İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Uyan millet! Hayat kaynağı suların satılıyor!

22 Mart gününü “Dünya Su Günü” idi. Televizyon kanalların bir kaçında haber olarak geçiştirildi, milletin gözü ertesi gün kahvehane, park ve cami avlusunda kritik yapmak için liderlerin ne söylediklerinde olduğundan belki çoğu haberdar dahi olmadı.

Oysa yaşam için başlıca besin kaynağı sudur. Su, hava gibi yaşamın kaynağıdır. İnsanın su içmeden yedi günden fazla yaşama şansı yoktur.

 

Küresel ısınma ve susuzluk tehdidi;

22 Mart 2000 tarihinde Almanya’nın Münih şehrinde yapılan “Dünya Su Zirvesi”’nde, küresel ısınma nedeni ile doğal yaşam alanları ve doğal yaşam kaynaklarının büyük oranda etkileneceğini, kuraklık ve su kaynaklarının azalması var olan suların çevre kirliliğinden dolayı kullanılamayacak hale geleceği tedbirler alınmazsa dünyanın yaşanılmaz hale geleceğini. Bundan en çok etkilenecek ülkelerin başında da Türkiye olacağı konusunda görüş bildirmişti.

Aynı raporda çeşitli tarihlerde yaşanacak tehlikelere dikkat çekilmişti. Bunların en önemlisi 2007, 2014 ve 2025 tarihlerinde yaşanacağı tahmin edilen doğal felaketlerdi.

2007 yılında ülkemizde içinde olmak üzere dünyanın her köşesinde son 70 yılın en sıcak yazı yaşandı, 2014 kurak geçti.

 

Raporda Küresel ısınma en çok su kaynaklarının etkilendiği. Suyun yanlış yönetimi ve yanlış kullanımından dolayı dünya nüfusunun %40’ı susuzluk tehlikesi ile karşı Karşıyaka olduğu. Mevcut durumda bir milyar insan sudan mahrum olduğu, 1,5 milyon çocuk her yıl kirli sudan öldüğü. 2025 yılında nüfusun üçte ikisi susuzluk ile ilgili sıkıntı yaşanacağı. 2025 yılı içinde doğal su kaynaklarının büyük miktarda azalacağı, çevre kirliliği ve bilinçsiz kullanmadan dolayı içilebilir su bulmanın çok zor olacağı. Yine bundan en çok etkilenen ülkenin Türkiye olacağı, eğere gereken tedbirler alınmaz ise 2025’de Türkiye’de içilebilir değerde su bulmanın neredeyse imkânsız hale geleceği belirtiliyordu.

 

Sularımız satılıyor;

22 Mart 2018’e geri dönersek tüm dünya su kaynaklarının geleceğini konuşurken Türkiye’de Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın komisyonda görüşülmesi gündemdeydi.

Düzenlemelerden 14 bin 487 meclis üyesi bulunan 378 sulama birliği etkilenecek. 1 milyon 300 bin dolayındaki çiftçinin, seçimle göreve gelen sulama birlikleri aracılığıyla kullandığı su kaynaklarının özelleştirilmesi öngören tasarıda yer alan düzenlemeler ve sonuçları şöyle:

Birlik meclis yönetim kurulu, denetim kurulu lağvedilecek. Seçilmiş kurulların lav edilmesi birliklerin tüzel kişiliklerinin fiilen ortadan kalkması sonucunu doğuracak. Seçilmiş bu organların yerine DSİ tüm yönetim ve denetim yetkilerini devralacak.

Tasarının 6 ve 8. maddelerinde getirilen düzenlemeyle, DSİ’nin gerek gördüğü hallerde bir veya birden çok havzada su kaynakları, su kullanım izni verilmek suretiyle, özel ve tüzelkişilere veya şirketlere verilebilecek. Bu durumda suyun ücreti faturalama dönemi sözleşmeleri ile saptanacak, su faturaları zamanında ödenemediği takdirde şirketler suyu kullanan çiftçileri icraya verebilecek, iflaslarını da isteyebilecektir. 

Tasarının gerçekleşmesi halinde bu Türkiye’de tarımın durma noktasına geleceği, dahası tarımın ölüm fermanlarının imzalanacağı anlamını taşıyor.

 

Çiftçiler ve çiftçi birlikleri tarafından büyük tepki toplayan düzenleme için ara vere komisyonun 27 Mart Salı ya da 28 Mart Çarşamba günü çalışmalarına devam etmesi bekleniyor.

Bu tasarıdan direk çiftçiler etkileniyor gibi görünse de 80 milyonu etkileyecek dolayısıyla tüm Türkiye’nin sorunu. 15 yılda Türkiye’de devlete dolayısıyla millete ait satmadık kurum bırakmayan AKP iktidarı iktidarını sürdürecek finansı temin edebilmek, ekonomiyi ayakta tutabilmek adına Şeker Fabrikalarının satışı tartışılırken su kaynaklarının satışını gündeme getiriyor.

 

Türkiye 2025’ den başlayarak 2040 yılında ciddi anlamda su kıtlığı yaşayacak ülkeler arasında en üst sırada yer alırken. İktidarın özelleştirme politikası kapsamına sularımızın da dâhil etmesi özelleştirmelerin milletin yararına olmadığı ve iyi niyet taşımadığının bir göstergesidir.

Su kaynaklarımız üzerinde kurulan özelleştirme planının perde arkasında ne gibi hesaplar döndüğü de ayrı bir muammadır.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

25.03.2018/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.