Mustafa Yürekli
Medeniyete devletle yükselmek
Dünya, tarih sahnesi oluşuyla bir anlam ifade ediyor..
Tarihe can veren ise medeniyet.
İnsanlık, baba oğul zincirini, medeniyet denilen o eylemliliğin içinde sürdürüyor.
Zaman, birey ve toplumun akışını, medeniyetle şekillendiriyor;mekana hapsederek çerçeveliyor..
*****
Düşünceye saygı tarih sahnesinden kalkalı çok oldu.
Zorbalık, maskesini yüzyıllar önce çıkarmıştır.
*****
Düşüncenin elinde hala bir güç varsa onunla bir şeref kazanabilir mi?
İnsanlık, uzun süren gafletten ve hayallerinden uyanabilir mi?
Sorulmayan sorular, bilgisizlik, bilinçsizlik kıyıcı olabiliyor..
*****
Düşünce ile eylem arasındaki çöken köprü, ayağa kalkabilmek için güçlü bir oy çokluğuyla hakların yerine getirilmesini istemektedir.
Allah’ın hakları yerine getirilecek ki düşünce kötürüm olmaktan kurtulsun..
Kulların hakları yerine getirilecek ki eylem kör gidişten kurtulsun..
*****
Devlet binası sarsılmakta..
Çürümüş temeller çökmekte.
*****
Kanunu, tahta çıkarmak gerekli.
Kanun, İlahi İrade değil mi?
Hukukun üstünlüğü, Allah’ın şanının yüceltilmesi olmadığı sürece serap kalmaya mahkumdur.
Sonunda Allah’ı yaratıcı ve insanı kulu olduğu için saymak; gerçek özgürlüğü siyaset birliğinin temeli yapmak için madde boyutunda imkan verilmiş görünüyor.
*****
‘Boş ümit!’ diyenler haksız sayılmaz..
Ahlak imkanının eksikliği yadsınamaz.
Cömert zaman, karşısında anlayışsız ve kaba bir nesil bulmaktadır.
*****
İnsan, kendisini davranışlarıyla resmeder.
Çağımızda, yeryüzünde sahnelenen dramda insanlık hangi şekli almıştır dersiniz?
Bir yandan vahşet’
Öbür yanda gevşeklik!
İnsanın dünyevi geriliminin iki kutbu bu: vahşet ve gevşeklik! İkisi de çağ içinde belirmiş.
Oysa medeniyet denilen insan geriliminin iki kutbuysa adalet ve cihat!
*****
Altta, yönetilen kesimde, hem de yaygın bir biçimde, bağların çözülmesiyle serbest kalan ve denetlenemeyen bir hırsla, hayvanca doyurulmaya koşan, kaba, başıboş hevesler kendilerini gösterir.
O halde nesneye bağlı insanlığa dair belki devlet üzerinde şikayet etme hakkı vardır.
Öze bağlı insanlık ise kendi kurumlarına saygı göstermek zorundadır.
*****
Devlet, varlığını koruma gereği duyduğu anda insanoğlunun şerefini gözü görmüyor diye eleştirilebilir mi?
Hayata şekil veren irade ve güç olarak devlet, henüz hakikate götürülüp doğru algılanamazken, şiddet kullanarak ayırması ve bağlarla bağlaması, kısaca iç ve dış güvenliği, adalet ve barışı sağlayan bir yapıya kavuşturması nasıl beklenebilir?
*****
Devlet hangi koşullarda yıkılmayı hak eder?
Dağılan insan topluluklarının yukarıya, medeni hayata (birlik, düzen ve ahenk) yükselmeye çalışacak yerde, ilk aşamaya, canlılar dünyasına düşmesi nasıl açıklanabilir?

İlmin hedefi, Kuran merkezli bir hayattır
23 Temmuz 2026 Perşembe 15:37İslam İşbirliği Teşkilatı içinde Savunma Konseyi kurulmalı
19 Temmuz 2026 Pazar 22:0215 Temmuz'un farkı
15 Temmuz 2026 Çarşamba 20:00İrşaddan "proje bazlı ve profesyonel" hizmete..
11 Temmuz 2026 Cumartesi 12:14Dijital edebiyatın geleceği: Yeni biçimler, yeni sorgulamalar..
07 Temmuz 2026 Salı 10:18Yazının yeni yüzü: Dijital edebiyat
01 Temmuz 2026 Çarşamba 15:26Cehennem ateşinin şiddeti dünya ateşinden yetmiş kat fazladır…
28 Haziran 2026 Pazar 15:47Kur’an-ı Kerim’de adalet
24 Haziran 2026 Çarşamba 15:43Sivil toplum kuruluşları neden edebiyata mesafeli?
22 Haziran 2026 Pazartesi 01:25Bir milletin büyük şairlere sahip olmasının anlamı
19 Haziran 2026 Cuma 19:20
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.