Finansal istikrar için aklımıza takılan bazı sorular!

Enflasyonun nasıl düşürülmesi gerektiğini TCMB Başkanı Naci Ağbal son toplantısında açık açık anlattı. Aralık 2020'deki ölçümle yüzde 19,75 şeklinde kayıtlara geçen gıda enflasyonuyla birlikte giderek büyük sorun haline gelen manşet enflasyonu aşağı çekmek için ülkede yaşayan herkese bireysel ve toplumsal görevler düşüyor. Bu söz, 'Dezenflasyonu görmek için bir müddet daha bekleyeceğiz' anlamına geliyor.

Döviz fiyatlarında aşağı yönlü seyir izlense de kur geçişgenliği etkisini devam ettiriyor. Merkez Bankası’nın (TCMB), yılsonu gıda enflasyonunu yüzde 10,5’ten yüzde 11,5’e yükseltmesi zaten yüzde 17 olan politika faizinin daha da yukarı çıkarılacağının bir göstergesi.

Bugün için tepe noktası yüzde 16-18 arası tahmin edilen manşet enflasyonda kritik nokta Mayıs. Şayet bu ayda enflasyon hızını kesmeyip yükselişini sürdürürse herhalde TCMB ve hükümet farklı metotlarla yangının üzerine gidecek.

***

Öyle ya, enflasyon ekonominin manivelası, pivotu…  Enflasyon kontrol edilemezse ekonomi de rayından çıkıveriyor. İşte bu tehlikeyi gören hükümet gereken yapısal reformları bir an önce yürürlüğe almak istiyor.

Enflasyonu, ‘Fiyat istikrarı TCMB’nin görevi’ diyerek işi sadece Naci Ağbal yönetimine yüklemek elbette olmaz. İş eşgüdümle yapılacaksa hükümet de küllüm elini taşın altına koymak zorunda.

Reformlarla ilgili ajanda Şubat ayı içinde açıklanıp hemen uygulamalara başlanırsa ilerleyen aylarda enflasyonda bir nebze boyun eğrisi oluşabilir. Fakat reformlar Mart ayına sarkarsa ekonomi yönetiminin başı ağrıyabilir. Zirâ enflasyonu hizaya getirecek tek yol bir an önce “ithalat oranı düşük yerli üretim”in artırılması.

Yapısal reformlarla ithal ikame yaygınlaştırılıp yani ithal girdiler azaltılıp tarımda, sanayide ve teknolojide üretim desteklenirse…  Gıda, tedarik zinciri ve hizmet sektörü sıkı denetim altına alınırsa… Talep ne kadar yüksek olursa olsun, enflasyon düşecek.

Hükümete bu yol haritasında düşen en önemli görev, bahsettiğim konularda azami hassasiyet ve kamu harcamalarını mümkün mertebe minimize edilmesi… Diğer taraftan da vergi ve kamu alacaklarında reformlara ağırlık verilmesi.

***

Burada yani finansal istikrar çizgisinde birkaç soru önümüze çıkıyor…

Halen mevcudiyetini sürdüren makrofinansal riskler nasıl sınırlandırılacak? Özellikle krediler ve yurt içi talebin ılımlı bir patikaya yönelmesi için neler yapılacak?

Diğer sorular da; finansal istikrarı sağlamada bireysel krediler yakından takip edilmesine karşılık makro ihtiyati tedbirler, yüksek enflasyona alışmış bünyeye nasıl monte edilecek?

Enflasyonda orta vadede sapma riskine karşı ilave sıkılaşmaya hangi ölçekte değerlendirilecek? Enflasyon rotası ile faiz rotası arasında nasıl bir denge oluşturulacak?

Para politikasında ihtiyatlı duruş, ihtiyati tedbirlere hangi kararlılıkla yansıyacak? Her şeyden önemlisi faiz indirimlerinin ne zaman başlatılacağına dair en önemli ipucu ve parametreler ne olacak?

Olaya biraz derinlemesine baktığımızda, finansal istikrarı sağlamak için uygulamaya konan makro ihtiyati politikalar, içinde pandemi de dahil yaşanan olumsuzluklar veya krizlerin oluşturduğu maliyet ve riskleri azaltmada etkisi ince hesaplarla mutlaka masaya konulmuştur diye düşünüyorum.

Reel sektörün her toplantıda üzerine basa basa beyan ettiği ve enflasyonu azdırdığına inandığımız “Yüksek finansal maliyetlerle üretim yapamıyoruz” söyleminin söz konusu ince hesaplarda mutlaka yerini aldığını tahmin ediyorum.

***

Dolayısıyla makro ihtiyati tedbirler, finansal istikrarı engelleyen risklerin sınırlandırılması amacını taşıyorsa, aynı tedbirleri ortaya koyacak mikro ihtiyati tedbirleri enflasyon parametresinden ayrı bir yere koymak söz konusu olamaz.

Ekonomi bilgimiz bize, “makro ihtiyati politikaları oluşturmak için mikro ihtiyati ve makro ihtiyati bakış arasındaki ayrımı anlamak” gerektiğini söylüyor. Daha sarih ifadeyle; mikro ihtiyati bakış, finansal kuruluşların ve beraberinde reel sektörün başarısızlıklarını önlemeyi hedef edindiğini, makro ihtiyati bakışın ise finansal sistemi bütün olarak muhafaza etmenin önemini anlatıyor.

Geçmişte pandemi gibi ülke ekonomilerine zarar veren 2008 krizinden sonra devletler ne yapmış diye araştırdığınızda görüyorsunuz ki, politika yapıcılar sorunlara karşı etkili araçlar kullanmış, yani makro ihtiyati tedbirleri mikro bakışıyla uygulamaktan geri durmamış.

“Peki, ne yapmışlar?” diye daha derinlere indiğinizde karşınıza çıkan özet fotoğraf şu…

Adamlar kredileri kontrole bağlamış, likiditeye düzen getirmiş ve sermaye hareketlerini radar altına almış…

Nitekim, enflasyonu istikrarlı hâle getirmek için oldukça çetin bir yol bizi bekliyor. Para ve maliye politikaları birbirine öyle mecz olmalı ki işin içinden çıkılabilsin…

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar