İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Devlet için millet mi? millet için devlet mi?

?İnsanı yaşat ki; Devlet yaşasın? (Şeyh Edebali)

Devlet için millet mi? yoksa millet için devlet mi? hep tartışıla gelen bir olgudur bu. Özüne bakacak olursak zaman içerisinde bu kavramlar birbiri ile iç içe girmiş adeta etle tırnak gibi olmuştur. Devleti kaldırırsan milletin, milleti kaldırırsan devletin hükmü kalmıyor.

TDK?ya göre Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır.

Devlet; Siyasi bakımdan örgütlenmiş bir topluluk olduğu kadar, belli bir nüfusa ve toprak parçası üzerinde kontrol iradesine sahip siyasal kurum anlamına gelmektedir. Vatandaşlarının bireysel ve ortaklaşa haklarını korunması ihtiyacından doğmuştur.

Devletin ilk oluşumunda yani devlet öncesi ilkel kominal toplumlar zamanında üreten, tarımcı, yerleşik kabilelerde tüketen, savaşçı, göçebe kabileler zamanında sözleşme oluşmaya başladı.

Tarihsel süreç içerisinde bu sözleşme kolay olmamıştır. Bir arada yaşayan toplulukların arasında bir uzlaşmayla olmuştur; ama bu uzlaşma hiç bir zaman tam sağlanamadığından, bu günde devletler hala nihai şekil ve amaçlarına ulaşamamışlardır.

Hukukî açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır. Buna göre devlet; "Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir." Bu tanımdaki unsurlar şunlardır:

İnsan unsuru: Halk ya da millet unsuru olarak da adlandırılabilir. Belirli bir alanda birlikte yaşayan ve çeşitli bağlarla ortak yaşama iradesi gösteren insan topluluğudur.

Egemenlik unsuru: Siyasal iktidar unsuru olarak da adlandırılan bu unsur, Devletin esas kurucu unsurudur.

Ülke unsuru: Ülke, coğrafi anlamda bir bütünlük teşkil eden ve sınırları belirlenebilir bir kara parçasını ifade eder.

Millet/Ulus; Ortak bir kültür çerçevesinde bütünleşmiş ve tarih bilincine sahip en büyük insan topluluğudur. Eski çağlarda kan birliğiyle oluşan kabile, aşiret veya halk anlamında kullanılmıştır. İnsanlar, benzer özellikleri nedeniyle ortak sosyal, siyasi ve iktisadi işleyişler içinde uzun tarihi süreçler boyunca birlikte yaşamayı tercih etmekte ve aktarılan miras sonucu millet olgusu ortaya çıkmaktadır. Milleti meydana getiren en önemli unsur, tarihi bir süreç içinde kültür veya birlikte yaşama şeklinde ortaya çıkan ortak bir iradenin varlığıdır.

 

Bir topluluğun "ulus" olarak adlandırılabilmesi için:

-Toplulukta ortak bir dilin konuşulması,

-Topluluğun tarihsel geçmişe sahip olması,

-Şimdi bir arada yaşayan bu topluluğun, gelecek için de bir arada yaşama inancında olması,

-Topluluktaki bireylerin birlik ve beraberlik içinde, ortak duyguları paylaşması,

-Toplulukta kültürel ortaklık bulunması gereklidir.

Kısaca devlet ve millet kavramlarını inceledikten sonra devlet için milletin mi? millet için devletin mi? gerekli olduğunu daha iyi anlayacağız.

 

Devlet, bünyesinde barındırdığı milletinin, güvenlik, adalet, sağlık, eğitim ve toplumsa yaşam ihtiyaçlarını belli bir prosedür içerisinde kontrollü ve adil bir şekilde sağlamak için var olmuş bir kurumdur. Bu nedenle; Devlet?in millet için olduğu görüşü ağırlık basıyor. Ancak unutulmaması gereken ise, devlet ve millet zaman içerisinde bir bütünleşme sağlamıştır.

