Huzuru Aramak ve Sabretmek

Huzuru Aramak ve Sabretmek

Hayat, yaşamı aramak değil, kendinizi aramaktır… (C. Pavese)

Halının üzerinde ilerleyen küçücük bir karınca, halıdaki bütün nakış’ı göremez.
Göremediği için de fark ettiği çizgileri, renkleri anlamsız zannedebilir.
O karıncayı tutup havaya kaldırıp halıya bakmasını sağlarsanız nakış’ı ancak o zaman görür. İşte bu nedenle dar bir görüş açısı ile olaylara baktığımızdan dolayı hep huzursuzuz.

Aynı şekilde bu dünya hayatında kısacık ömrümüzde istediğimiz şeyler yerine gelmediği zaman huzurumuz kaçıyor.
Sahi, neden sürekli bir huzur arayışı peşindeyiz?

Neyi kaybetmişiz ki neyi arıyoruz?

İnsan hayatı boyu neyi arar? Neden gelmiş bu dünyaya ve neden gidiyor bu dünyadan?

İnsan hayatı boyu huzuru arar. Huzuru da genel olarak kimisi ormanlık içinde, deniz kıyısında sahip olduğu villada; kimisi dünyayı gezmekte, kimisi de yapmak istediği her şeye ulaşmakta görür. Ama bunu yaşayan insanlar var. Onlar böyle düşünmüyor. Veya huzuru bunda görmeyen insanlar da az değil.

Belki de sürekli arayış içinde olanlar, huzurun peşinde koştuklarının farkında değiller.

Hâlbuki huzur çok uzakta değil ki. İçimizdedir ailemizdedir çocuklarımızla birlikte kaliteli bir zaman geçirmedir huzur. Neden dışarıda arıyoruz ki?

Huzur, ruhun sakin olmasıdır. Ruhu sakin olmayan hiç kimse gerçek huzura kavuşamaz.

İşte burada hatırlamamız gereken:

“Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28. Ayet)

Buna şahit olmak için Allah’ı sürekli anan gerçek insanlara bakmak yeterlidir. Onlar kızmaz, sürekli sabırlı ve her şeyde bir anlam olduğunu bilenlerdir. Çünkü insan Allah’a bir adım gittikçe, Allah ona kapılarını açar; ona beş adım yaklaşır.

Ve hiç kimse sahip olduğu ne varsa ona tesadüfen sahip değildir. İyilik yapan veya işini iyi bilen kimse, Allah’ın ona izin verdiği kadar iyidir. Biz maddi bir hiçiz ve herkes yalnız dünyadan göçtüğünde gerçek bir hiç olduğunu anlar.

O kadar hiçiz ve aynı zamanda unutkanız ki bazen hiçliğimizi bile unutuyoruz.

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”“Hiç” demiş Hoca, “hiç kimseyim.”Dudak bükülüp önemsenmediğini görünce, sormuş Hoca: “Sen kimsin?”“Mutasarrıf”ım demiş adam kabara kabara.“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca. “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.“Daha sonra?..” diye üstelemiş Hoca.“Vezir” demiş adam.“Daha daha sonra ne olacaksın?”“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”“Peki ondan sonra?”Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp “Hiiiç.” Demiş“Daha niye kabarıyorsun be adam, demiş Hoca ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım.

Biz gerçek hiçliğimizi manevi olarak idrak ettiğimizde asıl huzura kavuşuruz. Ama biz dünyaya bağlı olduğumuz sürece sürekli bu huzurdan kaçarız.

Bizler manevi bir ruhla donatılmış bir varlığız ve o ruhu huzura aç bıraktığında, hayatın boyu huzuru arar dururuz. Yanlış yerde aradığında huzura hiçbir zaman kavuşamazsın…

Unutmayalım ki, Her şeyi bilen O'dur ve verecek olan da O'dur.
Ne diyor yüce yaradan? 'Sabır ve namazla benden isteyin.'

Kalın sağlıcakla

Sait ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sait Özdemir Arşivi