Duymak istemeyenden daha sağır, görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur.

Dr. Suziki Rashi der ki: Eğer kapkaranlık bir odada bir mum yakılırsa oda aydınlanır, artık oda ışıklandırılmıştır. Sonradan, on ya da yüz, ya da bin mum daha yakılırsa oda giderek daha da aydınlanır. Ama asıl kesin dönüşüm, karanlığın içine süzülen birinci mumun ışığıyla başarılmıştır.” Duymak istemeyenden daha sağırı, görmek istemeyenden daha körü yoktur. Kişileri ve şeyleri görmenin ve işitmenin ilk koşulu duyarlılıktır.

Günün birinde bir derviş, şeyhine “Efendim ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der.
Şeyh dervişi dinler ve ertesi sabah ona göl kenarında bulunmasını söyler. Derviş gün ağarmadan yola çıkar. Bu kadar erken bir saatte şeyhin ne anlatacağını merak etmektedir.
Gölün kenarında buluşurlar. Şeyh Evlat der, senin iki gözbebeğinden birinde bir leke var, hangisi olduğunu biliyor musun? Bunun üzerine derviş: Efendim çok ufak yaştan beri yanınızdayım. Tekkemizde benim bildiğim hiçbir yerde de ayna yok. Uzun zamandır kendi gözbebeklerime bakma şansım olmadı.

Bunun üzerine Şeyh dervişe dönerek gözlerini kapat ve hangi gözbebeğinde leke olduğunu bana söyle dedi. Ama sakın yanlış söyleme. Eğer bilemiyorsan bilmiyorum de.
Şeyh cebinden çıkardığı bir ayna parçasını dervişin suratına tuttu. Derviş gözleri kapalı halde hissetmeye çalışır ama nafile… Bilemiyorum der.

Şeyhin dervişe vermek istediği birinci ders: Bu dünyada görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. Eğer biri görmek istemiyorsa, gözlerini hakikate sıkıca kapatmışsa ona ayna tutmanda bir anlam ifade etmez.
Şeyh yavaşça dervişin başını eğer ve bir çamur birikintisine bakmasını ister. Derviş ne kadar dikkatli baksa da gözbebeklerini göremez.

İkinci ders: Kendini temizlememiş kimse sana berrak bir ayna olamayacaktır. Etrafında seçtiğin insanların samimi birer gönül yolcusu olduklarından emin ol.

Derviş, şeyhin dediklerini dikkatle dinlemektedir. Şeyh gölden bir kap temiz su alır ve dervişin önüne koyar. Derviş tam eğilip gözbebeklerine bakacakken şeyh hırkasını çıkarıp dervişin başını örter. Derviş: Efendim bütün güneşi kapattınız. Karanlıkta hiçbir şey göremiyorum.

Üçüncü ders: Zihnin karanlığı kalbin aydınlığına gölge düşürdüğünde ayna işlevini yitirir. Birine ayna tutmak istiyorsan kalbini sevgiye açtığından emin olmalısın.

Şeyh hırkayı kaldırdığında derviş kendi gözlerini görebilmeye başlar. Bir süre baksa da gözbebeklerinden birindeki lekeyi göremez. Efendim, ben hâlâ lekeyi göremiyorum.
Şeyh dervişe dönerek evlat der, aslında gözbebeklerinden hiç birinde leke yok.

İnsan zihinle baktığında kusur, gönülle baktığında aşk görür. Kendimizle ilgili takıldığımız kusurların çoğu sahte aynaların bize gösterdiği görüntülerdir. Bir şeyhin dervişine karşı en büyük görevi dervişin kalbinde yatan bir şeyh olduğunu ona hatırlatmasıdır. Her insanın kalbinde hakikat gizlenmiştir. Bizim görevimiz o hakikate ayna olmaktan başka bir şey değildir.

Kadir geceniz mübarek olsun.

Kalın Sağlıcakla

 

SaitÖZDEMİR

www.saitozdemir.net


 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar