İrfan Küçükköy
Sanat ve Sanatkâr -2-
Sanatkâr, içinde bulunduğu toplumu yüceltir. Ama sanatkârı içinde bulunduğu toplum yetiştirir. Toplumların sosyal, kültürel, ekonomik yükseklikleri ile, sanat yükseklikleri arasında doğru orantı vardır. Toplum seviye kaybederken insanlar ne kadar mahir olsalar da hiçbir hüner gösteremezler. Uluslar arası üne sahip sanatkarlar, yüksek dağların zirvelerindeki bayraklar gibidir. Her yerden rahatça görülürler
Kanuni devri’nin yüksekliği olmasaydı, Mimari’de Sinan, Şiirde Fuzûlî, İlimde Molla Hüsrev, Tasavvufta Yahya Efendi, sanatın diğer alanlarında, diğer şöhreti günümüze ulaşanlar yetişebilir miydi?
Düz alanlara dikilen bayraklar görülmezler. Bu bayrak şahsiyetler, eserlerini Osmanlı zirve devirlerinde verdikleri için hâlâ kolayca görülebilmektedir.
Sanatkarlar güneş gibidirler, etraflarını aydınlatırlar. Ancak yarasalar her zaman olacaktır. Çukurda olan insanlar, elbette zirveyi göremezler. Yer yüksekliği çukurdakine yukarı, zirvedekine aşağıdır. Bazıları küçücük insanları, nasıl da büyük görüyorlar. Bunlar. Toplumlarını sırtlanıp zirveye yönelenleri görmüyorlar da, devleri görmüyorlar da, dev ayna önünde poz verdirip küçük insanları nasıl devleştiriyorlar. İsim vermeden ifade edeyim, şiirlerinin toplamı bir broşür kadar olanları şair sanıyorlar. Devleri gözlerini kamaştırdığı halde dilleriyle küçümsüyorlar. Mesela Mehmet Akif Ersoy’un şairliğini tartışmaya açan şöhretli isimler gördüm. İstiklal Marşı şairimizin şairliğini göremiyorlar veya görmek istemiyorlar. Şiir kitaplarının, şiirlerinin adı bile çalıntı olan sözde şairleri dev aynada sunuyorlar. Böyle tatmin oluyorlar. Zirveyi görmek için göz ister.
Sanatkarlar, ürettikleri eserleri zirveye tırmanan insanlara emanet edebilmiş ise, onlar, onun eserlerini zirveye taşıyacaklardır. Toplumları buhran içinde kıvranırken, ortaya çıkan sanatkarlar bu değerdedirler. Büyük şair Necip fazıl unutturulmaya çalışılırken, -benim yaşıtlarım bunları yaşadılar- taraftarları onu ve eserini her devirde el üstünde tutmuşlar, tuzaklara rağmen zirvede kalmasını sağlamışlardır.
Sanatkarlar, mesajlarını sadece toplumlarının bu gününe sunmakla kalmaz. Kendileri ortadan çekilseler bile, rehberliklerini ettikleri yönde toplumlarını ilerletmeye devam edeler. Mevlânâ Celalettin-i Rûmî, Yunus Emre, Eşref Rûmî gibi şairler, aradan yıllar değil, asırlar geçtiği halde etraflarını aydınlatmaya devam ediyorlar. Kuvvetli ve müsait ağaca aşı yapılınca, bir anlamı olur. Milletimizin kökü sağlamdır.
Dindar gençlerimize, sanatın her alanını doldurmaya davet ediyoruz. Her alanda ciddi bir açıklık vardır. Sanat alanlarını doldurmak, hepimizin milli ve dinî görevidir.

Hazret-İ Hüseyin’e Ağıt
28 Haziran 2026 Pazar 15:57Bir Sevdadır, Üsküdar
11 Haziran 2026 Perşembe 22:30Kurban Bayramınız Mübarek Olsun
25 Mayıs 2026 Pazartesi 12:07Türkiye’nin Büyük Devlet Olma Stratejisi
19 Mayıs 2026 Salı 14:13Cumhuriyet Türkiye’si Destanı
18 Nisan 2026 Cumartesi 14:05Ahmet Taşgetiren ile Prof. Dr. Hayrettin Kahraman arasında geçen bir mükâleme
13 Nisan 2026 Pazartesi 19:38Prof. Dr. Hayrettin Karaman Abiye TEŞEKKÜR
12 Nisan 2026 Pazar 10:22Altmışıncı Evlilik Yıl Dönümümüz
10 Nisan 2026 Cuma 07:01Elhamdü Lillâh
21 Mart 2026 Cumartesi 11:48Özledim, Allah'ım, Özledim
20 Mart 2026 Cuma 00:16
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.