Prof. Dr. Mehmet Görmez: İnsanlığın Vicdanına Çağrı
İnsanlığın Vicdanına Çağrı
İnsanî ve İslâmî görevim olarak, Gazze'deki üniversitelerin profesörlerinin, ölümden kıl payı kurtulanların çığlıklarını tüm insanlığa ulaştırmam gerektiğini düşünüyorum. Onlar, olanakların kıtlığı ve yaşamın temel unsurlarının yokluğu karşısında bile, çadırlarda ders vermeye devam etmeye çalışıyorlar ve bilginin, eğitimin meşalesini canlı tutmaya çabalıyorlar.
Bize ulaşan son mesajlar, Gazze'deki hocalarımızdan gelenler, çadırlardaki yaşamın, kışın sertliği ve soğuğun şiddeti altında neredeyse imkânsız hale geldiğini ortaya koyuyor. O aceleyle kurulan, harap çadırlar, hatta insanların hayatını koruyacak en asgari barınmayı bile sağlayamaz hale geldi; onları hayatta tutmaya yetmiyor. Gazze'de yaşanan soykırım, insanlık tarihinin bildiği en acımasız felaketlerden biri; dünya, gözleri önünde bir halkın kökünden sökülüp atıldığını, hafızasının silindiğini, kültürünün yok edildiğini, geleceğinin baltalandığını ve en temel yaşam ve hayatta kalma unsurlarının elinden alındığını izliyor. Yüz binlerce masum, çoğunluğu kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalar, her gün hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Orada... bir enkaz yığınına dönmüş şehrin ortasında, amansız bir kışın ağırlığı altında, mazlumlar, onları soğuktan koruyamayan, güvenliklerini sağlayamayan harap çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyorlar. Hastaneler, okullar, üniversiteler ve ibadethaneler yerle bir edildi; Siyonist işgalin suçları yüzünden, insanların hayatını sürdürmesini sağlayan tüm tesisler dümdüz edildi. Bir milletin geleceği, bir toplumun hafızası ve insanlığın ortak mirasının bir parçası, dünyanın gözleri önünde sil baştan yok edildi. İşgalin işlediği katliamlar, coğrafya, aidiyet ve inanç sınırlarını aştı; bu artık belirli bir halkın meselesi, bir toprak ya da din meselesi değil, bizzat insanlığın anlamı için bir sınav haline geldi: İnsan olmak ne demektir, insanlığımızı korumak ne anlama gelir? Soykırımın faillerine karşı tutumumuz, duracağımız taraf, yaşananlara karşı üstlendiğimiz sorumluluk, insanî onurumuzun gerçeğini ortaya koyacak ve ona ne kadar sadık kaldığımızı ölçecek.
Bu yüzden, tüm insanlığa sesleniyorum: Gazze'nin maruz kaldığı bu büyük zulmü kabullenmeyin! Acısını, günlerin haberleri arasında kaybolup giden bir haber ya da zamanla unutulup gidecek bir felakete dönüştürmeyin. Vicdanlarınızı uyanık tutun, seslerinizi yükseltin ve bu soykırımı her yerde gündemde tutun. Sessizlik, kayıtsızlık ve seyirci kalmak gibi tutumların, zulme daha fazla zaman tanıyıp onu sürdürmesine ve büyümesine izin vermesine yol açmayın. Gazze için seslerini yükselten, imkânlarını onun zaferi için seferber eden, yardım ulaştırmaya çalışan ve meydanları, alanları zulme karşı reddiye ile dolduran tüm kardeşlerimize: Çabalarımızı ikiye katlamalıyız, seslerimizi daha çok yükseltmeliyiz ve aramızdaki kardeşlik bağlarını pekiştirmeliyiz. Her geçen gün daha fazla insanın bu büyük insanî ayaklanmaya katılmasını sağlamalıyız. Hâlâ harekete geçmemişlere de aynı çağrıyı yineliyoruz:
Sorumluluk alma vakti geldi. Her insan, yerinden ve elindeki imkânlarla, bu katliamları durdurmak ve mazlumların yaralarını sarmak için harekete geçsin. Zira mesele burada bir seçenek değil; hepimizin omuzlarına yüklenmiş bir sorumluluk. İnsanlık, Gazze'nin enkazı altında gömülü onurunu ve şerefini geri almadıkça yeniden ayağa kalkamaz, sağlığına kavuşamaz. Ve dünya düzeni, tüm kurumları ve kuruluşlarıyla, bu acizlik ve suç ortaklığı utancını tarih önünde taşıyacak.
Bu utanç, insanlığın kara sayfalarına yazılacak ve unutuşun silemeyeceği bir tanık olarak kalacak. Ancak tarih, buna karşılık, bu zulme karşı ayaklananların seslerini, mazlumların yanında durmayı seçenlerin tutumlarını kaydedecek; zira çoğu onları terk ettiğinde bile onlar sadık kalacak. Şunu hep hatırlayalım: Mazlumların yanında durmak, insanlığımızın özüdür ve anlamına sadık kalmanın gereğidir. Bugün Gazze için ne yaparsak, onu insanlığın geleceğine, çocuklarımızın büyüyeceği dünyaya, ortak insanî vicdana emanet ediyoruz.
Bu emaneti koruyalım; sözlerimizi, imkânlarımızı, bilgilerimizi ve enerjilerimizi Gazze'deki halkımızın zaferi için seferber edelim. Çığlıklarını dünyanın en uzak köşelerine taşıyalım, acılarını yeryüzünün her noktasına ulaştıralım. Bu zulüm devam ettiği sürece susmayacağız, ne yorulacağız ne de geri adım atacağız; adalet terazisi lehine dönene, mazlumlar onurlu ve huzurlu bir hayatta haklarına kavuşana dek. Sözümüze sadık kalalım, görevimizi yerine getirelim, ta ki bu gerçekleşene kadar. Allah'ım, Rabbim, kardeşlerimize yardım et, mazlumlara yardımcılık et, rahmetin ve zaferinle onları kuşat; zalimleri azametin ve kahırınla kahret ve alçalt. Allah'ım, bizi kardeşlerimizin yaralarına merhem kıl, taşıdıkları yüklerde onlara destek ol ve üzerimize yüklediğin sorumlulukları hakkıyla yerine getirmeyi nasip et.
Bizi, zulme karşı susmayan kullarından eyle; yüzüne karşı sözünü söyleyenlerden, elinden geleni yaparak onu savunanlardan, mazlumların dualarını alanlardan, acılarını ve yüklerini paylaşanlardan eyle. Allah'ım, hesabımızı kolaylaştır, bizi kıyamet gününde bu mazlumların huzurunda utandırma; acılarının ve dualarının vebalini üzerimize yükleme. Allah'ım, bizi bağışla, bize rahmet et; bizi adaleti ayağa kaldıran ve koruyan bir iradeyle rızıklandır, kardeşlerimizin haklarını koruyan ve yanında duran bir sadakatle, sana razı olduğun bir hayatla.
Sen bizim Mevlâmızsın, yalnız sana sığınırız.
…öyleyse bize zafer ver ve kardeşlerimize zalim kavme karşı zafer ver. Allah'ım, âmin.
Prof. Dr. Mehmet Görmez
Kaynak:Adanapost
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.