Mustafa Yürekli
Kültürün metalaşması ve aymazlık

Kültürün metalaşması ve aymazlık
Günümüzde “kültür endüstrisi” deyince, kültürün endüstrileştiği, üretim tarzının standartlaştırıldığı vurgulanmakta, kültürün meta biçimini aldığı, kültürel ürünlerin konu olarak da standartlaştırıldığı anlamına gelmektedir.
Müzik, sinema, edebiyat gibi bütün kültürel ürünlerin rasyonel biçimde inşa edilmesi amacıyla metalaşarak alınıp satılabilir hâle getirilmesi durumu “kültür endüstrisi” deyimiyle kavramlaştırılmaktadır. Çok satan bir roman ile televizyonlardaki diziler, gazetelerdeki magazin haberleriyle özdeşleşir.
Kültür endüstrisinde üsluptan da söz etmek mümkün değildir. Biçim içeriğin yerini almıştır: “Sözde içerik diye sunulan şey sadece rengi solmuş bir ön plandır…” Taklit olan, mutlak olanın yerine geçmiştir.
Kültür endüstrisinde kültürün uzlaşmaz iki öğesi, sanat ile eğlence birleştirilmektedir. Böylece sanatsal olanın içine eğlence sokulmakta, sanat tüketim âlemine canlı bir biçimde yerleştirilmektedir. Artık sanat ve kültür, “eğlence”yle ilişkili olarak endüstrinin çarkları arasında seri olarak üretilmekte ve kitlesel şekilde tüketilmektedir.
Kültür endüstrisi eğlence vaadiyle tüketicilere gündelik hayattan kaçışı vaat eder. Ancak tüketim haline gelmiş gündelik hayattan kaçtıklarını düşünenler kendilerini yine aynı yerde bulurlar, ama kendileri bunun farkında değillerdir. Eleştirel olduğunu varsayılan ve bundan dolayı insanın özgürleşmesine ve eleştirel düşünceye katkısı olacağı varsayılan kültürel ürünler, kapitalist koşullarda metalaşarak bu niteliklerini kaybederler.
Kültür endüstrileri ile beslenen, dağıtım ağlarını, ticari bir düzenlemeyi, reklam araçlarını kısaca ekonomik etkinliği karakterize eden tüm bileşenleri bünyesinde toplayan kültür, taciri bir sektör halinde ortaya çıkmıştır.
Kültür endüstrisi bir eğlence işletmesi olarak kendisini göstermektedir. Üstelik, kültür endüstrisi içindeki bir eğlence, boş zaman etkinliği değildir. Tersine, geç kapitalizm şartlarında çalışmanın uzatılmasıdır. Dolayısıyla, kültür endüstrisi eğlence vaadiyle izleyicilere gündelik hayattan kaçışı vaat eder ancak buradan kaçtıklarını düşünenler kendilerini yine aynı yerde bulurlar, ama kendileri bunun farkında değillerdir.
Kültür endüstrileri ile kitleler (eleştirel) düşünmekten alıkonulmakta, bu endüstrinin içerikleri ile mutluluk ve haz arayan insanların boş zaman faaliyetleri üzerinde bir hakimiyet kurularak aymazlığa düşürülen insanlar tüketim ortak paydasında buluşturulmaktadır. Boş zaman etkinlikleri kültür endüstrileri güdümüne sokularak standartlaştırılmaktadır.
Bu yüzden geliştirilen iletişim teknolojileri artık kültür endüstrisinin mantığını yansıtmaktadırlar. Bu araçlar aracılığıyla tüketicilere sunulanlar ekonominin mantığına göre seçilenlerdir, bu açıdan neyin piyasada olacağını belirleyen şey izleyicilerin isteği, tercihi değil; ekonominin neyi karlı gördüğüyle doğrudan ilişkilidir.
Reklamlar, tüm çirkinlikleri örtmede işlevseldirler. Tüketiciler, kültür endüstrisinin ürünlerinin aslında ne olduklarını bildikleri halde, yine onları satın almaya kendilerini mecbur hissederler. Reklam, böylece kültürü endüstrisinin yaşam iksirine dönüşür.
Kâr güdüsü, her zaman aynı olanın yeniden üretimini gerektirmekte, yeni olanın ise dışlanmasına neden olmaktadır. Dinamik, yenilikçi veya yaratıcı olan her şey kitlesel pazara uygun görülmeyerek yerini sıradanlığın bitip tükenmeyen yinelenişine bırakmıştır. Makine hep aynı yerde dönüp dururken üretim tüketimi belirlemektedir; tüketiciler, boş zamanlarda bile kendilerini üretime uydurmak zorundadırlar. Kültür endüstrisinin ürünleri izleyicinin düşünsel etkinliğini de yok etmektedir.
İzleyici artık bu ürünlerdeki, örneğin sinemadaki hızla akıp giden kareleri takip etmek zorundadır. Bu ürünler artık zihinsel kapasite gerektirmemektedirler. Dahası, kültür endüstrisi izleyiciyi pasifleştirmiştir. İzleyiciler artık günümüzün aldatılan kitleleridir, kitlesel ürünlerin ideolojileri onları köleleştirmiştir: Önlerine konulan her şeye direniş göstermeden kapılıverirler. Kültür endüstrileri için insan öncelikli değildir; sadece hesap kitap meselesidir ve kültürel makinenin bir eklentisine indirgenmiştir.
Dahası, kültür endüstrisi gündelik hayatı cennet gibi sunmaktadır. Endüstrinin çarkları arasında biçimlenen bu kültür ürünleri, düzeni meşrulaştıran ideolojik araçlar haline gelmişlerdir.
Kültür endüstrisi, ürünleriyle, hayattaki olumsuz faktörlerin doğal nedenlere ya da tesadüflere bağlı olduğunu düşündürerek, bağımlılık ve yükümlülük bilinci genelleştirir. Kültür endüstrisi bu anlamda, ideolojinin kültürel metalar aracılığıyla yayılmasını ve içselleştirilmesini hedeflemektedir.
Bu nedenle “kültür endüstrisi” diye kavramsallaştırılan kurum ve pratikler, kültürü, reklamı, kitle iletişimini ve yeni toplumsal denetim biçimlerini “kapitalist toplumun yeni biçimlerine rıza sağlamak amacında kullanılan kapitalist modernitenin bir parçası” olarak görmek şeklinde değerlendirilmektedir.
Kitle iletişim araçları ve kitle eğlencesi, endüstrileşmiş bireylerin bilincini artık direnmeyi bile düşünemez hâle getirmektedir. Kültür endüstrisi yaklaşımına göre, kültürün kendisi bir “endüstri” ve ürünleri de “meta” hâline gelmiştir. Kültürel ürünlerdeki (filmler, radyo programları, dergiler) seri üretim mantığı, teknik olarak arabaların veya kentleşme projelerinin de birbirine benzeyen seri ürünler olarak üretilmesine neden olur.
Tüketim kültüründe sanat, modern dönem insan ömrünü bütünsellikten koparmış, öylesine yaşanan bir hayat haline getirmiştir. Çünkü simgesel sanat yanıltıcı bir bütünsellik yaratarak, geçeğin ihtimal ve imkanlarını ortadan kaldırır. Gerçeği çarpıtmaktadırlar. Bundan dolayıdır ki, izleyiciler dışarıdaki sokakları az önce izledikleri filmin devamı olarak algılarlar. Endüstri için önemli olan, insanlara bir an olsun direnişin mümkün olmadığını kabul ettirmektir.
Kültür endüstrisi, izleyicisini pasifleştirmekle kalmamakta, aynı zamanda onları durmaksızın aldatmaktadır.
Bunda da başarılıdır.. Öyle ki, izleyiciler ortada gülünecek bir şey olmasa da gülerler. Böylece güldürmek, insanları mutlu olduklarına inandıran bir aldatmaca aracına dönüşmektedir. Eğlenmek, bir şey düşünmemek demektir.
Kültür endüstrisiyle birlikte güzel olan yalnızca kameranın ürettiğidir. Söz konusu olan artık estetik barbarlıktır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.