İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Engelliler Haftası (10-16 Mayıs)



Organları veya vücutlarının bir kısmıiş göremez halde olanlarla, zihinsel açıdan yetersizlik ve dengesizlik gösteren kişilere, engelli ( sakat) diyoruz. Sakatlık insanların istemleri dışında oluşan bir durumdur. Doğuştan olabildiği gibi, sonradan da karşılaşılabilir. 10-16 Mayıs arası "Engelliler Haftası"dır. Sakatlık insanlığın ortak sorunudur. Bu yüzden Engelliler Haftası yalnız ülkemizde değil BirleşmişMilletlere üye tüm ülkelerde aynı zamanda değerlendirilir. Birleşmiş Milletler genel Kurulu?nun 9 Aralık 1975?deki toplantısında kabul edilen 3447 sayılısakat kişilerin hakları beyannamesi ile bir seri kararlar alınmıştır.

Sakatlar Haftası boyunca; sakatlık sorunu, sakatlığın önlenmesi ve sakatların eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı bir sakatlık konusu işlenir.

Dünyada 500 milyon, Türkiye'de 10 milyon engelli olduğu tahmin ediliyor.. Türkiye nüfusuna göre çok yüksek bir sayı. Türkiye'de engelli nüfusta kadınlar ilk sırada yer alırken özür gruplarısıralamasında ortopedik engelliler başı çekiyor. Engelli nüfusun en yoğun olduğu bölge Marmara bölgesi ve onu İç Anadolu bölgesi izliyor.. Yapılan araştırmalarda özür gruplarının tamamında özrün sonradan ortaya çıkma oranının çok yüksek olduğu anlaşılmış. Bu demektir ki bugün sağlam olan bir kişi yaşamının bir döneminde özürlü alabilir. O zaman hepimizi çok ilgilendiren bu konuya daha yakından ilgi göstermemiz gerekiyor.

Özürlüler ile yapılan çalışmalarıincelediğinde bu çalışmaların ikiye ayrıldığı gözlenmektedir. Birincisi özrün oluşmasını engellemek. Pek çok kazanın alınacak önlemlerle önüne geçilebileceğini biliyoruz. Örneğin trafik kazaları, ev kazaları, iş kazalarıgibi. Tabii kaza vukuunda bilinçli ilk yardım da çok önemli. Bilinçsiz ilk yardım sonucu özürlü kalan bir çok örnek var.

Özürlüler olayında ikinci çalışma özürlünün daha rahat yaşaması, sosyalleşmesi için alınan önlemler. Özürlünün eğitim, sağlık, yönetim, istihdam gibi alanlarda yer alabilmesi için toplumda bazı düzenlemeler yapılması gerekiyor. Örneğin en büyük soruna yollarda, bina girişlerinde, toplu taşımacılıkta karşılaşılıyor. Özürlülerin en büyük şikayeti kaldırımlar, yaya geçitleri, yaya yolları.

Kanunen, kamusal alanların binaların ve toplu ulaşım araçlarının engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi için verilen sürenin dolmasına rağmen
?Ancak yasada yaptırım içeren cezai hüküm olmadığından özellikle yerel yönetimler ya konuya duyarsız kalmışlar ya da göstermelik düzenlemelerle adeta yasak savmış ve gereğini yapmamışlardır.Engelli vatandaşlarımız evlerinden çıktıkları andan itibaren büyük tehlikelerle karşılaşmaktadır.?
Toplu taşıma araçlarının özürlülere uygun olmaması özürlünün refakatçisiz dışarı çıkmasını engellemekte ve bu durumda özürlüyü sosyal hayattan alıkoymaktadır. Ayrıca devlet ve özel işyerlerinde belirli oranda özürlü çalıştırılması kanunlarla mecburi tutulduğu halde halen bir çok işyerinde engelli kadrosu boştur. Bütün bu konularda yapılacak olumlu uygulamalar engellilerin sosyal, kültürel ve iş alanında kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayacaktır.

Engellilerin yüzde 90'ının istihdam dışı, yardıma muhtaç konumunda, zorunlu ev hapsi hayatısürmektedir, engellilerin yaşamının her anında ayrımcılığa uğradığını, ulaşım, erişim engellerinden eğitim öğretim haklarından yararlanamadığını ve sosyal yaşama katılmadığı. engellilerin sürekle sağlık raporu almak zorunda bırakılmalarından, okullardaki fiziki yapı ve donanımın, engelli istihdamının ve engellilere bağlanan aylıkların da yeterli olmadığını bilinen gerçeklerdir.

Engelliler bulundukları durum itibari ile daha hassa bir ruh haline sahiptirler. Daha fazla ilgi ve sevgiye ihtiyaç duyarlar. Engellilere acımak, zayıf görmek yerine onları olduğu gibi kabul ederek sabırla onları dinlemek hayatlarını kolaylaştırmak en önemlisi onlara değer vermek çok önemlidir. Okulda, sokakta gördüğümüz engellilerle alay etmeyelim, gülmeyelim. Hiç bir sakatlığın isteyerek olmadığını bilelim. Engellilere yolda, geçitlerde, taşıt araçlarında yardımcı olalım. Onları üzmemeye, kırmamaya özen gösterelim. Unutulmamalıdır ki her an bir hastalık veya kaza sonucu engelli kalınabilinir. ?Ne oldum değil, ne olacağım demeli.?

Engelliler; Onların yaşam ve yaşam koşulları zor. Bir sürü eksikleri var. Ama onlar hayata küsmek yerine bir çok başarıya imza atıyorlar. Kimi olimpiyatlarda birinci oldu, kimi ayağıyla resim çizdi, kiminin şarkıları dillere dolandı. Onlar hayatı hem engelli, hem de engelsiz yaşıyorlar. Seslerini duyurmaya, daha iyi yaşam koşullarına sahip olmaya çalışıyorlar. HayatıPaylaşmak İçin Engel Yoktur

İbrahim H.SİPAHİ

10.05.2013/adanapost.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.