'Küresel risk primi' sistemi korumacılıktan tehlikeli

Devlet ve işletmelere yönelik riskleri puanlandıran uluslararası CDS mekanizması, küresel ekonomi için dünyayı resesyona iten 'korumacılık'tan daha zararlı olduğu gözleniyor. Manipülasyon endişesi taşıyan CDS sisteminin, ekonomilerin çıkış aradığı bu dönemde yeniden düzenlenmesi bekleniyor.

Devletlerin ekonomi ve politik yapısına yönelik riskleri puanlandıran CDS (Credit Default Swap) sistemi, ülkeleri ABD/Çin ticaret gerginliği ve koronavirüs pandemisiyle ortaya çıkan ve küresel ekonomiyi resesyona iten “korumacılık”tan daha fazla olumsuz etkilediği gözleniyor. Hak etmediği halde Türkiye gibi birçok ülke yüksek risk primi sebebiyle yatırım ve ticaret yapamıyor.

CDS sistemine yönelik eleştiriler ve ekonomilere verdiği zarar birçok mecrada tartışılan ve çözüm bekleyen bir konu. Söz konusu görüşlere göre, ülke varlıklarını faiz ve tahvil kapsamında değerlendirip yatırımcıları üretimden uzaklaştıran CDS sistemi, bugün küresel ekonomide gelişmiş ve gelişen ülkeler arasında servet transferi aracı olarak kullanılıyor.

Daha çok gelişmiş ülkelerin kazanması üzerine kurulan,  âdil bir düzen içermeyen ve bir nevi sigortacılık uygulaması olarak nitelendirilen CDS sisteminde, uluslararası rating kuruluşları gibi CDS puanları veren finans kurumlarının şeffaflığı da sorgulanıyor.

Sistem gözden geçirilmeli

Ticaret savaşlarından sonra koronavirüsle gündemlere giren yeni ABD/Çin gerginliği ve küresel pandemi sebebiyle dünyanın hızla resesyona gittiği belirsizlik döneminde farklı bir ‘korumacılık’ sorunu şeklinde ortaya çıkan özellikle tahvile dayalı CDS sisteminin gözden geçirilmesi yönünde görüşler yoğunlaşıyor.

Ekonomi ve siyasi açıdan birçok ülkeden daha güçlü olduğu halde CDS’lerden en fazla zarar gören Türkiye. Bu durum bile CDS sisteminin manipülasyona açık olduğunu gösteriyor. Yunanistan’da CDS’ler 168’lerdeyken Türkiye CDS’lerinin 500’lü seviyelerle ifade edilmesi, ABD ve Avrupa’da pandemi ve korumacılıkla işlemez hale gelen ekonomilere rağmen ülke CDS’lerinin 20-40’lar arasında gezinmesi sisteme yönelik kuşkuları artırıyor.

Diğer yandan Türkiye’de manipülasyona alet olmuş BNP Paribas, Citibank, UBS gibi finans kuruluşlarının CDS puanı verebileceği düşünüldüğünde sistemle bir ülkenin varlıklarıyla rahatlıkla oynanabileceği ve kırılgan hale düşürülebileceği görülüyor.

CDS JP Morgan ürünü

CDS’ler; bir ülkenin ekonomik ve finansal performansını yansıtması, bu konulardaki şoklara karşı dayanıklılığının belirlenmesi ile dış borçlanmalarda karşılaşacağı kaynak maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Aynı zamanda ülkede ekonomik birimlerin kredi maliyetlerindeki gelişmeleri, açık bir şekilde yansıtıyor. Bu nedenle de reel ekonominin performansına ilişkin önemli bir gösterge olarak da yorumlanabilir.

1995 yılında JP Morgan Chase tarafından geliştirilen CDS’lerin önemi, 90’lı yıllara dayanır. Kredi riskinden korunmak için finansal piyasalarda yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı. İşlem gören referans varlıkların sayısı arttıkça, piyasadaki likidite ve çeşitlilik de giderek artmış ancak piyasa spekülasyon ve manipülasyon kurtulamamış.

Araştırmacı ekonomist Gökhan Ugan’ın da CDS’lere yönelik önemli tespitleri bulunuyor. Ona göre, CDS’lerin temelde iki önemli işlevi var. Bu sözleşmeler asıl olarak alacakların sigortalanması amacıyla kullanılmaktayken, diğer taraftan borç verilen kurumların temerrüde düşme olasılığını göstermesi nedeniyle önemli bir kredi risk göstergesi olarak takip edilir. CDS’ler amacı doğrultusunda kullanıldıkları zaman gerçekten faydalı enstrümanlar. En önemli dezavantajı tezgahüstü piyasalarda işlem gördüğü için ne kadarlık bir hacim gerçekleştiğinin tam olarak bilinememesi. CDS’ler piyasaların manipüle edilmesi amacıyla da kullanılabiliyor.  

Konuyu destekleyecek bir bilgi daha…  CDS kontratları, spekülasyon veya hedge amaçlı olarak alınabilmektedir. Yani CDS kontratı almak için borcun sahibi olmanıza gerek yoktur. Herhangi bir yatırımcı, CDS spreadlerindeki oynamalar üzerine spekülasyon yapabilir ve bu şekilde kazanç sağlayabilir. Ancak bu kontratlar hem alıcı hem de satıcı için riskler ihtiva eder.

CDS nasıl belirleniyor

CDS piyasada tıpkı döviz kurları gibi anlık arz ve talebe göre yükselir veya düşer.  Yani CDS’ler spekülasyona açık olduğu gibi manipülasyon yapmak dasistemde çok kolaydır…  

CDS’nin Türkçe ifadede karşılığı ‘kredi temerrüt takası’… Ancak CDS bir takas işlemi değil, risk primini ölçen sistem... Bir ülkenin veya bir şirketin bono ve tahvil borcunu ödeyememesi ihtimaline karşı tahvil satın alan fonun/işletmenin elindeki tahvillerini sigorta hizmeti sağlayan şirket veya yatırımcı kuruma sigortalatması. Genellikle 5 yıllıkların değerlendirildiği risk primleri 100 birim üzerinden ölçümlendirilir.  

Mesela Türkiye’nin şu anda 5 yıllık CDS’leri 511. Tabii genel şartlara göre CDS’ler oldukça yüksek. Zaten 200’ün üzeri riskli, 300’ün üzeri ise yüksek riskli, aşırı kırılgan ülke olarak adlandırılır.

Türk tahvillerini satın alan bir kişi, vadesi geldiği halde tahvil bedelinin ödenmesi ihtimaline karşı sigorta şirketi veya yatırımcı kuruma her 100 birim tahvil karşılığı olarak yüzde 5,11 oranında prim ödemeyi kabul eder. CDS’nin 511 olmasının manası budur.

Riskleri ne yükseltiyor

O kadar badireye ve borç batağına rağmen Yunanistan’ın CDS’i bugün 168, İspanya’nın 82, Fransa’nın ise 32… Yunanistan tahvillerinde risk primi yüzde 1,6 iken İspanya’da bu 0,82 ve Fransa’da ise 0,32 olarak ortaya çıkar.

Yeri gelmişken bazı ülkelerin bugünkü CDS değerlerine bakalım… Türkiye’nin 511,08’ik risk primine karşılık Çin ile hâlâ devam eden ticaret savaşları, pandemi ve 50 eyalette 10 günden bu yana hızlanan halk ayaklanmalarına rağmen ABD’nin risk primi 19,9… Almanya’nın 20… İngiltere 15,8, Kanada 37,4, Rusya 104,9, Meksika 148,8, İtalya 190,8, Brezilya 241,3 risk primlerine sahip ülkeler.

Türkiye özelinde değerlendirildiğinde; CDS’lerin yüksekliğine sebep olan genellikle dış politika, Ortadoğu’daki gelişmeler ve korona virüsün ekonomiye vereceği zararlar olarak belirtiliyor. CDS’leri yükselten iç sebepler de şöyle sıralanıyor... Büyümelerin düşmesi, enflasyon ve faizlerin yükselmesi, dış borçların artması, cari açık, bütçe gerçekleşmelerindeki olumsuzluk, ülkede savaş hali ve afetler…

Uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch rating dahi, Türkiye'nin düşük borçluluğu ve piyasa çalkantılarına alışık olmasının kredi notunu desteklediğini belirtiyor. Fitch analist raporunda, “Şu anda Türkiye'nin kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yüzde 38'i seviyesine yükseleceğini düşünsek de BB seviyesi Türkiye'nin elini nispeten güçlendiriyor. BB notu medyanı yüzde 51 civarında. Yani Türkiye'nin halen finansal alanı olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) yardım istemesi pek mümkün gözükmüyor” ifadelerini kullanıyor.

Bu CDS’leri hak etmiyoruz

İyi de sayılanların hangisi Türkiye’de negatif tablo çiziyor, hiçbiri… Türkiye Suriye ve Irak operasyonlarıyla kendi güvenliğini garantiye alırken birçok yabancı yatırımcının da güvenli limanda ticaret yapmasını sağlıyor. Ortadoğu’da ve son olarak Doğu Akdeniz ve Libya’da dengelerin yerine oturması için savaş veriyor.

CDS’leri yükselten iç sebepler düşünüldüğünde; en son yüzde 4,5’luk 2020 yılı ilk çeyrek büyümesi ki dünyada en yüksek büyümeler arasında. Gelişmişler de dahil birçok ülke negatif büyüme kapanında. Enflasyon ise giderek tek haneli rakamlara doğru yürüyor. Faizler de aynı kulvarda tek haneli işlem görüyor.

Dış borçlar ise artmıyor, aksine azalıyor. Uluslar arası standardın altında dünyanın en az borçlu ülkeleri arasındayız. Türkiye, cari açık ve bütçe açığında da diğer birçok ülkeye göre daha iyi durumda. Ülkede savaş hali yok… Afet hali ise hiç yok.

O halde Türkiye’nin CDS’leri niçin 511,8. Daha yakın zamanda da 659’lara kadar çıkmıştı…

Diğer ülkelere bakıldığında bizden daha fazla sorunlu ülkelerin CDS’leri Türkiye’den aşağıdaysa burada küresel sermaye oyununun döndüğü ve gelişmiş ülkelerin gelişen ülkeler üzerindeki finansal sömürü tezgahının olduğu anlaşılıyor. Özellikle CDS’lerin aşırı yükseldiği dönemlerde başta ABD ve Batı ile siyasi olarak ihtilaflı konular gündeme gelince rating kuruluşları önce not düşürüyor, ardından hemen CDS’ler yükseliyor.

Dolayısıyla CDS’lerde daha çok dış etkenlerin, kısmen de iç etkenlerin etkin olduğu düşünülürse Türkiye’nin ekonomi ve siyasi alanda bölgesinde ve dünyaya göre çok iyi durumda olmasına karşılık CDS’lerin aşırı kırılgan olarak vasıflandırılması manipülasyon şüphelerini kat kat artırıyor.

Manipülasyon odağı

Küresel piyasalarda CDS’ler manipülatörler tarafından en yaygın manipülasyon aracı olarak kullanılır. Zira CDS’ler uluslar arası alanda iflas riskinin bir göstergesi olarak yakın takip edilir. Yani doğrudan yatırımcı veya portföy yatırımcısı bir ülkenin risk durumunu CDS’leri takip ederek izler ve yatırımlarını buna göre yönlendirir. Yatırımcı bir ülkede CDS’ler yükseldiğinde borçların ödenemeyeceği riskinin arttığını düşünerek ellerindeki yerel varlıkları satmaya yönelir. Söz konusu hareket pay piyasalarında satış baskısını, döviz fiyatlarında yükselişi ve faizlerde yukarı yönlü hareketi başlatır.

Tabii asıl kıyametin koptuğu yer kapalı kapılar ardında kopar. CDS’leri manipülasyon aracı olarak kullananlar CDS’leri alıp satmaya başlarlar. Malumdur ki, CDS’ler tezgahüstü piyasalarda alınıp satıldığı için hangi fiyattan ne kadarlık bir işlem geçtiğine dair sağlıklı bir bilgi edinmek mümkün olmaz. CDS’lerde alım/satım istatistikleri oluşturulurken yatırım kuruluşlarının beyanları esas alınır ve tezgahüstü işlemler istatistiklere aynen girer.

Tezgahüstü’ne dikkat

Yani manipülatör enstrümanları spot piyasada yüksek talep gören ancak CDS piyasası sığ piyasaları araştırır. Aşağı veya yukarı yönlü tercihe göre manipülatör piyasa enstrümanı seçeneklerini değerlendirir. Hatta teknik analizleri dahi değerlendirmeleri içine alır.  Kaldıraç etkisi yapacak türev piyasalara dalan manipülatör, alım ve satımlarını sessizce gerçekleştirmeye başlar.

Manipülatör asıl operasyona geçer. İşlem yapacağı CDS’lerde düşük fiyattan bir sözleşme yapar ve o işleme dair olumlu veya olumsuz haberleri bekler. Haberler paralelinde hacimsiz piyasada işlemlerini sürdürür. İşlemlerde yükselişi ve düşüşü tamamen kendi hakimiyeti altına alan manipülatör işin sonunda ağa takılanları tokatlarken türev piyasada açtığı uzun pozisyonları kapatır ve yüksek kâr elde eder.

Bu tür operasyonlar piyasa düzenleyicilerin gözetimine takılsa da işlemler gözetim mekanizmalarının zayıf olduğu tezgahüstü piyasalarda gerçekleştirildiği için manipülatöre çok çok bilgi suiistimali şüphesiyle soruşturma yer, onun da müeyyidesi olmaz. Onun için tezgahüstü piyasaların sıkı kontrol altında tutulması ve bu piyasalara yönelik düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

BDDK’dan sert önlem

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) Bankacılık Kanunu kapsamına giren finansal piyasalarda manipülasyon, yanıltıcı işlem ve uygulamaların belirlenmesi amacıyla hazırladığı yönetmelik, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Nitekim Resmi Gazete’de yayımlanan 11 maddelik yönetmeliğin ikinci bendinde “Arz talep dengesinin normal şartlarda gerçekleşmediği dönemlerde, finansal piyasaların dalgalanmasından ya da sığlığından faydalanmak suretiyle, finansal piyasaların düzensizliğini artıracak ya da istikrarını olumsuz etkileyecek şekilde, bir finansal aracın fiyatına veya faiz, döviz kuru, CDS gibi referans değerlere etkide bulunacak işlemlere dahil olmak, aracılık etmek, bu tür işlemler için emir vermek veya benzeri faaliyetlerde bulunmak” yasaklanıyor.

Yine aynı yönetmeliğin 9’uncu maddesine göre, “Finansal piyasaların açılış ve kapanışlarında, faiz ve döviz kuru dahil bir finansal aracın açılış veya kapanış fiyatlarını etkileyen veya etkileyebilecek alım veya satım işlemleri gerçekleştirerek bu açılış ya da kapanış fiyatlarına göre pozisyon alan yatırımcıların yanlış yönlendirilmesini sağlamak” suç kabul ediliyor.

analizgazetesi.com.tr

 

Önceki ve Sonraki Yazılar