ASİM umut yolculuğu güney doğu ile devam ediyor

ASİM umut yolculuğu güney doğu ile devam ediyor

ASİM ( Adana Sivil İnisiyatif Meclisi) olarak kısa bir süre önce bir heyet oluşturmuş; Konya, İstanbul ve Kayseri illerimizde STK başkanı, âlim, kanaat önderi, yazar ziyaretleri yapmış ve ardından güneydoğu ziyareti yapmak üzere bir karar almıştık.

ASİM heyetimiz, dört günlük bir program çerçevesinde aynı inanç ve ideal ekseninde çalışan kurumlarımızın yöneticileri ile tanışma, birlikte iş yapabilme kültürünü geliştirmeleri niyeti ve ümmetin birliğine küçük de olsa bir katkı sağlamak amacıyla Gazi Antep, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Diyarbakır illerimize ziyaretlerde bulunduk.

Din, İslam ve insanlık için çalışan yüzlerce âlim, molla, STK başkan ve temsilcileri ile bir araya gelerek istişarelerde bulunduk, yaptığımız görüşmelerde her bir kurumda ayrı bir nezaket, her birinde ayrı samimi bir karşılama gördük.

Yaptığımız istişare toplantılarında sayfalar dolusu not tuttuk, bir kitap yazacak kadar ama özet olarak notlarımızdan altını çizdiğim hususları paylaşacağım, daha sonra ASİM olarak en kısa sürede kamuoyunu bilgilendirmek üzere raporumuzu paylaşacağız.

Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında gündem çok farklı değil, sorunlarımız her yerde aynı diyebilirim.

İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar ortak tespitler, vurgular, sitemler, çözümlerden özetler…

Rol model olmada sıkıntılarımız var.

Kalemlerimiz, ifadelerimiz güzel ama fiillerimizde sıkıntılar var.

Son zamanlarda kurumsal ve kişisel olarak oldukça sekülerleştik.

Sivil toplum kuruluşlarımızın kendilerini ve iktidar ile ilişkilerini gözden geçirmeleri gerekiyor.

Ak Parti’nin iktidar nimetinin farkındayız ve AK Parti’yi küçümsemiyoruz. Ancak bir yanlışlık olduğunda da STK’ların seviyeli ve uygun bir üslup ile uyarma görevlerini ifa etmesi lazım.

Eskiden topraklarımızı fiilen işgal ediyorlardı, şimdi ise zihinlerimiz ve kültürümüz işgal altında.

Bugün Maalesef adı Ahmet, Mehmet v.s. olan, yani bizden görünen fakat bizim gibi düşünmeyen ve bizim gibi yaşamayan zihinleri kendi elimizle yetiştiriyoruz. Bundan daha tehlikelisi de bu işgali bize unutturabiliyorlar. Müslümanlar bir araya gelmesin diye barikatlar kurmuşlar. Bu barikatları aşmanın yolu, bir araya gelmektir. Birlikte hareket etmektir ve bu farzdır.

Solcu ve laik Kürtler ile Türkler kendi aralarında rahatlıkla işbirliği yapabiliyor. Peki, Müslüman Kürtler ve Türkler bu konuda neden yeterli işbirliği ve dayanışmayı ortaya koyamıyorlar?

Kimin rızası için çalışıyoruz bunu sorgulamamız lazım.

Âlimlerin konuşması gereken konuların halk içinde tartışılması uygun değil.

Sorgulayan bir din anlayışına ihtiyacımız var. Ama bunu halk nezdinde değil ilim ehlince yapılması lazım.

İslami tebliğin durması diye bir şey olamaz.

Yapılan istişareler sonucunda ayrılıklardan daha çok bizi birleştiren etkenler ve unsurlar üzerinde duruldu ve birlikteliğimizi ileriye taşıma hususunda tüm illerde faaliyet gösteren platformların karşılıklı ziyaretleşmeleri yönünde ortak bir istek hâsıl oldu.

Tebliğ, davet çalışmaları, eğitim, gençlik, kültür-sanat birçok konuda istişarelerin yapıldığı toplantılarımız çok verimli geçti, umutlarımız arttı.

Tarih, sanat, estetik kültür ve en önemlisi samimi insanların yaşadığı coğrafyalar meğerki ne kadar çok güzelliği içerisinde barındırıyormuş doğu ve güney doğuda…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.