‘Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu’

"Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu& 1

‘Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu’

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 13-15 Ekim 2019 tarihleri arasında akademik dünyanın tüm dikkatlerini üzerinde toplayacak. Ç.Ü. İlahiyat Fakültesi’nin koordine edeceği “Din Psikolojisi Anabilim Dalları IX. Koordinasyon Toplantısı ve Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu”nda, din psikolojisi alanında araştırma yapan akademisyenler gençlerin dini hayatını konuşacaklar.

Ç.Ü. İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Asım Yapıcı’nın koordinasyonunda gerçekleştirecek olan sempozyuma, Türkiye’deki 72 ilahiyat fakültesinde Din Psikolojisi analında önemli çalışmalarıyla tanınan yaklaşık 150 akademisyen katılacak.

“Din Psikolojisi Anabilim Dalları IX. Koordinasyon Toplantısı”da sunum yapacak katılımcılar, yapılacak olan “Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu”na ilişkin çeşitli açıklamalar yaptılar.  

"Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu& 18

DEİZME YÖNELİM YARDIM ÇIĞLIĞI OLMASIN?

Sempozyumun koordinatörü din psikolojisinin tanınmış hocalarından Prof. Dr. Asım Yapıcı, yaptığı açıklamada “Çok hızlı değişen bir dünyada yaşıyoruz. Eskiden değişime ayak uydurmakta zorlanıyoruz derdik, şimdi çok rahat uyum sağlıyoruz. Her an yeni bir dünya kuruluyor gibi. Bu süreçte din algısı, dindarlık biçimleri de değişiyor. Algılarımız, idrak biçimlerimiz,  dünya görüşlerimiz, yaşam felsefelerimiz, gündelik hayattaki tutum ve davranışlarımız köklü bir şekilde değişiyor, hatta mutasyona uğruyor diyebiliriz. Ancak görünür de üç temel yapı söz konusu. Birincisi, maneviyat temelli bireysel bir dindarlık, ikincisi kurumsal-geleneksel temelli dindarlık, üçüncüsü ise dinden uzaklaşma. Günümüz gençleri söz konusu bu üç durum arasında kıvranmaktadır.” dedi.  

Türkiye’de yaygınlaşmaya başlayan gençliğin deizme yöneldiği izlenimini de değerlendiren Prof. Dr. Asım Yapıcı, “Kanaatimce gençler deist değildir. Allaha inanmaktalar, daraldıkları zaman dua etmekteler. Ancak kurumsal dinlerin dünya görüşlerini, bakış açılarını ve bu çerçevede şekillenen yaşam biçimlerini onaylamak istememektedirler. Ait olmadan inanmayı tercih etmektedirler. Acaba deizm olarak adlandırılan bu durum gençlerin bir yardım çığlığı olarak değerlendirilebilir mi? Gençler arasında inançsızlık eğilimleri artıyor mu? Gençler radikal grup ve yapılara neden yöneliyor? Sempozyumumuzda bu konular etraflıca tartışılacaktır.” açıklamasını yaptı.

 

"Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu& 4

Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Kenan Sevinç de,

günümüzde dünya genelinde, kendini dindarlık yerine farklı yönelimlerle tanımlama eğiliminin yükselişte olduğu tespitini yaparak, “Dünya nüfusunun yaklaşık %16’sı herhangi bir dine, spiritüel inanca sahip ve doğaüstü herhangi bir varlığa inanmadığını belirtmektedir. Çeşitli araştırmalar, bu kitlenin Türkiye’de de gün geçtikçe büyüdüğünü iddia etmektedir.” dedi.  

Bu bireylerden bazılarının bir inançsız olarak yetişirken; bazılarının da sonradan inançsızlığa yönelmekte olduklarını belirten Dr.Kenan Sevinç, “Yaptığımız araştırmada kendilerini atesit olarak tanımlayanların yarısının inançsızlıkla ilgili herhangi bir kitap okumadığı görülmüştür. Hayat hikayeleri ve inançsızlığa geçiş süreçleri incelendiğinde ise büyük çoğunluğunda asıl etkenin sosyal çevre olduğu, sonradan inançsız olanların anne-baba dindarlık düzeylerinin genel popülasyona göre düşük olduğu veya ergenlik dönemlerinde anne-babalarıyla ilişkilerinin inançlılara göre daha olumsuz olduğu, dindarlarla veya din adamlarıyla ilgili olumsuz yaşantıları bulunduğu, asgari dini sosyalleşmeye maruz kaldıkları ve bunların etkisiyle afektif olarak inançsızlığa yönelen bireylerin daha sonra bunu rasyonelleştirmeye ve entelektüel bir zemin oluşturmaya çalıştıkları tespit edilmiştir.” dedi.

GENÇLİK BUNALIMININ TEMELİNDE KİMLİK KRİZİ VAR

Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Recep Yaparel ise yaptığı açıklamada “Günümüz gençliğinin sorunlarını, toplumsal sorunlardan bağımsız olarak düşünmek, tanımlamak ve çözmek mümkün değildir. Birey olarak genç, içine doğduğu toplumsal kültürün bir parçası olarak, kimliğini ve kişiliğini kendini kuşatan çevre ile kurduğu ilişkiler içinde oluşturur ve inşâ eder.” dedi. 

