Erol Güngör’ün Batıcılık Eleştirisi - 2

Erol Güngör’ün Batıcılık Eleştirisi - 2

Neticede devletimizle birlikte kültürümüzü de teslim ettik. En az yüz yıl süren bu bozgunun Türk münevveri üzerinde yaptığı manevi tahribat hâlâ tamir edilmemiştir ve bu manevi çöküntü onu kendi halkına yabancı kılan en önemli amillerden biri olmuştur.

Batı’nın acımasız ezici gücü, üzerimize sadece ordularla ve teknik ezicilikle değil, aynı zamanda zihniyet ve kültürel yıkıcılıkla geldi. Aslında onun yıkmaya yöneldiği şey, bizim en güçlü yönümüzdü, ama en zayıf yönümüz sanarak bu değerlerimizi gönüllü olarak bıraktık. Erol Güngör, bizim bu yanılgımızı çok iyi tespit ediyor:

"Karşısına çıkan bütün kuvvetleri çığ gibi ezen ve müthiş bir süratle ilerleyen Batı Medeniyeti bize sadece yeni bir teknik ve zihniyet inkılâbı olarak değil, aynı zamanda memleketimizi parçalamaya çalışan ordular halinde girdi. Savaşlarda ardı ardına yenilmemiz, topraklarımızın birer birer elden çıkması karşısında mevcut bünyemizi süratle değiştirmek zorunda idik. Kurtuluşun başka alternatifi yoktu; memleketin başı ucundaki felâketler uzun vâdeli ve köklü tedbirler üzerinde düşünmeyi de engelleyecek kadar âcil ve vahim görünüyordu. Bu durumda düşmanın en çok göze çarpan vasıflarını iktisab etmekten başka bir çareye başvurulamadı.

Neticede devletimizle birlikte kültürümüzü de teslim ettik. En az yüz yıl süren bu bozgunun Türk münevveri üzerinde yaptığı manevi tahribat hâlâ tamir edilmemiştir ve bu manevi çöküntü onu kendi halkına yabancı kılan en önemli amillerden biri olmuştur. Münevverin nazarında bu bozgunun sebebi yerli kültürün topyekün çürüklüğüdür, bu kültürü baştanbaşa değiştirmediğimiz takdirde memleketi modernleştiremeyiz. İşte bir taraftan münevverin bu telâkkisi, diğer taraftan da modernleşme zaruretinin günden güne daha çok hissedilmesi yüzünden Türkiye bir mecburi değişme yoluna girmiştir ki, bu türlü değişme teşebbüsleri bizi yıkılmaktan kurtaramayan bir elit tabakanın kendi kendini çoğaltmasından başka bir işe yaramamıştır." (Erol Güngör, Türk Kültürü ve Milliyetçilik, 1978, s. 44-45)

(Cumhuriyeti kuran) ''Türk siyasi elitinin büyük kısmı Batılı tipte okullarda tahsil görmüş ve Türkiye 'yi Batı örneğine göre değiştirmeyi emel edinmiş kimselerdi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin resmi tarihine göre, partili münevverler arasındaki yegane ayrılık Türkiye Cumhuriyeti müesseselerinin hangi Batı memleketinden alınacağı noktası üzerindeydi ve herkes kendi bildiği veya benimsediği ülkenin örnek alınmasını istiyordu.'' (Erol Güngör, Türk Kültürü ve Milliyetçilik, 1978, s. 259)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar