İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Suriye?ye Müdahalenin Faturasını Türkiye Öder


Suriye?de iki buçuk yıldır devam eden iç savaş?da binlerce sivil insanın ölmesine ve yüz binlerce insanın ülkeyi terk etmesine seyirci kalan BM, ABD ve İngiltere, uzun süredir Suriye?ye müdahale etmenin meşru bir yolunu aramakta, kollamaktaydı ki, sonunda olan oldu. Ve Suriye?de 400?e yakın çocuk olmak üzere 1300 sivilin ölümüne neden olan kimyasal saldırı gerçekleşti.

Sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığı maalesef acı bir gerçek. Ancak kim tarafından yapıldığı belli değil. Kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur. Failleri de mutlaka cezalandırılmalıdır. Ancak bu bağlamda, Batılı ülkelerin savaş ve işgal sebebi olarak ileri sürdükleri Irak'ta kimyasal silahların varlığı konusunda nasıl yanıldıklarını da hatırlamak gerekir. Şahsen, iç savaşta belli bir kazım elde etmişken ve hala iç ve dış desteği sürerken Esad?ın kimyasal saldırı yapabileceğine ihtimal vermiyorum. Birleşmiş Milletler (BM) denetçilerinin kimyasal silahların kullanımı konusundaki raporları henüz sonuçlanmadığını biliyoruz. Hukukçular,  Güvenlik Konseyi tarafından bir karar alınmadan Suriye'ye yapılacak herhangi bir askeri müdahalenin BM Yasası'na ve uluslararası hukuka aykırı olacağını belirtiyorlar.

İran, Rusya ve Çin?in Esad rejimine desteği ortada. Esad?ın, müdahale ihtimalini daha önceden düşünmüş ve tedbirlerini almış, saldırılacak bölgeleri çoktan terk etmiş olması da muhtemeldir. Yapılacak müdahalenin ise iç savaşı bitireceğine ihtimal vermiyorum. Aksine müdahalenin El Kaide ve Hizbullah?ın çıkarlarına da zarar vereceği göz ardı edilmemeli. Bu saldırıdan sonra Esad bölgede hakim olduğu ve Suriye yönetimine minnet borcu olan terör örgütleri Esad?ın yanında yer alacaktır ve muhaliflere karşı saldırının şiddetini daha da arttırmak sureti ile kayıpların çoğalacağını düşünüyorum.

Ortadoğu?da en büyük derin devlet yapılanmalarından bir tanesine sahip Suriye. Geçmişten bu güne başta ASALA, PKK, DHKP-C, Hizbullah ve El-Kaide olmak üzere Ortadoğu?daki tüm terör örgütlerinin destekçisi olmuş başta Bekaa Vadisi olmak üzere birçok kamp bölgesini bu terör örgütlerinin hizmetine sunmuştur. Hafız Esad döneminde Türkiye Suriye?den özellikle Asala ve DHKP-C?nin terör saldırılarıma maruz kalırken, Asala?ın dağıtılmasından sonra Suriyeli Asala militanlarının PKK terör örgütünün altyapısını oluşturmasında Suriye yönetimi ve El Muhaberatın rolü büyüktür. Uzun yıllar özellikle su konusunda sıkıntılı günler yaşadığımız Suriye ile ilişkilerimiz, Hafız Esad?ın vefatından sonra iktidara gelen Beşer Esad ile AKP iktidarı döneminde Başbakan R.T.Erdoğan?ın geliştirdiği dostlukla yoluna girmişken. Arap baharı rüzgârının Suriye?ye sıçraması ile ABD güdümlü politika takip eden R.T.Erdoğan?ın, Esad yönetimine karşı mücadele veren Muhalefet güçlerine (Özgür Suriye Ordusu)?na verdiği destek ve Esad aleyhine izlediği politika ve demeçleri ile Suriye yönetimi ile yeniden kanlı bıçaklı düşman olmamıza vesile olmuştur.

Sünni bir çoğunluğun olduğu Suriye?de Nusayri Baba oğul Esad?ların 40 yıldan fazla bir zamandır iktidarı ellerinde bulundurmasının en önemli dayanağı devletin her kademesine hâkim olmalarındandır. Esad?ın bu güne kadar kendinden emin rahat tavrının altında yatan güven de bundandır.                    Suriye?nin ?Asimetrik savaş? daki kabiliyetinin ne kadar üst seviyede olduğunu bilen biri olarak, Esad?ın Türkiye?ye yönelik bir füze ve kimyasal saldırıda bulunacağına ihtimal vermiyorum. Esad?ın Suriye?ye yapılacak olası bir askeri müdahalede, Esad?ın müdahaleyi, saldırı olarak addedip, Arap milliyetçiliğini kullanarak başta Şii olmak üzere Arap milliyetçiliği yapan örgütler ve derin devlet yapılanmalarını kullanarak Türkiye?de büyük ses getirecek eylemler yapacağı kuvvetle muhtemeldir. Neden derseniz? Şu anda Türkiye de görev yapan Suriyeli ajan sayısı sığınmacılarla birlikte gelenlerle, neredeyse emniyet mensubumuz sayısına ulaşmıştır. Suriye İstihbarat örgütü El Muhaberat, istihbarat ve soğuk savaş taktiklerini uygulama bakımından bölgede KGB ve MOSSAD? dan geri kalır düzeyde olmayıp, Türkiye?den de ileri bir vaziyettedirler.

Suriye?ye olası bir müdahalede en büyük zararı hiç şüphesiz Türkiye görecektir. Bunun en önemli nedenleri Akp hükümetinin Suriye yönetimi ve Esad?a karşı tavrı, iç savaş nedeni ile Suriye?den Türkiye?ye kontrolsüz göç, PKK terör örgütünün Suriye yapılanması PYD?nin sınırımızı kontrol altında tutmasıdır. Böylece, Müdahale sonrası Türkiye büyük risk altında olacak. Daha önce Reyhanlı?da yaşanan bombalı saldırıların benzerinin Türkiye?nin çeşitli yerlerinde büyük ses getirecek çapta yapılma olasılığı çok yüksektir. Siyasi ve diplomatik saldırıların artacağı, açılım sürecinin sabote edilmesi, hatta mezhep çatışmalarının körüklenmesi gibi eylemler Suriye?nin başvuracağı yollardandır.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim, Şam?da düzenlediği basın toplantısında Türkiye?yi tehdit edercesine ?Mısırdaki olaylar sebebi ile Türkiye?nin dengeleri sarsıldıysa Suriye?ye müdahale ile tamamen bozulur.?diyor

Suriye'ye bir müdahale bu ülkeyle sınırlı kalmayacak, bölgeye ve en fazla Türkiye'ye zarar verecektir. Batılı ülkelerin egolarını tatmin etmesinin faturasını Türkiye ödeyecektir. AKP, Batılı ülkelerin ne istediğine değil, Türk halkının sesine kulak vermelidir. Halkımız Suriye ile savaşa karşıdır. Halkımız AKP'nin Türkiye'yi Suriye ile yasal bir dayanağı ve meşruiyeti olmayan bir savaşa sürüklemesine izin vermeyecektir diye düşünüyorum.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

31.08.2013/adanapost.com

 

 

Yanıtla


Yönlendir



 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.