“Adana’nın Yükseklerinde Sessiz Bir Kapadokya: Kovukçınar Sonbaharda Büyülüyor”

“Adana’nın Yükseklerinde Sessiz Bir Kapadokya: Kovukçınar Sonbaharda Büyülüyor”
“Burası Adana’nın Kapadokya’sı” der. Gelenlerin fotoğraf çekmeden edemediğini, yaylacıların burayı çoktan keşfettiğini anlatır.

hakan-demir.jpg

“Adana’nın Yükseklerinde Sessiz Bir Kapadokya: Kovukçınar Sonbaharda Büyülüyor”

Torosların doruklarında, sonbaharın altın sarısı ile kahverenginin birbirine karıştığı bir öğleden sonra, Kovukçınar’ın kayaları adeta konuşmaya başlar. Bin 600 rakımda, yüzyılların rüzgârı ve yağmuruyla şekillenmiş dev kaya kütleleri, aralarından yükselen ardıç ve katran ağaçlarının sonbahar renkleriyle birleşince ortaya Kapadokya’yı andıran sessiz bir manzara çıkar. Evler, tarlalar ve kayalar birbirinin içine geçmiş gibidir; havadan bakıldığında bu küçük mahalle, doğanın binlerce yılda yarattığı açık hava müzesini hatırlatır.

Feke’nin yüksek kesimlerinde yer alan Kovukçınar, henüz kalabalıkların keşfetmediği bir duraktır. Doğal aşınmanın izlerini taşıyan kayaların arasında süzülen su kaynakları, bölgenin sessizliğini bozmadan akıp gider. Mahalle merkezindeki bir kaynak, Türk bayrağı motifleriyle boyanmış; bu küçük detay, doğanın ortasında insan elinin de varlığını hissettirir. Yaylacıların bildiği, fotoğraf tutkunlarının ise yeni yeni fark etmeye başladığı bu yer, her mevsim başka bir yüz gösterir. Kışları ağır, yazları ise serin ve ferah geçen mahalle, özellikle sonbaharda en etkileyici hâlini alır.

İzmir’den memleketine dönen Hakan Demir, eşi Fahriye Demir’le birlikte bu manzarayı izlerken “Burası Adana’nın Kapadokya’sı” der. Gelenlerin fotoğraf çekmeden edemediğini, yaylacıların burayı çoktan keşfettiğini anlatır. Gerçekten de Kovukçınar, doğa yürüyüşü yapmak isteyenlere, kamp kurmak isteyenlere ve motokros sevenlere alternatif bir rota sunar. Henüz turistik bir kalabalık yoktur; kayaların arasında yürürken duyulan tek ses rüzgâr ve kuşların sesidir.

Binlerce yıllık doğal süreçlerin ürünü olan bu kayalar, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda Torosların yükseklerinde korunmuş bir yaşam alanıdır. Evlerin gölgesinde, tarlaların kenarında ve suyun aktığı yerde hâlâ sakin bir hayat sürer. Sonbahar renkleri kayaların üzerine düştüğünde, Kovukçınar adeta Adana’nın yükseklerinde saklı kalmış bir Kapadokya’ya dönüşür. Burayı görenlerin çoğu aynı şeyi söyler: Keşfedilmeyi bekleyen, her mevsim güzel, ama özellikle bu aylarda mest eden bir yer.

Kaynak:İHA, Adanapost

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.