Bahir Yıldırım

Bahir Yıldırım

Modern zamanın görünmez kuşatması: Sekülerizm ve Müslüman kimliği

Modern zamanın görünmez kuşatması: Sekülerizm ve Müslüman kimliği

​Giriş katında ibadet, mutfakta sekülerizm... Günümüz Müslümanı, inancını cami duvarlarının dışına taşımakta zorlanırken; zihin dünyası "sekülerleşme" adını verdiğimiz sessiz bir fırtınanın etkisi altında kalıyor. Peki, bu rüzgâr bizi nereye savuruyor?

​Günümüzde dindarlık, bir "şekil" meselesine indirgenme tehlikesiyle karşı karşıya. Eskiden "inkâr" üzerinden gelen tehditler, bugün yerini çok daha sinsi bir sürece bıraktı: Anlam kaybı. Seküler hayat tarzı, bir Müslümanın hayatından namazı veya orucu söküp atmıyor; aksine, ibadetleri yerinde bırakırken, o ibadetlerin hayatı inşa etme gücünü elinden alıyor.

Hayatın merkezinden kıyıya itilmek

​Sekülerizmin en büyük başarısı, hayatı "dinî" ve "dünyevi" olarak iki kompartımana ayırmasıdır. Bugün pek çok Müslüman, seccadesinin başında gösterdiği hassasiyeti ticari hayatında, sosyal medya dilinde veya ailevi kararlarında gösteremiyor. İnanç, hayatın yönetici gücü olmaktan çıkıp, sadece bir "teselli kaynağı" veya "hobi" seviyesine geriliyor. Bu zihin bölünmesi, Müslüman kimliğinin omurgasını zayıflatıyor.

Tüketim çarkında kaybolan "Emanet" bilinci

​Modern dünya bize "tükettiğin kadar varsın" diyor. Seküler hayatın pompaladığı bu sınırsız tüketim iştahı, İslam'ın kanaat ve iktisat kalesi olan kalbimizi kuşatıyor.

Eşya ile kurulan bağ: Eskiden "emanet" olarak görülen dünya malı, şimdilerde bir statü göstergesi ve mutluluk kaynağı haline geldi.

Anlık hazlar: Sabır ve tevekkül gibi kavramlar, yerini "hemen şimdi" diyen bir sabırsızlığa ve anlık haz arayışına bırakıyor.

Bireycilik ve ümmetin yalnızlaşması

​Sekülerizm, "ben"i merkeze alır. Oysa İslam, "biz" demeyi emreder. Günümüzde Müslüman birey, modernizmin getirdiği aşırı bireyselleşme ile kendi kabuğuna çekiliyor. Komşuluk haklarından toplumsal sorumluluklara kadar pek çok değer, "kişisel özgürlük" perdesi arkasında siliniyor. Müslüman, kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor; ümmet bilinci, yerini bireysel kariyer hedeflerine bırakıyor.

Sonuç: Kimlik erozyonuna dur demek

​Seküler hayat tarzı bir kader değil, bir tercihler bütünüdür. Müslümanlar için asıl tehlike; modern dünyaya uyum sağlama adına, kendi değer yargılarını o dünyanın standartlarına göre revize etmesidir. Çözüm ise İslam’ı sadece bir ritüeller bütünü değil, hayatın her karesine nüfuz eden bir "nizam" olarak yeniden keşfetmektir.

​Dünya ile ilişkimizi, dünyevileşmeden kurmanın yollarını bulmak zorundayız. Aksi takdirde, kimliğimiz sadece nüfus cüzdanlarında kalan bir hatıradan ibaret olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bahir Yıldırım Arşivi