Sait Özdemir
Ömür sermayesini iyi kullanmak.
Ömür sermayesini iyi kullanmak.
Şöyle bir hikâye anlatılmaktadır: Yaz sıcağında Bağdat sokaklarında buz satan biri olanca sesiyle şöyle bağırır: "Sermayesi erimekte olan bu zavallıya yardım edin!
Satıcının Bu feryadı duyan büyük veli Cüneyd-i Bağdadî, olduğu yere çöker başını ellerinin arasına alıp düşünceye dalar.
Yanında bulunan talebeleri telaşla, kendisine ne olduğunu sorduklarında, buz satan kişiyi işaret ederek, "Onun bu sözleri beni derinden sarstı, eriyenin yalnız buzlar değil, insan ömrünün olduğunu fark ettim. Yaz Sıcağının, adamın maddî sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da bizim asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Adamın buzlarının erimesine hayıflandığı kadar, ömrünün boşa tükenmesine karşı içi sızlamayanlara yazıklar olsun," der.
Dünya sermayesini ahret sermayesine tebdil edemez isek, dünyadaki gayretler, hepsi boşa gider. Netice hüsran ve acı bir aldanıştır, israf çılgınlığı ve merhamet yoksulluğu, dünyada baş belası, ahrette azap sermayesidir.
Ramazan ayı bunun için ne büyük bir nimettir.
Ömür, doğum ile ölüm arasında geçen zaman dilimi olup, insanoğluna bahşedilen en büyük nimet ve paha biçilmez bir sermayedir. Bu kıymetli sermaye aldığımız her nefes, geçen her saniye, her saat, her gün, her ay ve her yıl güneşin karşısında eriyen buz misali devamlı eriyip tükenmektedir.
Bizlere bir ömür sermayesi veren Allah Teâlâ, bu büyük sermayenin hayırlı alanlarda değerlendirilmesini istemektedir. Faydalı ve hayırlı alanlarda geçirilmeyen ömrün hesabının sorulacağı bilinmelidir.
Peygamberimiz (s.a.v.) bu noktaya dikkat çekmektedir: "Kıyamet gününde bir insan, şu dört şeyden sorulmadıkça hiçbir yere gidemez: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nasıl harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden ve ilmiyle nasıl amel ettiğinden." (Tirmizî,Kıyâmet 1)
İnsan dünyaya bir defa gelir. Kendisine verilen yaşama fırsatını iyi veya kötü bir şekilde kullanır, sonra da bu âleme veda' edip gider.
Fırsat önümüzdedir. Ömrümüz tükenmeden, son nefesimizi Allah'a teslim etmeden kendimize gelelim.
Bir defalığına kullanılmak üzere bize emanet verilmiş olan ömür sermayesini iyi değerlendirelim. Sorumluluğumuzu daima ön planda tutalım. Herkes huzur istiyor değil mi? "Kalpler ancak Allah'ı daima anmakla huzur bulur."
Geçmiş günlerimizin dosyaları kapanmıştır. Bunlarda değişiklik yapabilmenin imkanı yoktur. Gelecek günlerimizin varlığı ise şüphelidir. An bu andır.
Bu anımızın gönül ve alın terlerini hayat tarlamıza tohumlar isek, inşallah ahretimizin sırça sarayları olur.
Şeyh Sadi‘nin ifade ettiği gibi “Yeryüzü Rabbin umumî sofrasıdır.”
Kalın sağlıcakla
Sait ÖZDEMİR
Uzman Psikolojik Danışman

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.