İrfan Küçükköy

İrfan Küçükköy

Mücadele Birliği Hareketi’nde Çapa’nın Büyük Ağabeyi: Necmettin Türinay

necmettin-turinay.jpg

Kitap: Mücadele Birliği Hareketi’nde İlkler
Hazırlayan: İrfan Küçükköy

Necmettin Türinay
Mücadele Birliği Hareketi’nde
Çapa’nın Büyük Ağabeyi

Necmettin Turinay, Afyonkarahisar ilinin Sandıklı ilçesinin Sorgun köyünde 1946’da dünyaya gelmiştir. İlkokulu kısmen köyünde, kısmen Sandıklı’da, ortaokulu Sandıklı’da, liseyi Afyon’da okudu. 1968'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile 1971'de İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Mücadelecilik yıllarından sonra, Atatürk Üniversitesi'nde 1980'de, II. Meşrutiyet dönemi dergiciliği ve "Resimli Kitap" üzerine yüksek lisans, 1986 yılında Cumhuriyet döneminin önemli romancılarından "Abdülhak Şinası Hisar ve Romancılığı" üzerine de doktora çalışması yaptı. Adı geçen romancının bibliyografyasını hazırladı. Doktora çalışması "Abdülhak Şinasi Hisar" adıyla 1988’de Milli Eğitim Bakanlığı yayınları arasında çıktı.)

MÜCADELE HAREKETİ İLE TANIŞMA

Ben,Necmettin Turinay’a Mücadele Hareketini kim aracılığı ile, nasıl tanıdığını sorduğumda şu cevabı verdi. “Aykut Edibali aslen Sandıklılı'dır. Ama ben tanışmazdım. Bir gün gözleri görüntü özürlü Mehmet Hoca isimli hasbi bir kişi bana, Aykut Edibali’nin kültürlü biri olduğunu, bir çalışma içinde olduklarını ve tanışmamın faydalı olacağından ısrarla bahsetti. Babasının Uzun çarşıdaki saat tamirciliği dükkanını tarif etti. Ben onunla görüşmek için Afyon’a gelip babasının dükkânını buldum. Bir çay içimi sohbet ettikten sonra babası bana evlerinin adresini verip, tarifini yaptı. Ben de evlerine gittim. Kapıyı çalıp, kendimi tanıtıp, Mehmet Hoca'nın selamını söyleyip kendisiyle tanışmak istediğimi ifade ettim. İçeriye buyur etti. İçeride bana uzun uzun davayı anlattı. Samimiyetine inandım. Böylece bağım kurulmuş oldu. İstanbul’da kaldıkları talebe evinin adresini verdi. İstanbul’da da arayıp buldum. Böylece Mücadele Birliği teşkilatı henüz resmen kurulmazdan önce harekete dahil oldum.”

Ben Necmettin Turinay’ı 1966 yılı yaz tatilinde Afyon’da tanıdım. Afyon’da vaizdim. Cuma namazı öncesi, İmaret Camisi’nde vaaz ettikten ve namaz kıldıktan sonra, müftülüğe doğru gidiyordum. Aykut Edibali ile Yoncaaltı Camisi önünde karşılaştım. Yanında yirmi yaşlarında, orta boylu, zayıf bir delikanlı vardı. Bana onu tanıttı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenci, dedi. Ayrıca Sandıklılı hemşehrim, diye ekledi.. Beni ona tanıtmadı. Nereye gittiğimi sordu, ben de söyledim. Necmettin Turinay, hiç konuşmadı. Sadece selamlaştık. Delikanlının bakışları, samimi ve yeni tanışma heyecanını daha doğrusu teslimiyetini gösteriyordu. Belki de ilk görüştüğü gün, olabilir.

MÜCADELECİLERİN KALESİ: ÇAPA

Bu gencin iki sene sonra, “Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun büyük abisi” olacağını tahmin edemezdim.

Necmettin Turinay çapa’da bulunan İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunda “Mücadele Birliği” adına aktif çalışmaya başladı. Bu okul İstanbul Çapa semtinde idi. Onun çevresinde öğrenciler toplanmaya başladılar. Kısa sürede büyük başarı elde etti. Okullarında öğrencilere müspet çizgide yön vermeye çalışan Ahmet Kabaklı, Nihat Sami Banarlı, Orhan Şaik Gökyay, Mehmet Kaplan gibi hocalar vardı. Okul müdürü ve müdür muavinleri de müspet çizgide idiler. İbrahim Kalpakkaya gibi Sol hareketlerin liderleri kabul edilen öğrenciler de aynı okuldaydı. MHP hareketi oluşmak üzereydi. Sayıları az da olsa taraftarları vardı. Henüz Erbakan hareketi başlamamıştı. Okul, önce hızlı bir Sağ- Sol etki çatışmalarına sahne oldu. Kısa zamanda öğrencilerin ekserisi Necmettin Türinay etrafında halelendiler. Hemen bütün okulda birden kültür çalışmaları dediğimiz beşerli, altışarlı grup çalışmaları başladı.

Konuşmamızda “O tarihlerde Yüksek Öğretmen Okullarına öğrenci olmak kolay değildi. Genellikle öğretmen okullarından veya liselerden birinci, ikinci, üçüncü olarak mezun olan, çalışkan ve başarilı olduklarını ispatlayan öğrenciler alınırdı” diyen Necmettin Türinay, “şayet akademik çalışmanın önemini kavrayarak, teşvik edici olsaydık, o dönemdeki mezunlardan belki beş yüzü eğitim prosedürlerinden geçerek profesör olabilirlerdi”, dedi. Şunu da ekledi. “Bu kapı çok sonra aralandı. Akademik çalışmalardan yıllarca ayrı kaldıktan sonra, bu yola yönelen arkadaşlarımızdan Şefik Dursun, Cafer Marangoz gibi onlarca profesör yetişti” dedi. Bunu ben kendimizden biliyorum. Biz Konyalı İlklere de “akademik çalışmalara yönelerek boşa zaman harcamayalım. Biz hareketi başarıya ulaştıralım, bizim hareketi inceleyenler profesör olsunlar” denirdi.

MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ ÜNİVERSİTELE NASIL ULAŞTI?

Yüksek Öğretmen Okulu’nun öğrencileri, çeşitli Fakültelerin de öğrencisi oldukları için Mücadele Birliği Hareketi, birçok fakültede bunlar sayesinde varlığını hissettirdi. Anadolu’dan gelen öğrenciler de başka fakültelerde biz de varız demeye başladılar. Böylece Mücadeleciler bütün fakültelerde varlık gösterir oldular. Ardından da bu hareketi, şimdiki tahminlerime göre İstihbarat örgütleri tarafından engelleme teşebbüsleri başladı. Türkiye’de Sağ- Sol öğrenci çatışmaları böylece başlamış oldu. Çapa ve Necmettin Türinay ismi bütün Türkiye’de bayraktı artık.

Bu tarihlerde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Burhan Felek’in bir yazısını okumuştuk. Burhan Felek Çapa Öğretmen Okulundaki bir toplantıdan bahsediyordu. Konuşma yapan öğrencilerin ağızlarından ”buhran” kelimesinin aktığını ve bu kelime etrafında bir reaksiyon hareketinin kokularını aldığını ifade ediyordu. Bunu yakın tehlike olarak lanse ediyordu.

MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİNE TUZAKLAR

Kıbrıs konusunda. Chonson’un mektubuyla ayakları suya inen, kırk yıldır sürdürülen Amerikan dostluğundan ümitleri kırılan İsmet İnönü, CHP desteğinde ABD aleyhtarı Sol gençlik hareketleri oluşturmaya yönelecek ve Devlet kontrolünde Sol hareketler geliştirilecektir. Bu gençlere 1968’de ABD 6. Filosu devlet kontrolünde protesto ettirilecektir. Protesto sonrası “Müslümanlar, ABD 6. Filosuna yönelerek namaz kıldılar” gibi ifadelelerle sol Basın ve muhtemelen CİA tarafından başka yöne kanalize edilecektir. Bu ayrıştırma teşebbüsleri zehirini kısa zamanda gösterecek, Sol hareket Marksist çizgide münhasıran İslami ve milli hareketler karşıtı haline dönüşecektir.

Bu esnada Çapalı öğrenciler, Üniversitelere sokulmak istenmeyecek, çeşitli çatışmalara kapı aralanacaktır. Bu esnada Necmettin Türinay daima Çapalıların abisidir. Talebe Derneği Başkanı Yusuf Olgun ve bir grup arkadaşımız solcuların saldırısına uğrayacaklar, yaralanacaklar, hastanelere taşınacaklar, ölümden döneceklerdir. Arkadaşlarımız da solcu militarist öğrencileri Yüksek Öğretmen okuluna sokmayacaklar ve bu eğitim yuvası azgın soldan arındırılacaktır.

1969 Eğitim yılının başlamasıyla Üniversitelerde SOL işgaller yeniden başladı. Sağcı öğrencileri okullarına sokmuyorlardı, artık. Kaba kuvvet Üniversitelere hâkim olmuştu. Marksist klikler azmışlardı. Bunlar Marksist anarşizmi iktidara gelme yolu olarak seçmişlerdi. Baskı, dayak, yol kesme, kimlik kontrolü, Kurtarılmış mahalle ve semt ilanları, süikastler, gammazlamak, ne tür zulüm varsa hepsi uygulandı

O tarihlerde biz bu baskıları yapanları Rus veya Çin taraftarı Marksistler olarak biliyorduk. Sonradan ortaya çıktı ki bu olayları el altından ABD ve CİA yönlendiriyormuş. Çok daha sonra da Solcular çeşitli Marksist klikler halinde parçalanarak birbirleriyle vuruşturulacaktır. Bütün bunları tabii seyri içinde düşünemiyorum.Nitekim Solu bir gizli el küçük parçalara bölerek tesirsiz, birbirleriyle vuruşan kuvvetler haline çevirdi.
Sağ reaksiyonlara iftiralar kırıla gidiyordu. Türkiye’nin en milli hareketi hızla ilerlerken yolu kesilmek istenecektır.

METİN TOKERİN HEZEYANLARI

Bu esnada, İsmet İnönü’nün damadı gazeteci yazar Metin Toker MİT güdümünde hazırladığı “Sağ’da ve Sol’da Vuruşanlar” isimli gazete tefrikasını yayınlayacak ve Sağ’ın DEV-GENÇ” i olarak Mücadele Birliği’ni yazacak, istihbarat destekli çalakalem yazı serisi, Türk Kültür ortamında ses getirecektir. Bu yazıda ağabeyliğini Necmettin Türinay’ın yaptığı İstanbul Yüksek Öğretmen okulundaki Mücadele Birliği çalışmaları geniş yer alacaktır.


“YENİDEN MİLLİ MÜCADELE MECMUASI” NECMETTİN TURİNAY

Yeniden Milli Mücadele Mecmuası kurulduğu zaman ilk ihtiyaç hissedilen bir yazı ve idareci kadrosu oluşturmaktır. Yazı kadrosunun Mecmua’da anons edilen isimler olmadığını İstanbul’a geldikten sonra öğrendim. Necmettin Turinay’a ilk yazı kadrosunda kimlerin var olduğunu sorduğum zaman şu isimleri verdi. Başta kendisi olmak üzere, Ahmet Taşgetiren, Hüseyin Gülerce, Yusuf Çalışkan, Sabahattin…daha sonraları Halil Bayrakçı, kapakların yapılmasında önceleri Saim Okan sonraları Haşim Vatandaş olduğunu, yazı kadrosunun yetişmesinde kendisinin de acemiliğine rağmen etkisinin olduğunu anlattı.
İdareci kadrosunda İdris Turan İlter, Salim Demirezen başta olmak üzere çeşitli arkadaşlar görev yapıyorlardı.

