Dolarizasyonda iyimserleşen fotoğraf!

Dünkü "Ekonomik büyüme beklentileri aşıyor" başlıklı piyasa yazımızda, doların ABD'nin mantık dışı uygulamaları dışında tutunacak dalı kalmadığına dair yorumlarda bulunmuştuk.

Mamafih, IMF’inden Dünya Bankası’na, USB’den, HSCB’sine, JP Morgan’dan Robabank’a, Morgan Stanley’den  Societe Generale’a kadar birçok kurum ve kuruluş Türk Lirası’na ve varlıklarına tam destek veriyor ve dolar/TL kurunun bir hafta on gün içinde 6,80 – 6,40 liralara ineceğine yönelik değerlendirmelerini arka arkaya temsilci ve müşterilerine raporluyor.

Yeni ekonomi politikaları demek ki oldukça işe yaramış. Bir yol kazası olmazsa ve yabancının çıkacağı sürece iyi hazırlık yapılırsa, mevcut politika Türkiye’yi düzlüğe çıkarabilecek güçte görünüyor.

“Dolarizasyonu kimse çözemez, Türkiye’yi ekonomik krizden kimse kurtaramaz” diyenler bugün Ocak’ın sonu ile Şubat’ın ilk haftasında döviz mevduatlarında toplamda 3,2 milyar dolarlık çözülmeyi görünce herhalde söylediklerine pişman olmuşlardır.

***

Ocak’ın son haftası 1,1 milyar dolarlık döviz mevduatındaki azalmaya, “Nezle, gelip geçer” edasıyla burun kıvıranların;  sonraki hafta çözülmeye 2,1 milyar dolar daha eklenince mutlaka hafsaları şaşmıştır.

Eee, normal... Dünyayı iyi okuyamazsan, kendine ve ülkene güvenmezsen, Türkiye’ye inancın yoksa, hafsalanı da pusulanı da kaybedersin!

Ayrıntı da vereyim…

Dolar 7,30’ların altına inmesiyle başlayan dolarizasyondaki çözülme, 5 Şubat’ta 7,05 lirayı görmesiyle daha da hızlandı. Sadece 5 Şubat haftasında gerçek kişiler 1,4 milyar dolar, tüzel kişiler 751 milyon dolar para bozdurdu. Tam hesapla 2,15 milyar dolar… İki haftalık dolarizasyondaki erime 3,2 milyar dolar…

Bugün 15 Şubat… 5 Şubat’tan bugüne 7,01’lere kadar düşen kurda kim bilir daha kaç milyar dolar erime gerçekleşti? Henüz elimizde resmi veri yok ancak o da bir iki hafta içinde netleşir.

***

Yakın tarihteki dolarizasyonun seyrine göz attığımızda rekor seviyeler gerçekten üzücü bir hal almıştı…

Geçen yıl düşük faiz politikası kaynaklı döviz ve altına yönelim sebebiyle toplam döviz mevduatına bireysellerden 28 milyar dolar, kurumsaldan ise 13 milyar dolar gelmiş, dolarizasyonda rekor seviyelere ulaşılmıştı.

Ocak ayının son haftasına kadar yükselerek devam eden döviz – altın mevduatları doların 7,34 lira, euronun 9 lira olduğu 22 Ocak haftasında 236,1 milyar dolarla zirve yapmıştı. Aynı durum 2019’da da yıllık 34 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Böylece Kasım 2020 öncesi son 4 yıl içinde dolar, TL’ye karşı yüzde 60’tan fazla değer kazanmıştı.

Bugün artık hem yabancı hem yerli tarafından Türk Lirası ve varlıklarına yoğun bir ilgi var. Yerleşiklerin döviz talepleri giderek zayıflıyor. Hatta yastık altı varlıklar da piyasaya dönmeye başladı. Türkiye’de yerli – yabancı döviz ve altından kaçıyor. Mevcut para politikasında istikrar sağlanırsa, Türkiye büyük kazanım elde eder ve TCMB’nin döviz rezervleri üzerine kimse oyun kuramaz, diye düşünüyorum.

***

Evet… Yurt içi yerleşikler rekor seviyelerdeki döviz ve altın varlıklarını azaltıyor. Ocak ayı sonunda başlayan dolarizasyondaki erime hızlanarak devam ediyor.  Kasım 2020’de start alan “yüksek faiz, düşük kur” modeline geçen para politikası sonrası dolar, TL’ye karşı yüzde 20 değer kaybetti.

Dolayısıyla vatandaş bugün ters dolarizasyona inanmış görüntüsü verirken Merkez Bankası (TCMB) da vatandaşın bu ilgisini rezerv birikimi fırsatı şeklinde değerlendiriyor.

TCMB rakamlarına göre gerçek kişilerin banka döviz mevduatı 148,1 milyar dolara, tüzel kişilerin döviz mevduatı da 84,8 milyar dolara ve toplamda 232,9 milyar dolara düşmesi bugün için aslında sonun başlangıcı. Bu süreç yarın için de Türkiye’nin ekonomide yeniden doğuşunu fotoğraflıyor.

Sıkı para politikası güçlü bir dezenflasyon ve ters dolarizasyon sürecinin oluşmasında kalıcılık sağladığında döviz alım ihalelerinin yoğunlaşmasıyla rezervler daha da artacak. Bu durum ise ekonomide istikrarı perçinleyecek.

Dövizi elde ateş haline getiren, enflasyonu zıplatan, cari açık hesaplarını dengesizleştiren “kur belası” inşallah yakında tarih olacak. Geçen yıl cari dengedeki 36,7 milyar dolar açığımız belki de 2021’de 20-25 milyar dolarlık beklentilerin altında gerçekleşecek ve Türkiye başta “faiz” olmak üzere fiyat ve finansal istikrar yolunda derin bir nefes alacak.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar