Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Halifesiz Hac ve Cuma'nın bedeli..

Tam bir tufeyli gibi davrandık, mirasa hor baktık ve her şeyi rüzgara bıraktık. Bu yüzden Amerikalılara karşı direnmek için gücümüz kalmadı.

Türkiye 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin verdiği acıyla kıvranırken dünyaya gelmişim. Adana'nın 'Karşıyaka' olarak isimlendirilen semtindeki Sinan Paşa mahallesinde, 'Türkistan Camii'nin bahçesindeki tek odalı imam evinde bir Cuma günü öğleden sonra doğmuşum. Göbeğimi, babamın caminin bahçesindeki gülün dibine gömdüğünü anlatırdı annem.

Doğu Türkistan, bugün Çin'in kuzey batısında bir özerk bölge. Mao Zedong'un 1949'da Çin'deki komünist devriminden sonra hicret eden Türklerin bulunduğu bir mahalle. Türkistan muhacirlerinin acıları içine düştüm, doğumumda.

Yıllar sonra, gençlik dönemimde Maocularla karşılaştım; Çin'deki anayurdumuz Doğu Türkistan'dan ve İsa Yusuf Alptekin'nden haberleri olmayışları tuhafıma gitmişti. Türkiye'deki Maocu ve Leninci solcular, dış Türkler meselesini hep yok saydılar. Rusya'nın Afganistan'ı işgalinde ne kılları kıpırdadı, ne de en küçük bir tepki ifade edecek ses çıkarabildiler.

'Türkistan Camii'nde dünyaya gelmek, beni çok etkilemiştir. Hz.Ali (r.a) efendimiz de Kabe'de dünyaya geldi. Kabe'nin bir köşesi olan 'Türkistan Camii' ve onun bir köşesi olan ev. Yaşadığım evleri, hep mahalle camiinin bir köşesi görmüşümdür. Mabette doğup büyümek ve yaşamak, ibadet sayılacak bir ömür sürmek anlayışı, hayatımın ekseni olacaktı. Kabe, yeryüzünün kalbiydi. Babam, 1969'da Konya Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun oluncaya kadar imam evlerinde geçti çocukluğum. 3 Mart 1924'ten beri Kabe'de hac ibadetini ve camilerinde Cuma namazlarını halifesiz eda eden Müslümanların durumlarının farkında olmayışlarından hep acı duydum.

Adana İmam Hatip Lisesi'ne kayıt yaptırdığım yıl, 20 Temmuz 1974'te, Türk Silahlı Kuvvetleri, 'Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı başlattığında, babam yedek subay, asteğmen olarak ekserlik görevini yapıyordu. Savaş bitene kadar babam ne zaman cepheye gidecek, 'Şehit ya da gazi çocuğu mu olacağım'' diye heyecanla bekledim. Adana Askeri Hastanesi'nin bahçesine inen helikopterden, Kıbrıs şehitleri ve kanlar içindeki gazileri çıkarıldıkça, bahçeyi saran halk, dikenli telleri avuçlayıp acıyla sallayarak inlerdi. O feryat ederek ağlayan kadınların ve çocukların içinde, büyük bir acıyla geçirdim 74 yazını. Kıbrıs davasını da o yaz öğrendim.

1974 -81 yılları arasında öğrenim gördüğüm İmam hatip Lisesi sıralarından Kıbrıs'ı, Kudüs'ü ve Türkistan'ı, dünya Müslümanlarının durumlarını izlerdim. 1982 -1987 yılları arasında, Erzurum İslami İlimler Fakültesi'nin sıralarında, ümmet, şeirat ve hilafet arasındaki zorunlu ilişkileri öğrenerek siyasetle ilahiyat arasındaki bağları kavradım. Laiklik denilen 'ümmet, şeirat ve hilafet karşıtlığı'nın temelindeki felsefeyi de.. Dünya siyasi tarihini, dinler tarihini, felsefe tarihini, medeniyetler tarihini ve İslam medeniyeti tarihini çalışıyorum hala..

Gençliğimde, 20. asrın ikinci yarısında dünyanın manzarası şöyleydi: Batı Kıbrıs'ta (Balkanlar) ve Kudüs'te (Ortadoğu) kanımızı döküyordu.. Çin Türkistan'da, Rusya Afganistan'da (Kafkasya) oluk oluk kanımızı akıtıyordu..

Sultan Vahdettin'i İstanbul'dan gönderirken, kimsenin aklına Adnan Menderes'in asılacağı ve Turgut Özal'ın da tıpkı Mustafa Kemal Paşa gibi zehirleneceği gelmedi. Necmettin Erbakan'ın Başbakanlıktan indirileceğini de kimse düşünemedi. Saddam ve Kaddafi'nin ölümleri de hala uyandırmıyor kimseyi. Müslüman halkların başına geçenler, dünya güçlerine karşı sorumlu oluyorlar. Rolünü oynamayanlar, fena halde cezalandırılıyorlar..

Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin Fransa Ulusal Meclisi'nde oylanacak olması, kimseyi şaşırtmasın. Tarih şuurundan yoksun bir millet ve yöneticileri, zilletten kurtulamazlar. Ne yapacaklarını bilmezler çünkü.

Meseleyi şöyle ortaya koyayım: Osmanlı Düzeni (Pax Ottomana) Britanya Düzeni (Pax Britannica) ve Amerikan Düzeni (Pax Americana).. İşte insanlığın son 500 yıllık tarihi. Osmanlı'nın nasıl cihan devleti olduğunu, kurduğu Osmanlı Düzeni (Pax Ottomana) nasıl bir medeniyetti ve tarih sahnesinden nasıl çekildiğini bilinmeden, Britanya Düzeni (Pax Britannica) ve Amerikan Düzeni (Pax Americana) anlaşılmaz.

Milletimiz, Osmanlı'dan kalanlarla İngilizlere karşı belli oranda direnebildi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı bile sözkonusu mirastan alınan güçle mümkün olabildi. Fakat tam bir tufeyli gibi davrandık, mirasa hor baktık ve her şeyi rüzgara bıraktık. Bu yüzden Amerikalılara karşı direnmek için gücümüz kalmadı.

27 Mayıs 1960 askeri darbesi, yeni dünya gücü olarak Amerika'nın Türkiye'de yaptığı yapılanmaydı, daha doğrusu Türkiye'nin Amerikan Düzeni'ne (Pax Americana) uyumlu hale getirilmesiydi.

Ben, Türkiye'nin Londra'nın varoşu olduğu yıllarda değil, Washington'nun varoşu olduğu yıllarda dünyaya geldim. Sürekli Fas'tan Filipinlere kadar bütün bir İslam dünyasını kuşattım yüreğimle, aklımla devriye nöbetleri tuttum ve Pax Americana döneminde yaşamak nasıl bir durum, bunu anlama ve anlatmayla geçti yıllarım. Başında halife olmadan Kabe'de Hac, camisinde Cuma ibadeti eda eden ve tevhidi tarih bilincinden mahrum Muhammet ümmetini, daha nice acılar beklediğini nasıl izah edebilirim ki..

Mustafa Yürekli / Haber 7
mustafa.yurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.