AYRILIŞ

1972 Martında yedek subay askerliği bitirip, terhis olup, Mücadele Birliği çalışmaları için İstanbul’a geldiğimde Necmettin Türinay’ı göremedim. Soruşturduğumda ayrıldığını söylediler. Ayrılış sebebini hiç araştırıp soruşturmadım. Ayrılmaların aslını araştırmak geleneğimizde yoktu. Hâlâ bilmiyorum. 1968’de bitirmesi gerekirken mezuniyetini üç sene geciktiren ve fedakârca Mecmua bünyesinde senelerce, karın tokluğuna hizmet veren birinin, bu idealle çalışırken çalışmalardan kopması için önemli, moral bozucu, umut kırıcı bir olayın veya olaylar zincirinin olması gerekir. İp kopar ama halat kesilmeyince kopmaz. Onunla birlikte kopan arkadaşlarımız davaya iple, iplikle değil, halatla bağlı arkadaşlarımızdı.
Kendisine ayrılış dönemi ile ilgili sorular yönettiğimde cevap vermemeği tercih etti. Hatta ısrarıma rağmen bir şey söylemedi. Demekki önemli umut kırıcı bir şeyler olmuş.

MÜCADELE BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE’YE YAYILMASINDA ÇAPANIN ROLÜ

Ben, Necmettin Türinay arkadaşımızın yönlendirdiği Çapalıların rolünü, askerlik dönüşü İstanbul’a yerleşip, Mücadele Birliği çalışmalarını, Anadolu’da, şehirlerinde tespit etmek için Türkiye’yi dolaşmaya başladığım zaman anladım. Trabzon’da Halis Ölmez’in yardımcısı Çapa Mezunu Mustafa Tosun idi. Giresun’da Çapa mezunu Ulvi Avcıata, Gümüşhane’de Cafer Marangoz bu illerde çalışmalar başlatmışlardı. Evlerinde misafir kaldım. Her gittiğim ilde bir Çapa mezunu ile karşılaştım. İllerde başkan değillerse ikinci, üçüncü sorumlu olarak hizmet veriyorlardı. Ve sohbet esnasında Necmettin Turinay ağabeylerini anıyorlar, Çapadaki öğrencilik yıllarının heyecanını yaşıyorlardı.

YOLUMUZ ESENKÖY’DE YENİDEN KESİŞTİ

Yalova Esenköy’ün milliyetçi mukaddesatçıların yazlığı haline getirilmesi Ahmet Muhtar Büyükçınar Hoca’nın heveslerinin ürünüdür. İstanbul İmam Hatip okulu hocasıdır. Öğrencilere kamp yeri ararlar. Esenköy’ün harimini uygun görürler. Öğrenciler arasında yarışlar düzenler, bir taraftan Cuma günleri civar köylere dağıtarak vaazlar verdirir. Kendisi iyi bir yüzme hocasıdır.

1980’ler İstanbul’da yazlık hevesinin başladığı yıllardır. Dindarlarda da yazlık hevesi başlamıştır. Ahmet Muhtar Hoca bir arsa alır, deniz kenarına evini yaptırır. Yanına da camisini yerleştirir. Dindarlar akın ettiler. Yazlık köyü, kültürlü dindarların yazlık merkezi oldu. Ben de 1985’te arsa alıp ev yaptırdım. Dindar kalmasında bir nebze rolüm oldu.

Yaz boyu haftada bir gün evlerde toplanıp sohbet yapıyorduk. Sonra bu toplantıları programlı ve konulu hale getirdik. Bu toplantıları Kaymakam Ahmet bey organize ediyor, eski milletvekili, emekli vaiz Feyzullah Değerli ve ben (İrfan Küçükköy) kültürel rehberlik yapıyorduk. Evler toplantılara yetersiz hale gelince Caminin önündeki boş binayı konferans salonu haline çevirdik. Haftada iki defa konferanslar verdiriyorduk. Gençlerde devam ediyorlardı. Bu gençler benim rehberliğimde duvar gazetesi de çıkardılar.

28 şubat olayından sonra konferaslara ara verdik o mekanı çay ocağı haline getirdik. Ancak köye akın devam ediyordu. Daha sonra köye değişik Müslüman gruplar gelmeye başladılar Cami önü geceleri yüksek seviyeli kültürel konuşmalara sahne olmaya başladı. Bu esnada Necmettin Turinay da köyden yazlık aldı. Bu mekana kültürel katkıda bulunanlardan biri de Necmettin Turinay olacaktır. Ayrıca Belediye’nin katkısıyla mübadele öncesi Rumların ağırlıkta olduğu köyle ilgili bir de sempozyum düzenlediler. Bu değerli sempozyumda konuşmacılardan biri de Necmettin Turinay idi. Ben köye gitmez oldum. Hâlâ Necmettin Turinay bu kültür ocağının fikirleriyle katkıda bulunan baş elemanlarındandır.
Necmettin Türinay, daima aktif yaşadı. Gazetelerde köşe yazarlığı, başyazarlık, konferanslar, seminerler, kitap yazarlıkları, üniversite hocalığı, başka başka hizmetler sundu.

Bu dönemiyle ilgili bir ansiklopediden şu alıntıyı arz edeyim.
"Edebiyat öğretmenliği yaptı.
TRT'de ve Devlet Bakanlığında çalıştı.
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun kuruluşuna katıldı ve üç yıl başkanlığını yürüttü.
1992'de başbakanlık müşaviri oldu. Bu vazifedeyken emekliye ayrıldı
Yeni Şafak gazetesinde uzun süre “Necmettin Turinay” kendi adıyla ve Ahmet Rıdvan müstear adıyla köşe yazarlığı yaptı.
2000- 2004'te Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanlığını yürüttü.

YAZILARI
Yeniden Milli Mücadele, Hisar, Türk Edebiyatı, Mavera, Töre, Doğuş, Edebiyat, Pınar, Milli Kültür, Milli Eğitim dergilerinde, Yeni Şafak gazetesinde çıktı.
Eserleri:
• Geleneğin Dünyası/Yeniliğin Ufukları, Birlik Yayınları (Ankara, 1983 - 208 sayfa), Akçağ Yay. (Ankara, 1996 - 227 s.)
• Abdülhak Şinasi Hisar, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları (1988, ikinci baskı 1993, 207 s.)
• Hüsn ü Aşk / Klasik Hikâyenin Son Merhalesi, Şeyh Galip Kitabı'ndan (İstanbul Büyükşehir Belediyesi yayını) ayrı basım (1995)
• Klasik Romana ve Leylâ ve Mecnûn'a Dair, Fuzûlî Kitabı'ndan (İstanbul Büyükşehir Belediyesi yayını) ayrı basım (1996)
• Değişen Toplum ve Aile, Akçağ Yayınları (Ankara, 1996, 202 s.)
• Kültür Dil ve Sanata Dair, Akçağ Yayınları (Ankara, 1997, 234 s.)
• Müşâhedat, (Ahmed Midhat Efendi'nin romanını sadeleştirerek yayına hazırladı) (Bilge Yayınevi, İstanbul, 1979) - Eserin ikinci baskısı Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında çıktı (Ankara 2004, 408 s.)
• Dua ve Yakarış, Etkileşim Yayınları (İstanbul, 2005 - 320 s.)
• Şehrin Büyük Rüyası, Etkileşim Yayınları (İstanbul, 2006 - 292 s.)
• Bir Yusuf Bin Züleyha, Etkileşim Yayınları (İstanbul, 2006 - 254 s.)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.