Enflasyonda cari açık faktörü göz ardı edilemez!

Ekonominin mihenk taşı enflasyonu ne kadar yazsak az. Çünkü hayat ile o kadar içli dışlı ki, nereye elinizi atsanız enflasyonla karşılaşıyorsunuz. Mesela ikiz açıklardan biri olan cari açığı doğuran en önemli sebep dış ticaret açığı dahi, ithalatı artırma veya imalatı frenleme yoluyla enflasyona yön verebiliyor. Döviz kurunun yanında yurt içi talep ve yurt dışı talebin de cari açık kadar enflasyonu etkilediğini bilmek gerekir. Dolayısıyla üretim ve tüketim faaliyetleri, fiyat skalalarını belirlerken enflasyona direkt etki ediyor.

Üretimde tam anlamıyla ithal ikameye dönmeden ve ihracat mallarının genel kapsamını yerlileştirmeden dış ticaret açığını önlemek zor olduğu gibi, enflasyonu bu noktadan kontrol altına almak da imkânsızlaşıyor. İhracatın ve yurt dışına karşı rekabetin ana ekseni Dahilde İşleme Rejimi (DİR) dediğimiz gümrük muafiyetleri bile sorunu çözmede başarı gösteremiyor.  

***

Dolayısıyla ihracatı büyütmek için kullanılan DİR’in, kamunun bir kısım vergi gelirlerinden vazgeçmesi, diğer taraftan yerli hammadde ve ara malı üreten işletmelerin ikinci plana itilmesi, söz konusu ürünlere yönelik ülkede talebin daralması ülke ekonomisinde menfi sonuçları beraberinde getiriyor.

Şöyle ki: DİR uygulamasıyla vergi gelirleri düşen ve bütçe dengesini korumaya çalışan kamu, diğer vergilere daha fazla yükleniyor. Bu durum enflasyonu yükseltiyor. Hammadde veya yarı mamul ürün üreten yerli işletmelere ilgi azalıyor ve istihdam sıkıntıları zuhur ediyor. Ülke fiyat istikrarından uzaklaşırken fiyat istikrarının asıl amacı olan kaliteli büyüme, istihdam artışı ve sosyal refah da ıskalanmış oluyor.

Ekonominin 2020 yılı karnesine bakıldığında yaşadığımız dış ticaret açığındaki artışa belki pandemi katkı veriyor olsa da ülkemizin 1980 yılından bu yana yürüttüğü ihracata dayalı büyüme modeli, ithalat ağırlıklı olduğundan ve ithalata bağımlılıktan vazgeçilemediğinden ihracatta ve dış ticaret açığını önlemede potansiyelimize göre istenilen realiteye ulaşılamıyor.

***

Dış ticaretin grafiği ortada…

Geçen yıl ihracatımız 2019 yılına göre yıllık yüzde 6,3 düşüşle 169,5 milyar dolar olmuş. 2019 yılı yıllık ihracatımız 180,8 milyar dolar. Toplam ithalat alınan onca tedbirlere rağmen ithal tüketimin etkisiyle yüzde 4,3 artışla 219,4 milyar dolar şeklinde gerçekleşmiş. 2019 yılındaki ithalatımız ise 210,3 milyar dolar. Böylece dış ticaret açığımız da yıllık bazda yüzde 69,1 artışla 49,9 milyar dolara yükselmiş. 2019 yılındaki dış ticaret açığımızın 29,5 milyar dolar olduğunu unutmayalım.

DİR veya yerli üretim kapsamında ara malında yüzde 25,6, sermaye malında yüzde 17,8 ve tüketim mallarında yüzde 11,3 oranında artan ihracat gerçekleştirsek de üretim yapmak için kullanılan makine, alet, bina, bilgisayar, ekipman gibi envanterden oluşan sermaye malında yüzde 25,3, ara malında yüzde 7,8 ve tüketim malında yüzde 22,1’lik ithalat fotoğrafımız, ürünlerdeki fiyat artışlarına ışık tutuyor. Yani çizelgelemeye çalıştığım tablo ithalat ağırlıklı bir ticaretin enflasyonun yüksek seyretmesine ne kadar etki ettiğini raporluyor.  

***

Biraz yavaşlasa da geçen 3’üncü çeyrekten bu yana görülen iç talepteki yükseliş, ithalatı ve dolayısıyla enflasyonu da yukarı yönlü zorladığı gözleniyor. Merkez Bankası’nın (TCMB) uzun süreli şahin mesajlar vermesi ise tevekkeli değil.

Mamafih, aylardır yüksek seyreden döviz kurunun hâlâ enflasyondaki etkileri devam ediyor. Kur geçişgenliğini belki yılın sonlarına kadar hissedeceğiz.

Şimdi belki politika değişti... Düşük faiz – yüksek kur ile kredi büyümesi ve cari açığı şişirerek büyümeyi hedefleyen politika yeni ekonomi yönetimiyle yüksek faiz – düşük kur modeline döndü. Hedef belli; enflasyonu düşürmek ve fiyat istikrarı için ekonomiyi her yönden tahkim etmek.

*** .

Enflasyondaki fotoğrafa gelince… Henüz tepe noktasında değil. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) enflasyon beklentilerinde İstanbul için yıllık enflasyon yüzde 15’in üzerinde. Bugün açıklanacak manşet enflasyon zannediyorum, İstanbul enflasyonuna yakın bir yerde gerçekleşecek.

Reformlar ve Anayasa değişikliği dahil fiyat istikrarında yapılacak çok iş var… Reel faiz olarak düşünüldüğünde 2’nci çeyreğin ortalarına kadar 300 baz puanlık bir faiz artırma daha söz konusu olabilir.

Enflasyon ve dolarizasyonda erken çözülme beklenmese de dolar/TL kurunun kritik 7,19 desteğini aşağı kırması ve doların 6 lira yolculuğu ekonomi açısından memnun edici. Şimdi kurda 7,02 ve 6,85 desteklerinin kırılması bekleniyor.

Fakat yine de hem yüksek enflasyon hem dezenflasyon sürecinde temkinliliği elden bırakmamak lâzım diye düşünüyorum.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar