Umut yorgunu.

Umut yorgunu

Psikoterapist Lesley Alderman, 2022 yılında The Washington Post dergisinde yazdığı bir makalede umut yorgunluğu (hopefatigue) kavramına ilişkin bazı görüşler ortaya koymuştur.

Alderman’a göre umut yorgunluğu kavramı temelde dünyada yaşanan ve insanların kontrolünün ötesinde olan olayların getirmiş olduğu bir bitkinlik durumuyla ilişkilidir. Buna göre umut yorgunluğu kavramı temelde yaşamın güvensiz olduğu ve insanların kendi yaşamları üzerindeki kontrolü kaybetmesiyle ilgili bir durum olarak değerlendirilebilir.

Pandemi süreci, depremler, savaşlar, toplu öldürme olayları, infial yaratan cinayetler, ülkeler arası savaşlar, iklim değişikliği, nükleer savaş gibi çeşitli konular insanlarda yaygın bir korku hali meydana getirmekte, insanlardadünyanın güvensiz bir yer olduğu algısı oluşmaktadır.

Umut yorgunluğu umut ve umutsuzluk arasındaki geçiş dönemine ait bir ruh halidir

Umut yorgunluğu taşıyan bir kişi başlangıçta umutludur, hayatında güzel şeyler olacağına inanır, iyi şeyler yapmak için çabalar.

Ancak çabalarının sonuç vermediğini, hayatında beklediği olumlu değişimlerin olmadığını, dış dünyadaki engelleyici sorunların giderek arttığını ve hep aynı yerde takılıp durduğunu düşünmek kişinin umut yorgunluğuna doğru sürüklendiğini gösterir.

Bu durumda birey iyi şeylere olan inancını yitirmeye başlar ve yaşama dair beklentilerini giderek azaltır

Dolayısıyla umudun bittiği yer yaşamın bittiği yerdir.

Varoluşçu filozof Kierkegaard (1973)’a göre umutsuzluk, ölümcül bir hastalıktır. Bu hastalık, benliğin, kendini bulamayışından doğan bir hastalıktır.

Hayatın her alanında sağlıkta hastalıkta umut ederiz çünkü umut olmazsa umutsuzluğa kapılmak zorunda kalırız. Olumsuzluklara rağmen umudumuzu haklı çıkarmak ve sürdürmek için nedenler ararız.

Umut yorgunluğunun kaynakları arasında hem bireysel hem de toplumsal deneyimler yer almaktadır.

Bireysel boyut kişinin yaşadığı çeşitli başarısızlıklar, beklentilerinin karşılanmaması, bir şeylere olan inancının zayıflamaya başlaması gibi sorun alanlarıyla ilişkilidir.

Umut yorgunluğu ile mücadele etmenin temel stratejilerinden birisi de umudu besleyecek kaynakları güçlendirmektir.

Bu çerçevede insanların hedefler belirlemelerine, önceden planlar yapmalarına ve bu hedeflere ulaşmak için stratejiler belirlemelerine yardımcı olmak umudu besleyen önemli süreçlerdir.

Bu süreçte etkili olan temel yöntemlerden birisi de bireye problem çözme becerilerini kazandırmaktır. Problem çözme becerileri bir yandan bireylerin hedeflerine ulaşmalarının önündeki engellerle mücadele etmelerini sağlarken, diğer yandan onların öz-yeterlik düzeylerini yükselterek umut düzeylerini de artırmaktadır.

Umut yorgunluğu kavramıyla ilgili çeşitli görüşler ortaya koyan psikoterapist Alderman umut yorgunluğu ile mücadele etmede etkili olabilecek 8 yöntem önermektedir:

Sosyal medya gündemine ve haberlere daha az maruz kalma,

Uyku, sağlıklı beslenme, egzersiz gibi çeşitli etkinlikler yoluyla öz bakımı güçlendirme, Geçmiş veya gelecek yerine, şimdi ve burada olma becerisi kazanma,

Kaygıyı düşürmek ve sinir sistemini rahatlatmak için nefes egzersizleri yapmak, Yaşamda yolunda giden veya sahip olunan güçlü yönleri düşünmek,

Bizi umutsuz kılan durumlar üzerine düşünmek ve bunları daha rasyonel olarak yeniden işlemek,

Harekete geçmek ve umudu ve iyimserliği artıracak meşguliyetlerin içinde olmak, Dünyadaki sorunlarla mücadele için bir sivil toplum kuruluşuna katılmak veya bağışta bulunmak olarak sıralamaktadır.

Unutmayınız ki, umuttan vazgeçmek hayattan vazgeçmektir.

Umudunuz ve ümidiniz hiç eksilmemesi dileğimle…

Kalın sağlıcakla

Sait ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sait Özdemir Arşivi