Mehmet Yürekli

Mehmet Yürekli

Başbakan Erdoğan Sa'd b. Vakkâs'ın duasını etmeli!?

Başbakan Erdoğan Sa'd b. Vakkâs'ın duasını etmeli!’

A+A-

 

 

‘Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.’

M. Akif

 

Dindar insan, oportünist değil, iyimserdir. İnançsız kişi oportünist ve kötümserdir.  İslam la diğer dinler arasında bu noktadan ötürü büyük bir doktrin al fark vardır. Hıristiyanlık doktrininde, dünya nimeti, hazzı, özü itibarıyla din duygusuna zıttır. İslam’da meşru ölçülerde, aşırılığa kaçmadıkça, dünya nimeti manevi nimetlere aykırı değildir.

 

İnsan Allah’a ibadet etme, kul olma yolundaki gayretleri ile nebatlar, taş ve topraklar ve hayvanlardan ayrılmaktadır. İnsan, var oluşunun sırrına bu kul olma inancı ile ermektedir’

Yalnızca Allah’ın önünde eğilen insan ne yücedir, ne güzeldir. Peygamberler, veliler, alimler sadece Allah’ın önünde eğildiler, kuvveti elinde bulunduran zalimlerin, firavunların önünde değil. Şüphesiz, insanların en alçalmışı, Allah’a değil de başkasının önünde eğilen, tapandır’

Allah’a ibadet etmek, kul olmak gerçek anlamda olmalıdır. Yani, belli formdaki ibadetler için fizikî eğiliş demek değildir.

Kul olma; Kur’an da emredileni yapmak, nehiy edilenden kaçmak, tabiata iyi bakış, insana iyi davranış, ahlaklı, nazik, estetik, kötüyle savaş, iyiyle barış... Kısaca ‘yaratılanı severim yaratandan ötürü’ diye bilmektir’

 

Evet, Herkes ve her şey O’nun huzurundadır. Bizde O’nun huzurunda olarak bütün huzurdakilere gerekli davranışlarda bulunmak zorundayız.

 

Rönesans’tan bu yana, sınırımızı aşıyoruz. Bugünkü teknoloji, tabiata insanın daha çok şekil vermesini sağladı. Elektronik beyin atoma kadar inip, aya kadar çıkıp bir de suni bir insan yaparak isyan yarışmasını arttırdılar’

Ve insanlık sınırı aştı, gurura kapıldı, şeytanın atına bindi gitti gidiyor’

Yeryüzüne Allah’ın nizamı olan İslam hakim olunca bütün fitneler, bütün kötülükler ve huzursuzluklar yok olacaktır. O zaman yeryüzü adaletle, iyiliklerle ve huzurla dolacaktır’

 

Evet. İdeal toplum, İnançlı toplumdur. Hakk’a kul olmayı en büyük hürriyet kabul eden bir toplumdur. Zira, Allah’a kul olan, başkalarına kul olmaz. O’na kul olmayanlar ise, halka kul olurlar; insanlara, putlara, tağutlara ibadet ederler’

‘Ey dünya! Bana hizmet edene hizmet et, sana hizmet edeni hizmetinde kullan.’ (Kudâî, İbn-i Mes’ud  (17) rivayet etmiştir.) Kutsi Hadiste buyrulduğu gibi..

 

Ebette inanıyoruz ki, ‘Bir şey umumen elde edilmezse, bütün bütün de terk edilmez.’ esasıyla yola çıkıp, ulaşabildiğimiz miktarı kazanç kabul edeceğiz.

Zira hedef bir ufuktur, ya varılır ya varılmaz’

Fakat hiç olmazsa, o yolun yolcusu olmak gerekir’

 

Evet. Emperyalist güçler teknoloji büyüsüyle İslam âlemini büyülemiş, korkutmuştur.

Emperyalistler İslam âlemini sömürmekte ve ezmektedir’ İslam milletlerinin milyarları emperyalistlerin kasasına akmaktadır’ Emperyalistler modern silahlarla, atom, nötron bombaları ile öldürmekte, basın yayın imkânları fütursuzca kullanmakta ve sosyal medya sayesinde zulümlerini gizleyebilmekte ve anlık iftira ve yalan haberler le insanlar kapitalist sistemin devamı için yerli işbirlikçileriyle beraber sömürü düzenleri için can siper hane Müslümanlarla savaşmaktadırlar’

Evet, en son örneği ise ‘Gezi Parkı’, ‘Arap baharı’, Suriye, Mısır’ olayları ile Müslümanları milletleri tehdit etmektedirler’

İşte; ABD, AB kısaca Doğu ve Batı emperyalizmin oyuncuları sahnede, yine bir oyun kuruyor’

Emperyalist güçler teknoloji büyüsüyle İslam âlemini büyüleyip, korkutuyor...

Emperyalistler İslam âlemini sömürerek ezmeye devam ediyor’

Evet. Bu olaylara ışık tutmak için AB, ABD ve İngilizlerin en son Gezi Parkı sürecine göz atalım’

Yüzyıllar boyunca kardeşçe yaşayan halkları birbirine düşman edenlere karşı her etnik grubun uyanık olması gerekiyor’

Her hal ü kârda, çatışmanın emperyalistlerden başka kimseye faydası olmuyor’

..dün savcısız, avukatsız, temyizi olmayan mahkemeler, açık oy, gizli tasnif yöntemi ile bunu yapmaya çalışıyorlardı, bugün darbe planları ile’

..27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, e-muhtıralar, darbe planları, çeteler hep bunların devamı’

Çünkü Batı emperyalizmi; dost ve kardeş olmamız gereken Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Laz, Çerkez, Boşnak, Süryani, Arap, Gürcü nice halklarını tekrar düşman etmek için fitne tohumu ekmekte, yeni oyunları sahneye koyuyor...

Ve bu oyuna Oryantalist L. Massignon: ‘Onların (Müslümanların) her şeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiç bir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi veya intihar için olgun bir hale geldiler.’ (Edward Said, Oryantalizm, s. 446)diyerek, sevinç çığlığı atmıştır’

Bu Fravunî düzeni Üstad şöyle izah eder:

Kapitalizm, şeytana sağ yanından, sosyalizm de sol yanından yanaşan bir sistemdir. Çok yüzlü şeytanın sağ yüzünü kapitalizm, sol yüzünü de sosyalizm meydana koyuyor. Kur’an anlayışında bu ikisi de solcudur. Kapitalizm, özelliği gereği kavramları bile sömürmektir. Sağcılık kavramı, onun bu zulmü altında inlemektir. Bu iki maddecilik akımı, gerçek hürriyet demek olan insanın Allah’a bağlanma akımını ortadan kaldırıp yerine şeytanın egemenliğini koymak istemektedirler.

Ama bir gün onlarda putların, firavunların akıbetine uğrayacaklardır.

Çünkü Allah’ın egemenliği her zaman için ve ebedîdir.

Şeytanın egemenliği ise bir süreyle sınırlı ve gelip geçicidir.’  Sezai Karakoç

 

‘Her mülk, bizim mülkümüzdür.

Çünkü bizim Allah’ımızın mülküdür.’ M. İkbal

 

Dünyadaki Siyonistlerin İslam milletlerine ve Başbakan Erdoğan’a yapmış oldukları Fravunî oyunlarına karşı; şu mübarek günlerde Başbakan Erdoğan’ın  Sa'd b. Vakkâs'ın şu duasını hatırlamalı ve etmelidir ki!’

Her şeyi bilen ve gören Allah; onların gerçek yüzlerini tüm insanlığa gösterdi’ ve gösterir’

Başbakan Erdoğan Sa'd b. Vakkâs'ın şu duasını etmeli:

Câbir b. Semure (r.a.) anlatır: "Kûfeliler Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a.)'ı Ömer (r.a.)'a şikayet ettiler. O da bunun üzerine kendisini gö­revden alıp yerine Ammar b. Yasir (r.a.)'ı atadı. Kûfeliler o kadar şika­yet ettiler ki, kendisinin namazı düzgün bir şekilde kıldırmadığına bile söylediler. Bunun üzerine (Ömer) haber salarak yanına çağırttı ve:

"Ey Ebû İshak, bu kimseler senin namazı da düzgün kıldırmadığını iddia e-diyorlar." dedi. Sa'd b. Ebi Vakkas:

"Vallahi, ben onlara Rasûlüllah (s.a.v.)'ln namazını kıldırır ve hiçbir şeyi eksik bırakmazdım. Yatsı namazını kıldırır, farzda ilk iki rekatı uzatır, son iki rekatı hafif tutardım." dedi.

O da: "Senin hakkındaki kanaatimiz de bu idi Ey Ebû İshak" dedi ve kendisi ile birlikte bir ya da birkaç adamı Kûfe'ye gönde­rip Sa'd b. Ebi Vakkas'ı Kûfeliler'e sordu. Soruşturma yapmadığı hiçbir mescid bırakmadı. Hepsi onu övgülerle anlattılar, sonunda Absoğulları'na ait bir mescide girdi. Onlardan kendisine Üsâme b. Katâde ve Ebû Sa'de diye anılan bir adam kalktı:

"Madem bizden Allah adına söz aldınız söyleyeyim ki Sa'd, askerin başına geçip savaşa ditmez, eşit taksimat yapmaz, hükmünde de adaletli davranmaz." dedi.

Bunun üzerine Sa'd b. Ebi Vakkas: "Madem öyle diyorsun Allah'a yemin olsun ki, ben de: "Allah'ım, Senin şu kulun yalancı ise gösteriş ve riya için kalkmış ise ömrünü uzat, fakirliğini çoğalt, belalara duçar kıl" diye üç dua edeceğim." dedi.

Sonraları bu adama kim olduğu soruldu­ğunda: "Belaya uğramış kocatmış bir ihtiyarım, bana Sa'd b. Ebi Vakkas'ın bedduası değdi." derdi. Hadisi rivayet eden- Abdulmelik b. Umeyr: "Sonraları ben kendisini gördüm, yaşlılıktan kaşları gözlerine sarkmıştı, yollarda kız çocuklarının önüne geçer, onları çimdiklerdi  on­lara kaş göz işareti yapardı." demiştir. Riyazüs-Salihin, 3.Cilt, 1534

 

Esasen Allah’ı bilme, O’nun önünde olma duygusunu İslam bilgin ve erenleri şu üç alanı birbirinden ayırmamışlardır. İnsan hem en yüksek din duygusu, hem en yüksek ahlak duygusu ve şuuru, hem en yüksek yaşam sevincini özünde taşımaktır.

 

Emperyalistlerden kurtulmanın tek yolu:

Sağlıklı, bilgili, dürüst çocuklar yetiştiren ailelerintoplumda huzur, vatanına ve milletine faydalı bir insan olarak yetiştirmek için maddi manevi tüm gücümüzü kullanmalıyız...

Efendimizin de belirttiği gibi vatana ve millete faydalı olan ümmet aile ortamlarında yetişir.

Ve böylece,

Çağımızın Müslümanları birleşir,  inanarak ve İslam’dan kaynaklanan bir cesaretle karşı durarak, kıyam edecektir.

 

Bu imanlı yeni nesil, Doğu ve Batı emperyalizmin oyunlarını anlamış, tuzaklarını sezmiş ve müstekbirlere karşı başkaldıracaktır’

 

Böylece İslam milletlerinden sömürdükleri, çaldıkları servet ve topraklar geri alınabilecektir’

 

Bu teminatı bize Âlemlerin Rabbi vermektedir: ’Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanmışlarsanız en üstün olan sizlersiniz.’ (Al-i İmran, 139)

 

Yeter ki, bu cesareti gösterebilelim, cesur olalım’

Bu imanlı yeni nesil,  gösterecekleri imanî cesaret karşısında bütün emperyalist kâfirler dize gelecektir’

 

Zulme boyun eğenler olduğu müddetçe, zalim insanlar da olmaya devam edecektir..

Zalim insanlar, fasıklar  topluluğu içinde filizlenir..

Salih topluluklarda ise, zalimlere hayat hakkı yoktur..

 

Yeryüzüne Allah’ın nizamı olan İslam hakim olunca bütün fitneler, bütün kötülükler ve huzursuzluklar yok olacaktır. O zaman yeryüzü adaletle, iyiliklerle ve huzurla dolacaktır’

 

Çare, bu çağda, bu zamanda, bu an da Hüseynî duruşu sürdürebilmektir’

O’nun sevgisini kalplerimizde hissedebilmek, aşkımızı ilan etmek ve O’nun yolunda koşmak,  yaşamak ve yaşatmakla olacaktır’

 

 

Mehmet Yürekli, adanapost

30.06.13, Adana

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.