?Devlet millet içindir, millet devlet içindir.? Bu kavramlardan birisini devre dışı bıraktığımızda ne devlet kalır, ne millet. Devletler milletin çıkarlarını korumak için vardır. Onun içindir ki; “Yapılan bütün kanunlar, icraatlar ancak ve ancak milletin menfaatlerine yönelik olmak zorunluluğundadır.

Bununla birlikte Devlet sadece ekonomik bir varlık olarak değerlendirilemez. Bizim toplumuzda millet devletini o kadar sahiplenmiştir ki, devlet kutsal kabul edilmiştir.

Tarihsel süreç içerisinde çoğunlukla esas unsur olarak görülmesi gereken millet, neredeyse devlete lazım olan bir unsur olarak görülmüştür. Günümüzde dahi devletin, kamusal ihtiyaçlarına cevap veren, milletin arzuları doğrultusunda hizmet sunan, toplumu koruma ve geliştirme örgütü olduğu, toplumun tümü tarafından henüz kavranmış değildir.

Oysa Devletle millet bütünlük halinde olmalıdır milli iradeye saygılı olunmalı ancak milli iradeye de, ipotek konulmamalıdır. Her alanda hürriyet esas, kısıtlamalar istisna olmalıdır.

Millet?i devlet için tehlike olarak görülmek acziyetten başka hiçbir şey değildir.. Unutmamalıdır ki ? Devlet millet içindir, millet devlet için değil?

Ne var ki, son yıllarda devletin bekası ve milletin refahı için millet iradesinden yetkiyi alarak demokratik yolarla iktidarı eline alan siyasiler, ne devletin bekası ne de milletin refahına yönelik kalıcı çözümler sunamadıkları gibi. Milli iradeyi temsil ettiğini iddia ederek milleti kutuplaştırmak sureti ile ayrıştırmış, benden olanlar / olmayanlar diye. Dışında kalanlar ise ötekileştirilmiştir.

Gelinen bu durum gerek devletin bekası ve gerekse milletin refahı açısından önemli kazanımlar sağlandığı empoze edilmeye çalışılsa da, gerçek aslında hiç de iç açıcı değildir. Türkiye DP döneminden sonra ilk defa bu kadar koşulsuz biat ile karşı karşıyadır. Gözlerinde pembe gözlükle dolaşan her şeyi tozpembe gören çoğunluk aslında atadan yadigâr hep o devletini hala baba sıfatında görmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Milletimiz hala;“Baba devlet mutlaka benim dertlerime çözüm bulacaktır” mantığını korumakta ve bir gün diye umutla yaşamaktadır. Nede olsa umut fakirin ekmeğidir.

Devletin temel taşları yerinden oynatılmakta, binlerce yıldır bir arada yaşayan ve anayasamızda. Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı herkese ?Türk milleti denir? olarak adlandırılan. Vatandaşlarımızın dil, din, mezhep ve ırk olarak ayrıştırılmaya çalışılması bir bütün olan ülkemizi ve devletimizi bölmek çabalarının hız kazandığı bu dönemde devlet-millet kavramın iyi anlaşılması fevkalade önem arz etmektedir.

Devletin geleceği ve bütünlüğü tehlike altındadır. Gittiğimiz her yerde vatandaşla sohbet ederken en çok sorulan soru ?bu devletin hali ne olacak? vatandan devletin ve milletin geleceğinden endişeli.

Aslında çözüm belli yapılması gerekenler belli, pembe gözlükler atılacak siyasi gömlekler çıkarılacak, birlik olunacak, dirlik olunacak vatanın varlığı  için bütün olunacak.

Milletimiz, Devletini seven milletini kucaklayan ve öz kardeş gözü ile gören adaletten, ekonomiye siyasetten, kültüre ve sağlığa, her türlü projesini milli çıkarlar üzerine inşa eden ve dünya devleti olma yolunda. ?Muhteşem Türkiye?yi her türlü proje ve donanıma sahip kadroları kendine iktidar etmek için eğer çalışmalara katılmıyor ve elini taşın altına koymuyorsa;  geleceğini kendi elleri ile karanlığa götürmeyi tercih etmiş demektir.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

Araştırmacı Yazar

25.05.2014/adanapost.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.