyük bir uğraş ve heyecandır. Genç şair, şiirini bir ustaya göstermeye çalışmalı ki gelişebilsin.
Cahit Zarifoğlu'nun sözleri hep yüreğime yerleşti, yazı hayatım boyunca kılavuzluk etti.
Atasoy Müftüoğlu'nun birkaç mektubu vardır ki her okuyuşta yüreğimi sarsar, inancımı güçlendirir.
Mustafa Yürekli - Haber7

Sosyal hafıza ve tarih bilinci
03 Mayıs 2026 Pazar 11:20İslam İş birliği Teşkilatı Tahkim Merkezi kuruldu, sıra Güvenlik Konseyi’nde
29 Nisan 2026 Çarşamba 23:22Kültür ve edebiyat
27 Nisan 2026 Pazartesi 07:20İstanbul’un geleceği ve Haydarpaşa Cami projesi
22 Nisan 2026 Çarşamba 17:32Barış ve insanlık cephesi
21 Nisan 2026 Salı 17:12Modern aile, seküler eğitim ve çocuklarda kimlik krizi
18 Nisan 2026 Cumartesi 12:45Medeniyet mimarı sanatçılar
12 Nisan 2026 Pazar 15:28İlâ-yi kelimetullah: İslam’ın zafer ve barış felsefesi
08 Nisan 2026 Çarşamba 14:39Kalbin zehiri: Nifak
07 Nisan 2026 Salı 19:02Tefrika büyük günahtır
04 Nisan 2026 Cumartesi 16:19
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.