Silvan'ın Batn el-Hava Mahallesi'nde yüzlerce Filistinliyi aynı acı son bekliyor
Kudüs
Anadolu Ajansının (AA) işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Silvan beldesiyle ilgili hazırladığı dosya haberin üçüncü ve son bölümünde, son dönemde çok sayıda Filistinlinin "Ateret Cohenim" isimli Yahudi yerleşimci örgütün açtığı davalarla evinden edilmesi ve yüzlercesinin de aynı kaderi beklemesi işlendi.
DOSYA: Mescid-i Aksa'nın yanı başında sürgününü bekleyen Filistin beldesi: Silvan
Haberde ayrıca İsrail mahkemesinin kendisine de evini boşaltması için tahliye emri gönderdiği Batn el-Hava Mahallesi muhtarı Zuheyr er-Recebi'nin görüşlerine yer verildi.
Silvan’ın Vadi Hilve Mahallesi’nde Yahudi yerleşimci örgütü Elad’ın sözde arkeolojik kazılar yürütmesi ve Bostan Mahallesi’nde "Kralın Bahçesi" inşası için Filistinlilere ait evlerin mahkeme kararlarıyla yıkılması, bölgede yürütülen Yahudileştirme faaliyetlerinin temelini oluşturuyor.
Bu faaliyetler, Batn el-Hava Mahallesi’nde Ateret Cohanim örgütünün açtığı davalarla Filistinlilerin evlerinden çıkarılması ve yerlerine Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin yerleştirilmesiyle yoğun şekilde sürdürülüyor.
Batn el-Hava'ya odaklanan yerleşimci örgütü "Ateret Cohanim" ve paravan vakıf "Benvenisti Trust"
Ataret Cohanim yerleşimci örgütü 2001'den bu yana Filistin beldesi Silvan'ın Batn el-Hava Mahallesi'ni büyük bir Yahudi yerleşimine çevirmek için çalışmalar yürütüyor.
İsrailli insan hakları örgütü Ir Amim'in paylaştığı bilgilere göre, bölgedeki Filistinlileri yerinden etmek için Benvenisti Trust isimli vakıf kullanılıyor.
Osmanlı yönetiminde 1899'da fakir Yemenli Yahudilerin barınma ihtiyacını gidermek için kurulan ve 1940'lardan itibaren atıl hale gelen vakfı, İsrail 2001'de mütevelli heyetine Ateret Cohanim örgütü üyelerini atayarak yeniden yapılandırdı.
İsrail Adalet Bakanlığı, 2002'de Batn el-Hava'daki yaklaşık 5,2 dönümlük araziyi, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında bölgede mülkiyet sahibi olan Benvenisti Trust isimli vakfa devretti.
1948 öncesi İsrailliler ile Filistinliler arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle yerinden edilen Filistinlilere (sadece Kudüs bölgesinde 35 bin kişi) geri dönüş hakkı tanınmazken, Tel Aviv yönetimi 1950'de çıkardığı ayrımcı "geri dönüş yasasını" 1970'te bu kişilerin çocuklarına ve torunlarına da geri dönüş hakkı (1948 öncesi Doğu Kudüs'te evlerini terk eden Yahudi sayısı yaklaşık 2 bin kişi) vererek genişletti.
Ateret Cohenim, 2002'den itibaren bu yasaya dayanıp Benvenisti Trust'ı paravan yaparak bölgedeki Filistinlilere tapu ve tahliye davaları açmaya başladı.
Ir Amim ve Peace Now insan hakları örgütleri tarafından yayımlanan "Sarsılan Güven: Silvan Batn el-Hava'da Özel Yerleşimlere Devletin Dahli" başlıklı rapora göre, Ateret Cohanim bağlantılı yerleşimciler, ilk olarak 2004'te bir aracı kullanılarak yapılan alımla Batn el-Hava'daki iki evi ele geçirdi ve bunlardan birinin yerine 6 katlı kaçak bir bina inşa ederek bölgeye yerleşmeye başladı.
Daha sonraki 10 yıl boyunca mahalleye yeni Yahudi yerleşimi olmazken Ataret Cohanim'in şüpheli ve tartışmalı şekilde bölgedeki Filistinlilerin evlerini satın alması ve 2014 itibarıyla davaların sonuçlanmaya başlamasıyla bölgede Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin sayısı hızla arttı.
Son zamanlarda Filistinlilerin yerinden edilmesi hız kazandı
Hak örgütlerinin raporlarına göre, Batn el-Hava Mahallesi'nde Filistinli ailelerin tahliyesi son iki yılda keskin bir şekilde artış gösterirken sadece son iki ayda 6 Filistinli aile evlerinden zorla çıkarıldı ve yerlerine Ateret Cohanim ile bağlantılı Yahudiler yerleştirildi.
Ocak ayında yaklaşık 150 kişiden oluşan 28 aileye de İsrail mahkemeleri tarafından evlerini tahliye etmeleri yönündeki emir ulaşırken mevcut sürecin devam etmesi durumunda yaklaşık 700 kişiden oluşan toplam 84 Filistinli aile aynı acı sonla karşı karşıya kalacak.
Bugünlerde Batn el-Hava'da İsrail bayrağı asılan ev sayısı artarken Filistinliler çıkarılıp yerine Yahudilerin yerleştirildiği evlerin önünde İsrailli silahlı korumaların neden olduğu gerginlik bölgenin havasına yansıyor.
Batn el-Hava'da 2023 başından bu yana 13 ev boşaltıldı
"Silvan'ın Gözleri"nin şahitliğinde bölge Yahudileştiriliyor, Filistinliler ev yıkımları ve tahliyelerle doğdukları, büyüdükleri ve hayatları boyunca sayısız hatıralar biriktirdikleri topraklarından koparılıyor.
Onlardan biri olan ve evini tahliye etmesi yönündeki emir kendisine ulaşan Batn el-Hava Mahallesi muhtarı Zuheyr er-Recebi, AA'ya konuştu.
"Yerleşimciler ve Yahudilerin en çok göz diktiği yer burasıdır. Mescid-i Aksa'yı yıkıp Kutsal Tapınağı inşa edeceklerini iddia ediyorlar ve Silvan'daki antik eserlerle ilgileniyorlar." diyen Recebi, İsrail'in Bostan Mahallesi'nde "Kralın Bahçesi" isimli parkı inşa etmek için Filistinlilere ait 128 evi yıkmak istediğini, halihazırda büyük bir kısmını ele geçirdiği Vadi Rababa'dan Aksa'nın Meğaribe Kapısı ile Zeytindağı Tepesi'ni bağlayan teleferik inşa etmek istediğini aktardı.
Recebi, 2023'ün başından bu yana Batn el-Hava'da 13 evin boşaltıldığını, çeşitli mahallelerde 100'den fazla ev ile bazı camilerin tehdit altında olduğunu ve İsrail'in bölgeyi ele geçirme planını farklı yöntemlerle uyguladığını anlattı.
"Amaçları Kudüs'te Filistinlilerin nüfusunu azaltmak ve yerleşimcilerin sayısını artırmak"
"Bir Yahudi yerleşimcinin evimi almasındansa yıkılmasını tercih ederim." ifadesini kullanan Recebi, bölgede Filistinlilerin zorla boşalttığı evlere Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yerleştirildiğine dikkati çekti.
Recebi, "Amaçları Kudüs'te Filistinlilerin nüfusunu azaltmak ve yerleşimcilerin sayısını artırmak." diyerek evlerinden zorla çıkarılan Filistinlilerin zorlu şartlara maruz kaldığını, birçoğunun Kudüs'te tutunamadığını, ev kiralarının aldıkları maaşları geçtiğini ve Ayrım Duvarı'nın diğer tarafına taşınmak zorunda kaldıklarını anlattı.
İsrail'in iddiaları zayıf, mahkemeleri taraflı
Recebi, İsrail'in Filistinlilerin evlerini boşaltmak için kullandığı iddiaların son derece zayıf olduğuna vurgu yaptı ve babasından kalan 1966 tarihli belgeyi göstererek 150 metrekarelik evlerini o dönem satın aldıklarını, İsraillilerin ise 1970'te çıkan bir yasayı bahane ederek onları evlerinden etmek istediğini aktardı.
"Yalnızca yerleşimcilerle değil bu yasayla, hükümetle, mahkemelerle, hakimlerle mücadele ediyoruz." diyen Recebi, "Haklarımızı kanıtlamak için İsrail'in hukuki sistemine uysak bile İsrail yargısı bize aynı gözle bakmıyor. İsraillilerin haklarına öncelik veriyor." ifadelerini kullandı.
Uluslararası mahkemelere de başvurduklarını söyleyen Recebi, İsrail uluslararası hukuka uymadığı için haklarını geri alamayacaklarını düşündüğünü söyledi.
Recebi, şunları kaydetti:
"Bu oldukça zor bir durum. Ben bugün hakkımı kanıtlasam bile İsrail yargısının bunu kabul etmeyeceğinden ve bana hakkımı vermeyeceğinden eminim. Mesela, burada bir arazimiz var, yol olarak kullanıyoruz, belediyede kayıtlı. Yerleşimciler yüzünden yolu kapattılar, mahkemeye gittik ve karara göre yolu açmaları gerekiyordu ama mahkeme emrine uymayı reddettiler. Polis bile yerleşimciler var diye mahkeme kararını uygulamayı reddetti."
Recebi, İsrail'in Kudüs'teki Filistin nüfusunu yüzde 30'a düşürmeyi, İsrailli nüfusunu ise yüzde 70'e çıkarmayı hedeflediğini belirterek "Gerçek şu ki güçlü zayıfı yer, burada olan biten de bu." dedi.
"Bunların hepsi kutsal mekanları ele geçirmek, Aksa'yı yıkmak için yapılıyor. Aksa'yı yıkıp yerine sözde tapınaklarını inşa etmek için çalışıyorlar." ifadelerini kullanan Recebi, "Kudüs de Kabe gibi Allah'ındır. Kabe'yi Ebrehe'den koruduğu gibi Kudüs'ü de korur." diyerek hislerini ifade etti.
Kaynak:AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.