Gençlerin dini hayatına sosyolojinin sosyalleşme yaklaşımını sürdürerek psikolojinin benlik, kişilik ve kimlik kavramlarıyla yaklaşan Prof. Dr. Recep Yaparel, “Genç, kimliğin ve şahsiyetin  temel unsurları ve boyutlarından biri, belki de en önemlisi, Aşkın ve Müteâl (Allah) olan ile kurması gereken sağlıklı ve mâkûl ilişkiyi kuramaması yada kaybettiğinde inançsızlık, dinden uzaklaşma, dine ilgisizlik, yeni dînî arayışlar (ateizm, deizm gibi) biçiminde ortaya çıkan dînî sorunlar kaçınılmaz olacaktır. Gençler arasında yaşandığı gözlenen dînî sorunların temelinde öncelikle bir "kimlik krizi"nin yattığı söylenebilir.” tespitlerinde bulundu.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Sevde Düzgüner de, insan ömründe gençlik döneminin bireyin kendi “kimliğini kazandığı” bir dönem olduğundan genç, “ailesi ve okulu başta olmak üzere çevresindeki bireylerden farklı yönlerini keşfedip kendini inşa sürecine girer” tespitini yaptı.

Duygusal karmaşa ve sorgulayıcı düşüncenin hâkim olduğu bu dönemde gencin ilgilisini çeken konulardan birinin de din olduğunu hatırlatan Dr.Sevde Düzgüner, “Gençlerin din algısının şekillenmesinde ise bireysel, sosyal, kitlesel ve teknolojik pek çok etmen rol oynar.  Gençlerin zihinlerinde teknolojik unsurlarla dini konuların ayrı yerlere kodlanmasına işaret eden “bilişsel kutuplaşma”, içinde bulunulan zamanın kötü olması sebebiyle dini uygulamaları yerine getirememeyi anlatan “bugünü eleştirme”, ülke ve dünya genelindeki savaş ve adaletsizlik gibi sorunları açıklamak için dine başvurma veya dini reddetmeyi kapsayan “toplumsal problemleri sorgulama” bu temalardan bazılarıdır. Günümüz gençlerinde dini radikalleşmeden ateizme kadar uzanan çok çeşitli tutum ve davranış yelpazesi görülmektedir.” analizini yaptı.

İNANÇ KRİZİ GELİŞİM KRİZİNE DAHİLDİR

İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Hasan Kaplan da sempozyuma ilişkin değerlendirmesinde, “Günümüzde gençlerde deizm şeklinde ifade edilen aslında bir inanç krizidir. Bu krizi kelam, felsefe ve sosyoloji makro seviyelerde ele alır. Ancak bir de işin mikro seviyesi vardır. Bu anlamda inanç krizi bireyin gelişimiyle ilgili psikolojik bir durumdur.” dedi.

Soruna gelişim psikolojisi paradigmasıyla yaklaşan Prof. Dr. Hasan Kaplan, sempozyuma ilişkin ön değerlendirmesinde “gelişim süreci çeşitli riskler ve fırsatlar içeren bir büyüme krizidir ve bir alt boyutu da inanç krizidir.” dedi. Olumlu yönü, normal gelişim sürecinde gençlerin şekilcilik, taklit ve fanatizmden uzaklaşma, böylece fıtrata uygun içselleştirilmiş olgun bir dini/manevi yönelim” göstermeleridir. Olumsuzluğun ise araçsallaştırılmış, çeşitli patolojik dindarlık biçimlerine yönelme ya da dinden tamamen uzaklaşma gibi riskleri de içermekte” oluşuna dikkat çekti.

 

"Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu& 13

KENDİNİ “DİNDAR” TANIMLAMAKTAN KAÇINIYORLAR

Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Muammer Cengil, Türkiye’de uzun yıllar dindarların ötekileştirilen bir grup” olduğunu hatırlatıp, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bazı kesimlerin “tüm dini grup/cemaatleri aynı kategoriye koyup ‘bugün onlar yarın bunlar” şeklindeki yaklaşımı, toplumda önce “herhangi bir dini gruba aidiyeti” daha sonra ise “dindar bir birey olarak tanımlanmak istememeyi” beraberinde getirdiği açıklamasını yaptı.  

 

GENÇLERİN KİŞİLİKLERİNİ BULMALILARINA YARDIM EDİLMELİ

 

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Ahmet Albayrak, gençliğin inanç krizine iletişim psikolojisi açısından yaklaşıp “hayatın sosyo-psikolojik temellerini ve içeriklerini anlayamadan gençlerimizi nasıl tanımlayabiliriz ki?”  ve “gerçeklerini ve ideallerini görmeden ve kabullenmeden gençlerimize ulaşabilir miyiz?” sorularını sorarak değerlendirmesine başladı.

 

Doç. Dr. Ahmet Albayrak, “İletişim psikolojisi açısından temel çözümlerden biri, kendi kişiliğimizi olduğu gibi taklit etmelerini beklemeden gençlerin yaşam koşulları içerisinde kendi kişiliklerini bulmasına yardımcı olmamızdır.” tespitini yaptı.

 

Gençliğin inanç krizi Adana’ya dert oldu. Ç.Ü. İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Asım Yapıcı’nın koordinasyonunda, 13-15 Ekim 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan “Günümüz Gençlerinin Dini Sorunları ve Çözüm Arayışları Sempozyumu”na, Türkiye’deki 72 ilahiyat fakültesinde Din Psikolojisi analında önemli çalışmalarıyla tanınan yaklaşık 150 akademisyen katılacak. Otel’de sunulacak tebliğlerde, üç gün boyunca, gençliğin inanç krizi, nedenleri ve çözüm yolları tartışılacak..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.