Selami Kaytancı

Selami Kaytancı

Kurtarıcılardan Kurtulmak Zor!..

Zor dostum, zor!.. Bu “kurtarıcılar”ın elinden kurtulmak çok zor!.. Hele de bu kadar çok kurtarıcı bekleyen “SAF” insanın olduğu bir dünyada, bu kurtarıcıların elinden kurtulmak, neredeyse Azrail’in elinden kurtulmak kadar zor!..

Bu paragrafta geçen “SAF” kavramını kategorize etmek gerekiyor öncelikle. Bu “saf”ların bir kısmı “APTAL” anlamında iken, bir bölüğü de “TEMİZ” anlamında “saf”tır. Eh, belki bir bölüğünü de hem “aptal ve cahil”, bir bölüğünü de hem “temiz ve cahil” olarak kategorize  etmek gerekecek. 

Bir de “KURTARICI BEKLEYEN”leri ırk, soy, din, milliyet… yönünden kategorize edecek olursak, tarihin derinliklerine dalmamız gerekecek. Mısır Firavunları’nın elinden, zulmünden kurtulmak için bir kurtarıcı bekleyen Yahudiler’den başlayabiliriz mesela… Ve hâlâ devam eden “BEKLENEN KURTARICI” inancı… Üç bin senedir beklenen, beklenmeye devam edilen bir “KURTARICI”… Ne büyük bir bekleyiş ve ne büyük bir talep!..

Sonra Hıristiyanlar… İki bin senedir de onlar bekliyorlar bu “KURTARICI”yı… Göklere gönderdikleri kurtarıcının, yine göklerden gelip kendilerini kurtarmasının hayali ile yaşıyorlar tam iki bin on sekiz senedir… Bunlarınki de muazzam bir bekleyiş ve muazzam bir talep!..

Ne ilginçtir ki, “SON DİN” olduğunu, “SON RESUL” olduğunu iddia edenlerin dini olan “İSLAM”a mensup olduğunu  söyleyen, iddia edenlerin bir kısmı da bekliyor bir “KURTARICI”… Son dinin son kitabı “KUR’AN”ın sahibi, bir daha bir “kurtarıcı” göndermeyeceğini bildirdiği, son dinin son “RESUL”ü de bir daha ne bir resul ne de bir “KURTARICI” gelmeyeceğini, “KENDİSİNİN DE KURTARICI OLMAYIP TEBLİĞCİ” olduğunu söylediği halde, ne hikmetse, onların bir kısmı da bekliyor bir “kurtarıcı”yı…

Hayat, asla boşluk kabul etmez!.. İktisadi hayat da sosyal hayat da “ARZ – TALEP” dengesine göre çalışır. Siz, piyasada talep olmayan bir mal üretirseniz, mal elinizde patlar ve iflas edersiniz. Ama eğer bir mala rağbet çok fazla ise, piyasaya ne kadar mal sürerseniz satılır ve siz zengin olursunuz. Hele de piyasaya sürdüğünüz “MAL” çok kaliteli ise, eh, sizi kimse tutamaz artık!..

Bir kurtarıcı arama psikolojisi, hem dini hayatımızda hem de siyasal hayatımızda mevcuttur ne yazık ki!.. “Kurtar bizi baba!..” naraları, hâlâ kulaklarımızda çınlıyor. O günlerde bu “mal” çok satan bir meta idi ve sahibine de epey bir getiri kazandırmıştı. Siyasette bu tür “Kurtar bizi baba!..”lar çok satar, “best seller” olurken, dini hayatta da bizi “kurtaracak” Mehdiler, Mesihler… “best seller” olmakta ve kendimizi bu seçilmiş çok kutsal zatlardan bir türlü kurtarma imkanı bulamamaktayız. “ARZ – TALEP” MESELESİ yani!…

“Bir kurtarıcı arama” psikolojisinin temelinde, kişinin “birey” olarak kendine güvenememe, kendi kendine yetememe, mutlaka dışarıdan kendisine “el” atacak birine ihtiyaç duyma isteği yatmaktadır. “Ben bilmem, merkez bilir!..” psikolojisi yani… Bu psikolojiyi oluşturan temel etmenler arasında, kişinin birey olarak kendine güvensizliği, kendi kendine yetemeyeceği inancı yanında, önemli bir faktör daha vardır: TEMBELLİK VE BELEŞÇİLİK!.. Fert, ister ki, kendisi çalışmadan, ter dökmeden, araştırıp inceleme zahmetine katlanmadan her şey hop diye önünde oluversin!.. Hazır reçeteler olsun kurtuluş için ve o, bu reçeteleri uyguladığında, tüm dertlerinden, sıkıntılarından kurtulup salaha ersin!..

Evangelizm’i ortaya atanlar da, FETÖ’yü doğuran, besleyip büyütenler de, topluma, toplumdaki bu “SAF” tabakaya birer “KURTARICI” sunmuşlardır. Bu kurtarıcı “MAL”lar öyle güzel ambalajlanmış, öyle reklam edilmişlerdir ki, “BİREY” olamamış, kendine güveni, inancı olmayan bu “SAF”lar nezdinde, inanılmaz bir rağbet kazanmışlardır.

Dünya Hıristiyan nüfusu içinde, bir “MESİH” bekleyen, bu Mesih’in de “Evangelizm” inancına sahip kişileri kurtaracağına inanan “SAF”ların sayısı, diğer Hıristiyan mezhebindekileri ikiye katlamış vaziyettedir. İstatistiklere göre, Hıristiyan dünyasında günde ortalama 65 bin kişi Evangelist olmaktadır. Ne müthiş bir pazarlama gücü, ne müthiş bir reklam!.. BU KURTARICILARDAN KURTULMAK ÇOK ZOR!..

Hıristiyanlığı bozan, onu kendi muharref Tevrat’ları doğrultusunda yeniden dizayn eden YAHUDİ’ler, “son numara” olarak piyasaya sürdükleri bu “Evangelizm” dini ile, kendi üç bin yıllık bekleyişlerini sürdürmekte ve Evangelist ABD’li ve diğer ülke liderlerini ve o ülkelerin güçlerini kullanarak, “ARZ-I MEV’UD”larını gerçekleştirmeye, “BÜYÜK İSRAİL”i kurmaya çabalamaktadırlar. Büyük bekleyiş devam ediyor bu “SAF”larda. BU KURTARICILARDAN KURTULMAK DA İMKANSIZ!..

İSLAM’DAKİ KURTARICILAR:

İslam’ın “kurtarıcıları”na gelecek olursak… Hicri 2. Yüzyıla kadar, “Müslüman’ım” diyen kişilerin, yegane “kurtarıcı” olarak “ALLAH’IN İPİ” olan “KUR’AN”ı gördüklerini müşahede ediyoruz. Hicri ikinci yüz yıldan sonra, İslam’ı “KAYNAĞI”ndan yaşayan Resul, onun ashabı ve ashabın ashabı, bu fani dünyayı terk edince, sonradan gelenlerde bir “DÜNYEVİLEŞME” baş gösteriyor. İşin içine siyasi çekişmeler ve dolayısıyla “MASA HIRSI” dediğimiz, “makam – mevki” kapma, baş olma, en baş olma hırsı giriyor…

Siyasetin baş köşeye oturduğu İslam coğrafyasında, “Allah’ın ipi” unutulmaya ya da göz ardı edilmeye, dünyevi hırs ve arzular gönüllerde, kalplerde köşe edinmeye başlıyor. İşte burada, “Allah’ın ipi”ne inanan “SAF” Müslümanlarda, kendilerini toplumdan, toplumun “dünyeviliği”nden uzaklaştırıp “ZÜHT VE TAKVA” yoluna girme eğilimleri baş gösteriyor. Dünyevileşen Müslümanlara kırgın, onların şerlerinden uzak kalmak isteyen “SAF” Müslümanların tercihi bu olmuş … Ama,“kurtuluş” için tercih, hâlâ “ALLAH’IN İPİ” olan “KUR’AN”dan başka bir şey değil!..

Hicri 6. Yüzyıla gelene kadar… ortalıkta “KURTARICI” olarak ne “TARİKAT” var ve ne de “TASAVVUF” var… Ama, toplumda, Müslümanlar arasında “kurtarıcı” talebi oluşmaya başlamış. Peki, talep olur da arz olmaz mı hiç!.. Elbette ki olur!.. 

6. yüzyıla gelindiğinde İslam, geniş coğrafyalara yayılıyor… Değişik ırk, milliyet ve kültürden oluşan coğrafyalara ulaşıyor. Bu coğrafyalarda “Mecusilik, Şamanizm, Hinduizm, Panteizm…” gibi din ve kültürlerle karşılaşıyor. Her gittiği yerde, siyasal ve sosyal etkilerle, “SAF SÜT”e bir tas bulaşık ve bulanık su ekleniyor.

Allah’ın tertemiz dini İslam’a, olmadık fitneyi fücuru ve de cürufu sokuyorlar. Sonra da bir yığın “KURTARICI”lar çıkıyor karşımıza. Kendilerine türlü türlü adlar, çok çok büyük, çok çok cafcaflı sıfatlar ve ünvanlar veren çok çok mübarek “PUTLAR” çıkıyor karşımıza!..

Bizi “KURTARACAK” bu çok çok mübarek “PUTLAR”, kendilerine öyle dokunulmazlık zırhları ediniyorlar ki, onları yıkmak, onlardan kurtulmak imkansız!.. Onlar, hâşa, sabah akşam Allah’tan direktifler alıyorlar, gece gündüz Resul ile konuşuyorlar. Rüya yolu ile, kerameti kendinden ve “SAF” müritlerinden menkul keşifleri ile, kendilerini resulden bile üstün tutmaya başıyorlar. Kitaplarını, “Bu gönderdiğim son kitaptır, bu da son Resul’dür!..” diyen Allah yazdırıyor, Resul de üflüyor güya!.. BU KURTARICILARDAN KURTULMAK DA İMKANSIZ!..

Bu kurtarıcılardan kurtulmak istediğinizde, tekerlerine çomak sokmak istediğinizde, korkunç tehditler alıyorsunuz!.. Sizi “KAFİR” olmakla suçluyorlar; cehennemin dibini boylamakla, ebedi azapla tehdit ediyorlar!.. Etraflarındaki “SAF”lara da ha bire cennet dağıtıyorlar!.. Bu cennetleri de bedava dağıttıklarını sanmayın sakın ha!.. Allah’ın dinini tekellerine almışlar. Cennet, onların tekellerinde!.. İstediklerine şefaat edip cehennemden kurtarıp cennete yolluyorlar; istemediklerini de cennete hasret bırakıp cehenneme postalıyorlar!..  BU KURTARICILARDAN KURTULMAK ÇOK ÇOK ZOR!..

Yok arkadaş yok!.. Bu kurtarıcılardan kurtulmak şart!.. Peki ama, NASIL?!.. Yegane kurtarıcı ve hüküm sahibi olan Allah’ın bana gönderdiği din, “AKIL” dinidir. “Nereden çıkartıyorsun bunu?!..” dersen, Allah, akılsızları hesaptan sualdan muaf tutuyor!.. SADECE AKILLILAR SORUMLU ALLAH’A KARŞI!..

Her rekat namazda, günde kırk kere okumakla emrolunduğum “FATİHA” suresinde bana, “İYYAKENA’BÜDÜ VE İYYAKENESTEÎN” dememi emreden Allah’tan başka, ne bir kurtarıcı ne de bir aracı kabul etmiyorum ben!.. Kendini aracı – kurtarıcı yegane makam, kişi olarak gören, gösteren çok mübarek sıfatlı bütün “PUTLAR”ı da, elimin tersi ile itiyorum!.. İMANIMI VE AHİRETİMİ ÇALMAK İSTEYEN BU “KURTARICILAR”DAN KURTULMAK İSTİYORUM!..

Kendisi ile baş başa kaldığım bir gecenin karanlığında, bütün sâfiyetimle ve bütün ruhumla avuç açıp dua ettiğim, yardım ve kurtarılma talep ettiğim İlah, eğer beni duymuyor, görmüyor ve bana icabet etmiyor; aramıza çok mübarek sıfatlı birilerini aracı koymamı istiyorsa, o, benim İlah’ım değil, sizin icat ettiğiniz ve iftira ettiğiniz İlah’ınızdır!.. BENİM ALLAH’IM, KULUNU GÖREN, DUYAN VE DUASINA İCABET EDEN ALLAH’TIR!.. Siz iftiralarınızla baş başa kalın ve “SAF” cahilleri, “SAF” aptalları kandırmaya devam edin!.. Tâ ki, hesap günü uyanıncaya kadar!...

KURTARICILARIN ELİNDEN KURTULMAK MÜMKÜN ASLINDA!..

AKLINI KULLANIRSAN!..

HER ŞEYDEN ÖNCE, BU KURTARICILARDAN KURTAR YAKANI!..

 

Selami Kaytancı

03.04.2018, Adana

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum