Güçlü bir Türkiye için…

Güçlü bir Türkiye için…

Laik ülkücü, sosyalist, siyasetçi, İslamcılar vs sosyal hayatımız, sosyal medya, ekranlar kimi dinleseniz hayata, insanlara, geleceğe dair bir bakış açıları var ve her biri farklı fikir sahibi, farklı bir yaşam tarzı, farklı bir sistem peşindeler lakin bu kadar farka rağmen tek ve ortak özellikleri dayatmak!

İnançlarını, mezheplerini, tarikatlarını, cemaatlerini, hocalarını, siyasi partileri ve liderlerini dayatıyorlar…

Nezaket feraset hak getire!

Ya sev ya terk et!

Ya bizimlesin ya da değilsin!

Tek istekleri var, bizim safımızda yer al ve bizimle birlikte lidere tabi ol.

İşte en son tartışma ve ayrışma konumuz olan okullarda öğrencilere dayatılan andımız!

Dayatma diyorum çünkü okullarda sadece Türkler yok.

Kürtler, Zazalar, Çerkezler, Lazlar ve şimdi tüm Türk okullarında öğrenim gören binlerce Suriyeli Arap öğrenci var ve hep bir ağızdan türküm doğruyum diyerek ant içecekler(!)

Türklerin böyle bir ant içmesi gayet normal, kendilerini tanımlıyor, güzel vasıflara vurgu yapıyor, burada bir(bana göre) sorun yok, sorun farklı ırklardan çocuklara her gün yalan söyletilecek oluşunda…

Ben bir Türk vatandaşıyım, bana bir başka ırkı veya inancı dayatsalar nefsim bunu asla kabul etmez, nefsimin kabullenemediği bir şeyi bir başkasına dayatmanın hiçbir anlamı yok.

Velev ki her gün ant içilsin ki yıllarca öyle oldu peki biz Türklere ne kazandırdı?

Hepimiz biliyoruz ki Türklerin içerisinde doğru olmayan tam tersine sahtekâr, küçüklerine sarkan, büyüklerine saygısız binlerce Türk var, tüm diğer ırklarda olduğu gibi…

Şu halde çocuklarımıza kuru slogan attırmak yerine hep birlikte geleceği inşa edecek adımları atmamız gerekiyor.

Çocuklarımıza ahlak, edep, hayâ, iyilik, hoşgörü, nezaket, merhamet kavramlarımızın içlerini doldurarak doğruluk, dürüstlük, kahramanlık, cihat, şehadet ders ve nasihatlerle geleceğe hazırlayabiliriz.

Bir insanın ırkını sevmesi, ona sahip çıkması gayet normal bir şey, biz Türkler iyiliğin öncüsü olalım ama dayatan değil örnek olmamız yeterli.

Kardeşlik, dayanışma, ehliyet, liyakat, nitelik, kalite, doğruluk, dürüstlük gibi ilke edindiğimiz ölçü, aldığımız kavramların yerini hırs ve asabiyet almış durumda sürekli kavga ettiriliyoruz farkında mıyız?

Burada en fazla sorumlu davranması gereken kurumlardan bir tanesi basın yayın organlarımız olması gerekirken tam tersine çok kötü bir sınav veriyorlar.

Ülkenin menfaatlerinden daha çok kendi çıkarlarını önceleyen ideolojik ve kutuplaşmış bir gazetecilik öne çıkıyor, yazılan köşe yazıları atılan manşetler verilen haberler inandığı doğruları yazan çizen bilgilendiren içten samimi hasbi insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor maalesef…

Mehmet Doğan şöyle diyor; “Gazeteler aynı manşetle çıkıyorsa, tek gazete yeter. Fazlası israf!”

Mesleğimiz, siyasi tercihimiz, içerisinde bulunduğumuz kurum veya cemaatler, tabi olduğumuz liderler kim olursa olsun ortak noktamız doğruluk /dürüstlük olmalı, işimiz ve işleyişimizi ilkelerimiz belirlemeli hedefimiz güçlü bir Türkiye olmalı.

Gelişmeleri hep birlikte görüyoruz af ile başlayan talep, ant ile devam etti iş dayatmaya dönüştü sonuç ittifak çöktü.

Olağan üstü bir gelişme olursa yine Sayın Bahçeli’nin tavrı “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır ”yönünde olacak eminim, yerel seçimde herkesin kendi yoluna gitmesi normal bir durumdur. Her konuda mutabık kalınacak diye bir şey yok farklılıklarımız olacaktır elbette, ötekileştirmeye kutuplaşmaya restleşmeye gerek yok, ayrılıklara değil bizi bir araya getirecek, birlikte iş yapabileceğimiz ortak noktalara ve değerlere vurgu yapmalıyız.

15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından, her gün yeni bir oyun sahneleniyor, etrafımız kuşatılmış, dostumuz yok düşmanlarımızın ellerindeki en büyük koz iç çatışma bunun farkında olanlar ittifak ettiler ama şer güçler durmuyor/durmayacaklar, bizi ülke içerisinde birbirimize karşı kışkırtmaya devam edecekler hedefleri bir iç çatışma, bu oyuna düşmemeliyiz.

Biz Türkler, Kürtler, Zazalar, Lazlar, Çerkezler, Araplar bu ülkede yaşayan tüm ırk ve inanç mensupları ile birbirimize kenetlendiğimiz düşmanlarımıza karşı tek yumruk olup karşı koyduğumuz zaman hepimiz Türk olmayabiliriz ama hep birlikte Türkiye olabiliriz.

 

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın...

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

M. Akif Ersoy

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.