Yalnız dünya için çalışana, yalnız kaderinde olan kadar gelir.

Mevlana Hazretleri Mesnevisinde yol kesen dört manevi kuşun hikâyesinden bahsederek şöyle der: Bu dört yol kesen manevi kuş, halkın gönlünü yurt edinmiştir.

Hazret-i Mevlânâ; Kur’ân’da zikredilen bu dört kuşun, birer çirkin huy olarak içimizde yaşadığını söyler. Ona göre; insanın rûhen gelişmesi ve olgunlaşması için, bunlardan kurtulması gerekir.

Dört kuş; sembolik anlamda şu dört çirkin huyu temsil eder der:

Horoz şehvet; kaz hırs; karga tûl-i emel; tâvus da hubb-i câh denilen, makam, mevki ve şöhret düşkünlüğüdür.

Horoz; şehvetin ve çok eşliliğin sembolüdür. Çünkü tek başına bir sürü tavuğa kocalık eder. Çoğu zaman diklenir, böbürlenir ve üstünlük taslar. Horozlanmak deyimi bu karakterde olanlar için kullanılır.

Kaz; hırsın ve doymak bilmez açgözlülüğün sembolüdür. Kaz hırstır. Hırs kazı, kuru yaş ne bulursa yere gömdürür. Bir an bile kursağı durmaz. Allah buyruğundan yalnız “Yiyin” hükmünü duymuştur. Yağmacıya benzer, evini kazar, çabuk çabuk dağarcığını doldurmaya bakar. İyi kötü ne olursa dağarcığına tıkar

Karga; Tûl-i emel denilen sonu gelmez bitip tükenmek bilmez isteklerin ve boş hayallerin sembolüdür. Karga uzun ömürlü bir kuştur. Yüz elli sene yaşadığı söylenir.

Tâvus kuşu; Hubb-i câh da denilen makam ve mevki tutkusunun; şöhrete, süse ve geçici güzelliklere düşkünlüğün sembolüdür.

Kendi kendimize soralım biz içimizde acaba bunlardan hangilerini daha üstün tutmaya çalışıyoruz acaba? Tabiki burada her şeyi terk edin demek istemiyorum. Günah olmayan lezzetlerin yaşamak için zaruri olan miktarını kullanmaktan bahsediyorum. Bunun yanısıra dünyada haram ve şüpheli şeylerden kaçıp mubah olanları kullanmak gerektiğini ifade ediyorum. Bugün günümüzün en önemli meselesi helal gıda ve haram lokmadır. Bu durum günümüzde daha fazla dikkat etmemiz gereken bir konudur.

Hadîs-i şerifte; Yalnız dünya için çalışana, yalnız kaderinde olan kadar gelir. İşleri karışık, üzüntüsü çok olur buyuruldu.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât-ı Rabbani kitabında, bu konuda buyuruyor ki:
Din ile dünyayı birlikte kazanmak imkânsızdır. Ahireti kazanmak isteyenin, dünyadan vaz geçmesi lazımdır. Bu zamanda, dünyayı tamamen terketmek, kolay değildir. Hiç olmazsa, hükmen terketmek, yani terketmiş sayılmak lazımdır. Bu da, her işte İslâmiyete uymak demektir. Yiyecekte, içecekte, giyecekte ve ev kurmakta İslâmiyete uymak lazımdır. İslâmiyetin emirlerini aşmamak lazımdır, der.

Kalın Sağlıcakla

 

Sait ÖZDEMİR

www.saitozdemir.net

 

Önceki ve Sonraki Yazılar