İrfan Küçükköy: Mücadele Birliği Genel Başkanı Necmettin Erişen’ in Hapishane Hayatı

İrfan Küçükköy: Mücadele Birliği Genel Başkanı Necmettin Erişen’ in Hapishane Hayatı

Necmettin Erişen’i, hapishane’ de bunun için ziyaret edememiştim. Ben askerde iken Hapishaneye girdi ve müddetini doldurup çıktı. Ancak, ondan sonra hapishaneye giren Mevlüt Baltacı arkadaşımızı aynı hapishanede ziyaret edebildim.

erisen.jpg

Necmettin Erişen Hapiste iken ben Kırklareli’de, başka bir mahbusumuzun şehrinde yedek subay asker idim. Yavuz Arslanargun Abi’nin mahbuslarla ilgisini her ziyaretimde görürdüm. Hapishane mektep, Yavuz Arslanargun siyaset hocası halinde idi. Katillerin yaygın ifadesiyle nasıl mücahit haline geldiklerini bizzat gördüm. En meşhur çete reisi Tufan abinin, kendi ifadesi ile, “Yavuz Kardeş” yanında nasıl Kur’an Kursu öğrencisi gibi masum hale geldiğini gördüm. Hapishanedekilerin hepsi her gün, her saat “Milliyetçilik mukaddesatçılık” dersi görüyorlardı.

Necmettin Erişen’i, hapishane’ de bunun için ziyaret edememiştim. Ben askerde iken Hapishaneye girdi ve müddetini doldurup çıktı. Ancak, ondan sonra hapishaneye giren Mevlüt Baltacı arkadaşımızı aynı hapishanede ziyaret edebildim.

Çumra hapishanesi, ağır suçluların tutulduğu bir Tutukevi değildi. Zaten tutuklu ve hükümlü sayısı da daima ellinin altında olurdu.

İki ay önce, Çumra’da ikamet eden bir akrabamdan (Duran Büyükeken) telefon aldım. O günlerde Necmettin Erişen’den Facebook’ta bir enstantane paylaşmıştım. Telefonda bana dedi ki, “dünürüme sizin yazıyı okudum. O da bana, Ben, Necmettin Abi ile Hapishanede birlikte kaldık, dedi. Onun hakkında çok şeyler anlattı. Ben de sizi konuşturmak istiyorum” dedi. Ve telefonu, Çumra’da ikamet eden, Bozkır ilçesi Örenboya köylü Sami Yürekli’ye verdi.

Selam, kelamdan sonra, “Hocam” dedi, “Ben Necmettin Abi ile birlikte hapis yattım. Onun, hayatımın akışına verdiği faydayı kimse sağlayamaz. O dönemde Çumra hapishanesinde yatan her tutuklu ve hükümlü aynı şeyi ifade eder.” Ben ona, “Toros Kartalı” isimli hakkında kitap çıkarmakta olduğumuzu söyleyip, Necmettin erişen’in hapishane hayatı hakkında bir yazı yazmasını istedim. O da, “hocam ben ilkokul mezunuyum. Yazı yazmasını beceremem. Ben size anlatayım siz yazın” dedi, ve anlatmaya başladı.

“Hocam, ben önce benim Hapishaneye niye girdiğimi anlatayım, dedi. Ben silah yakalattım, hapse öyle girdim” dedi. “Yakalattığım silahı ben kendim yapmıştım. Hakim bana sordu. Silahı nerden elde ettin, dedi. Ben de, ben kendim yaptım dedim. Hakim şaşırdı. Masanın gözünden silahı çıkardı. Elinde evirdi, çevirdi. El yapımı olduğu belli ama, önemli değil, siz bu silahı taşıyordunuz, yakalattınız, bu suçtur, dedi ve cezayı verdi.” Dedi. Sonradan düşündüm, Bozkırlı birinden eski tarihlerde böyle bir şey dinlemiştim. Çeşme borusundan nasıl silah ürettiğini anlatmıştı. Elimden tutan olsaydı, Türk ordusunun silahını üretecektim, demişti. Belki de aynı kişidir.

Şöyle devam etti. “Hapishanedekilerin hepsi, kavgadan, dövüşten, yaralamaktan, silah yakalatmaktan tutuklu, hükümlü gençlerdi. Yani ağır suçlu yoktu. Ben, Necmettin Abi’ye şaşırırdım. Sabah namazında başlar, yatsı sonuna kadar, etrafı hiç boş kalmazdı. Ha bire konuşurdu. İslami telkin yapardı. Ahlaklı olmamızı öğütlerdi. Milliyetçı olmamızı, dindar olmamızı öğütlerdi. Hapishanedeki gençler namaza başladılar. Hapishane gençlere tövbe mekanı oldu.

Hapishaneden çıktığı gün hepimiz çıktığı için sevindik ama aramızdan onun ifadesi ile, böyle büyük bir insan ayrıldığı için üzüldük. Hapishane mektep olmuştu.Mektep hocasız kaldı.

Bir de dikkatimizi çeken onun ziyaretçilerinin çokluğu idi. Konya’nın ileri gelenleri hep onu ziyaret ettiler. Avukatlar, mühendisler…Hele güzel giyimli, kravatlı gençler Türkiye'nin he329w hapishaneye aktılar. Hapishanede hepimiz bu gençlere imrenirdik. Ne kadar terbiyeli gençlerdi. Sorduğumuzda koca koca üniversiteleri söylerlerdi. Onları seyrederken bizim geleceğe ümidimiz artardı.

En çok hoşuma giden tarafı gani gönüllü olmasıydı. Bizimle birlikte sıraya girerdi. Sıramızı vermek isterdik, asla kabul etmezdi. Sabah kahvaltısında peynir ekmek, bazan zeytin ekmek yerdi. Hiç şikayet etmezdi.”

Sami yürekli bana başka bilgiler de söyleyeceğini ifade etmişti. Her halde ayrıntılar anlatacaktı. Ulaşıp bilgi alırsam bu yazıya eklerim.

Allah rahmet ve mağfiret eylesin. Ahiret Yurdunu Cennet eylesin.

yazının devamı..

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler