İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Artık akarsularımız değil, bakar sularımız olacak!

Önce devletin en önemli kurumları yok pahasına satıldı sonra topraklarımız satılmaya başlandı, doğal kaynak sularımız yıllardır özel ve yabancı şirketler tarafından şişeleniyor ve piyasaya sürülüyor. Şimdi de sıra akarsu ve su havzalarının özelleştirilmesine geldi.

Doğal su kaynaklarının şişelenmesi ve piyasaya sürülmesi konusunda yanlış bir anlamaya sebebiyet vermemek için bir açıklama getirmek isterim. Kaynak sularının işletilmesi ve milletin istifadesine sunulması önemli bir hizmettir. Sıkıntı bu suların yabancı şirketler tarafından şişelenerek ülke dışına da arz edilmesidir.

Doğal su kaynaklarının ve pınarların sularının işletilmesi önce özel sektöre ardından şirket evlilikleri ve şirket devirleri ile yabancı şirketlere geçmesinden sonra şimdide akarsular ve su kaynaklarının özel sektöre kiralanması ile ilgili yeni ?su kanun tasarısı? gündemde.

TBMM?ye sunulmak üzere hazır hale getirilen Su Kanunu Tasarısı Taslağının yasallaşması halinde akarsuların dışında daha önce HES?lerin kullanılması için izin verilen akarsular da, 49 yıllığına özel şirketlere kiralanabilecek. Kiralanan sulardan yıllık ücret alınacak ve ücretlendirmeyi Bakanlar Kurulu yapacak.

Akarsuları özelleştirmeye hazırlanan AKP kılıfını da hazırlamış. Sözde su dengesini gözeteceklermiş!

Konu ile ilgili araştırma yaparken bu konuda anayasa da ne gibi hükümler var diye baktığımda; Anayasanın Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi başlıklı 168.Maddesi okudum, sizlerle de paylaşıyorum.

T.C. Anayasası Madde 168: ?Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.? Diyor.

Bu maddeyi okuduktan sonra ilk etapta devlete ?tabi servetler ve kaynaklar? ın gerçek ve tüzel kişilere araştırılması ve çıkarılması yetkisi verildiği izlenimine varılıyor.

Konu ile ilgili anayasa hukuku konusunda uzman bir hukukçu ağabeyimi aradım ve görüşlerini sordum. Daha konuyu açar açmaz tasarı hakkında öyle öfkeli ve dolmuş ki, adeta köpürüyordu. ?Böyle bir şey olamaz bunlar çıldırmış olmalı akarsular insanların istifadesinde Allah tarafından sunulmuş millete mal olmuş yaşam kaynağıdır, kişiselleştirilemez.? Dedi. Ve ? Anayasadaki hükmün ise akarsular ve deniz ve göl vb. açık kaynakları kapsamadığını, arama ve meydana çıkarılması için belli bir çalışma gerektiren yeraltı kaynaklarının kastedildiğini? söyledi.

Tasarıya göre akarsu açık su kaynaklarını arazisinden geçen kişilerin kullanma önceliği olacakmış. Bu akarsuların işleme hakkını alan firmalar muhakkak koruma amaçlı olarak dışarıdan girilmesini önleyici tedbirler alacaktır. Peki, ırmak, dere, çay ve göl kenarında otlanan canlılar ve buradan geçen insanların bu sulardan istifade etmesi nasıl olacak?

Artık göl ve akarsu kenarlarında piknik yapmak da böylelikle maziye karışacak gibi.

Petrol fiyatlarının sık sık arttığı dönemlerde arkadaşlar arasında sohbet esnasında bir söylemim olmuştu ?su ile çalışan otomobil icat edilse yağmur yağdığı zamanlarda yağmur oluklarının altına ve arazilerde biriken yağmur sularının başına adam koyarlar vatandaş beleş su almasın? diye.  Sanırım böyle giderse bu afaki görüşüm gerçekleşecek gibi görünüyor.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

Araştırmacı Yazar

04.08.2014/adanapost.com.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.