Güçlü sıkılaştırmada TCMB hız kesmiyor

Kasım'da 475 baz puan faiz artıran Merkez Bankası, bu ay da 200 baz puan faiz artışıyla politika faizini yüzde 17'ye yükseltti. TCMB, seri hamleleriyle düşük enflasyonun tesisi, CDS'lerin düşmesi, döviz akışının hızlanması, rezervlerin artması ve finansman maliyetlerinin gerilemesini hedefliyor.

Merkez Bankası (TCMB), yükselen enflasyon, cari açık, yurt içi - yurt dışı risk ve belirsizliklerin artışı sebebiyle parasal sıkılaştırmada dozu artırıyor. Murat Uysal’ın başkan olduğu Eylül ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 200 baz puan faiz artışıyla başlayan ve politika faizinin yüzde 8,25’ten yüzde 10,25’e çıkarılmasıyla start alan “piyasa dostu” süreç seri ve yüksek faiz artışlarıyla devam ediyor.  

Dezenflasyon sürecinin yeniden tesisi ve fiyat istikrarının desteklenmesi için politika faizinde agresif artışlar gerçekleştiren Naci Ağbal başkanlığındaki TCMB, enflasyondaki düşüşün hızlanması, ülke risk priminin gerilemesi, kısa ve uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi, Merkez Bankası rezervlerinin artması ile ekonomideki toparlanmanın güç kazanması için para politikasında güçlü sıkılaştırmadan taviz vermiyor.

Ekim ayı pas geçildikten sonra Kasım ayı PPK toplantısında 475 baz puan artışı yaparak politika faizini yüzde 15’e çıkaran Merkez Bankası (TCMB), yılın son toplantısında 200 baz puan daha faiz artışı yaparak politika faizini yüzde 17’e yükseltti. Piyasanın faiz artış beklentisi ise medyan olarak 150 baz puanda oluşmuştu. Son iki PPK oturumunda toplamda 675 baz puan faiz artıran TCMB, seri hamleleriyle düşük enflasyonun tesisi, CDS’lerin düşmesi, döviz akışının hızlanması, rezervlerin artması ve finansman maliyetlerinin gerilemesini hedefliyor.

Güçlü sıkılaştırmaya devam

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) karar metninde, 3’üncü çeyrekte başlayan küresel ekonomideki kısmi toparlanmanın devam etmesine karşılık salgın vakalarının artışı ve aşıya ilişkin belirsizlikler sebebiyle risklerin arttığı bildirildi.

Yurt içinde milli gelir verileri ve son çeyreğe ilişkin göstergelerin iktisadi faaliyette güçlü bir seyre işaret ettiği ifade edilen PPK metninde, artan salgın vakaları nedeniyle getirilen kısıtlamaların başta hizmetler olmak üzere iktisadi faaliyetin kısa vadeli görünümüne dair belirsizlikler oluşturduğu, diğer yandan salgın döneminde sağlanan yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güç kazanan iç talebin cari açığı artırdığına dikkat çekildi.

İç talep koşullarının döviz kuru başta, birikimli maliyet etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki bozulma, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeyi sürdürdüğü belirtilen PPK karar metninde, “Kurul, enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesisi için 2021 yıl sonu tahmin hedefini göz önünde bulundurarak güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir” denildi.

Hedef kalıcı düşük enflasyon

Enflasyonu etkileyen tüm unsurların dikkate alınarak enflasyonu 2021 yılında yüzde 9,4 hedefine çekebilmek ve tek hanede kalıcı düşüşü sağlamak için fiyat istikrarına yönelik güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı duruş kararlılığının devam edeceği dile getirilen PPK karar metninde, “Düşük enflasyon ortamının kalıcı olarak tesisinin, ülke risk primlerinin düşmesi, ters para ikamesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik ve finansal istikrarı olumlu etkileyeceği değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

PPK metninde karar alma süreçlerinde orta vadeli bir perspektifle enflasyonu etkileyen tüm unsurlar ve bu unsurların etkileşimini temel alan bir analiz çerçevesinin benimsendiği, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarı konusunda sıkı duruştan taviz verilmeyeceğine işaret edildi.

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, PPK toplantısı öncesi gerçekleştirdiği TCMB Para ve Kur Politikası sunumunda, enflasyona ilişkin yukarı yönlü risklerin 2021 yılında para politikasının sıkı ve kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kıldığını, gerekirse parasal duruşun daha da sıkılaştırılacağını söylemişti.

Türkiye reel faizde öne geçti

Ekonomistler TCMB’nin gelişen ülke piyasalarına göre reel faizde pozitif yüzde 2,6 ile önemli bir yere geldiğini ve birçok ülkenin önünde yer aldığını hatırlattılar. Türkiye’nin yüzde 4,8 reel faize sahip Endonezya dışında muadil ülkeler yüzde 0,3’lük Güney Afrika, yüzde 0,9’luk Meksika, eksi yüzde 0,1’lik Rusya ve Güney Kore, eksi yüzde 2,7’lik Hindistan’a karşı yabancı yatırımda önemli bir avantaj elde ettiğini dile getiren ekonomistler, TCMB’nin yeni politikasını pekiştirme noktasında 2021 yılının ilk çeyreğinde de faiz artışlarına devam edeceğini öngördüler.

Ekonomistler, faizlerin artışıyla istikrar kazanan kurun Türkiye’nin imalat sektörüne önemli bir kazanım sağlayacağını ve ekonomide canlılığın gelecek aylarda daha da artacağını yorumladılar. ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs analistleri de TCMB’nin mevcut politikasıyla döviz kurunda istikrarın kısa zamanda sağlanacağına inandıklarını raporladılar. Analistlerin raporlarında gelecek 3 aylık dolar kuru tahmini 7,75’ten 7,50 liraya, 6 aylık tahmin 8 liradan 7,75’e, 12 aylık tahmin de 9 liradan 8 liraya çekildi.

Deutsche Bank ise raporunda TCMB’den daha fazla sıkılaştırma gelebileceğine vurgu yaptı. Alman bankası dolar/TL’nin 7,50’nin altına ineceğini tahmin etti. Banka analistleri de politika faizinin kısa vadede yüzde 18’e kadar çıkabileceğini dile getirdiler.

Enflasyonu düşürmede kararlı

TERA Yatırım ekonomisti Enver Erkan da Naci Ağbal başkanlığındaki TCMB’nin yılın son toplantısında güçlü bir sıkılaştırma yaptığını ve bu hareketiyle bankanın enflasyonu düşürmede kararlı olduğu sinyali verdiğini söyledi. Merkez Bankası’nın bekledikleri gibi 200 baz puan faiz artırarak enflasyonda belirgin ve kalıcı düşüş belirtileri görülene kadar politikaları sıkı tutma sözü verdiğini dile getiren Enver Erkan, “İletişimi güçlü kurarak işe başlayan Merkez Bankası’nın aksiyon bacağında beklenen politikaları uygulaması, kredibilite tesisi anlamında da olumlu etki yapıyor” dedi.

TL’nin değer kaybetmesi kaynaklı kur geçişgenliğinin yanında petrol, emtia ve mevsimsel etkiler nedeniyle gıda fiyatlarındaki artışların üretici fiyatlarını olumsuz etkilediğini ve maliyet yüklenimi etkisiyle tüketici fiyatlarını yukarı yönlü sürüklediğini belirten Erkan, “Bu nedenle TÜFE yüksek kalmaya önümüzdeki aylarda da devam edecek. Bu kapsamda enflasyonun Nisan ayına kadar olan süreçte yukarı hareketini sürdürerek yüzde 15’li seviyelere gelmesini bekleriz. Merkez Bankası, önümüzdeki yıl enflasyonun yüzde 9,4’e inmesini hedefliyor” yorumunu yaptı.

 Dolarizasyonda zamana ihtiyaç var

Reel faizdeki avantaj sebebiyle TL’nin reel getiri etkisinin dövizin sınırlanan potansiyeline göre daha cazip gelebileceğini ancak yurt içinde dolarizasyonun çözülmesi noktasında bir zamana ihtiyaç olduğunu belirten Erkan, enflasyonda yılın ortalarından itibaren olacak düşüş sürecinin söz konusu ters para ikamesi olayına daha fazla katkıda bulunmasını beklediklerini söyledi.

Erkan, “Kredi büyümesinin yavaşlayarak büyümenin dengeye girdiği, aşırı kredi büyümesinden kaynaklı risklerin hafiflediği, bu süreçte de TRY’nin istikrar kazanarak enflasyon düşüşüne katkıda bulunduğu bir süreç, bu politikanın amacını oluşturmaktadır. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın faizleri düşürme koşulu, enflasyonun düşmesine bağlı olacaktır. Enflasyonun kalıcı ve kayda değer düşüşü, Merkez Bankası’na faizleri normalleştirerek ekonomiyi hızlandırma imkanını verecek” ifadelerini kullandı.

 Döviz zayıfladı, borsa rekorda

Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri yüzde 17’ye yükseltmesiyle piyasalar da hareketlendi. Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi 1432 puanla seans içi, 1429 puanla da kapanış rekoru kırdı. Borsanın günlük kazancı yüzde 0,8 olarak gerçekleşti.

Güne 7,64 lira ile başlayan dolar/TL kuru da faiz artışıyla birlikte 7,55’e kadar çekildi. Daha sonra bir miktar toparlanan dolar kuru günü 7,57 liradan kapattı. Euro/TL kuru da 9,32 lira ile başladığı günü 9,22 lira ile kapattı. Euro gün içinde 9,21’e kadar düştü.

İngiliz parası Sterlin yüzde 0,24 kayıpla 10,3105 lira, İsviçre Frangı da yüzde 1,22 değer kaybıyla 8,50 liradan günü tamamladı.

Tahvil ve bono piyasasında gösterge kağıt, politika faizinin yüzde 17’ye çıkmasına karşılık sadece düne göre yüzde 0,16 artışla yüzde 14,85’ten işlem gördü. 5 yıllık tahvil faizi yüzde 13,28 ve on yıllık tahvil faizi de yüzde 12,89’dan geçti.

Dolardaki düşüşe paralel altın fiyatları da geriledi. Yurt dışında ons bazında 1872 dolarla yatayda kalan altın yurt içinde gramda yüzde 0,88 düşüşle 455,86 liraya indi. Üynı oranda düşüşle çeyrek altın 749,46 liradan, Cumhuriyet altını 3099,9 liradan satıldı.

Türkiye’nin 5 yıllık risk primini gösteren CDS’leri bugün itibariyle 331, on yıllık CDS’leri de 345’ten işlem gördü. TCMB’nin Kasım ayı ile başlayan “piyasa dostu” politikalarına rağmen 18 Aralık itibariyle dolarizasyondaki durum yatay seyrediyor. TCMB verilerine göre 18 Aralık haftası itibariyle 3,3 trilyon TL'lik toplam mevduatın 1,8 trilyon TL’lik bölümü dövizden oluştu.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar