Işık saçmak için önce yanmak gerekir.

Hz. Mevlana diyor ki; “Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerek!”

Yanmanın belirtisi karanlığın aydınlığa dönüşmesidir.

Işık insanın kendisidir aslında. İçimizdeki ışık kaynağını ve sevgiyi ne kadar canlandırırsak o kadar parlar ve etrafımızdaki insanları da o kadar aydınlatırız.

Bu nedenle ışık umudun canlılık verdiği sesteki coşku ve sıcaklıktır. Işık ve sevgi dolu olduğumuzda tüm varlığımız da aynı şekilde aydınlık olacağından, aklımıza gelen her düşüncede aydınlık ve olumlu olacaktır. Işık olmak aslında her gün insanları, canlı varlıkları, dünyayı yeniden keşfedebilmek ve yaşayabilmek, havayı soluyabilmektir. Farkındalıktır bir nevi. Kendini bilen rabbini bilir anlayışı ile hareket eden kişinin yaydığı huzurdur ışık olmak.

Rabbimim bizlere vermiş olduğu nimetlerin farkına varmak ve şükretmektir. Tanıdığınız tanımadığınız herkese sevgi ile yaklaşmaktır. Tevazu ve samimiyettir ışık olabilmek.

İçimizdeki ışığa ortaya çıkarmakla ilgili güzel bir hikâye ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Genç bir adam orta halli bir şehirde kendi işini kurmuştu. Şehrin caddelerinden birinde, bir perakende dükkânıydı açtığı. Adam dürüst ve dost canlısıydı, fazla kâra tamah etmediğinden insanlar onu seviyorlardı. Ondan alış veriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı. Adam kısa süre içinde bir dükkândan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan marketler zinciri sahibi oldu. Ancak, bu arada onca seneler geçmiş, bir gün hastalanıp hastaneye kaldırılmıştı, doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı…

Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi: içinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına geçecek. Hanginizin bunu hak etiğine karar vermek için üçünüze de on dolar vereceğim. Şimdi gidip yalnızca bu on dolarla öyle bir şey alacaksınız ki, akşam getirdiğinizde şu odamı bir uçtan bir uca dolduracak. Haydi, şimdi yola düşün bakalım.”

Çocuklar, babalarının yanından ayrıldılar ve her biri ayrı bir sokaktan yola koyulup alacakları şeyi düşünmeye başladılar. Akşam geri döndüklerinde babaları: “Evlatlarım, on dolarla ne yaptınız?” diye sorduğunda, birinci çocuk: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, on dolarımı verdim ve ondan iki balya saman aldım” diye cevap verdi ve odadan dışarı çıkıp aldığı samanları içeri getirdi, çuvalı açtı ve samanları havaya savurmaya başladı. Odanın her tarafı bir anda samanla doldu. Ama az sonra samanların tamamı yere indi ve böylece, bu oğlunun babasının istediği şekilde odayı bir uçtan öbür uca dolduramadığı görülmüş oldu.

Bunun üzerine, adam ikinci çocuğuna yönelip: “Peki oğlum,” dedi, “sen paranla ne yaptın?” Çocuk: “Yorgancıya gittim. Ondan on dolarlık kuştüyü aldım” diye cevap verdi ve çuvalını içeri getirip içindeki bütün tüyleri savurmaya başladı. Birkaç dakikalığına neredeyse bütün oda tüylerle doldu, ama samanlar gibi tüyler de yavaş yavaş yere indiler ve böylece bu çocuğun da odayı dolduramadığı görülmüş oldu.

Sıra, son çocuğa gelmişti. Hasta yatağında hafifçe doğrulan adam:

Sen evladım” dedi ona, “Sen paranı ne yaptın?” Çocuk, “Babacığım!” dedi, “On dolarımı cebime koyup, senin yıllar önce açtığın ilk dükkâna benzeyen küçük bir dükkâna gittim. Dükkânın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim. Sonra, beş dolarını bir hayır kurumunun kumbarasına bıraktım, dört dolarıyla yolda gördüğüm iki muhtaç insana yiyecekleri bir şey alıp verdim, kalan bir dolarla da iki şey aldım.”

Bunu der demez, elini cebine atıp bir çakmak ve bir mum çıkardı çocuk. Odanın lambasını kapatıp mumu yakınca, bütün oda mumun yaydığı ışıkla doldu. Saman veya tüy on dolarla odayı doldurmaya yetmemişti, ama bir dolara alınan mum ile çakmak bütün odayı bir uçtan öbür uca ışıkla doldurmuştu.

Bunun üzerine, memnun bir yüz ifadesiyle, “Çok iyi oğlum!” dedi baba. “Benden sonra işlerimin ve ailemin başında sen olacaksın.

Çünkü hayata dair çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı öğrenmişsin.

Ne mutlu ışığı ile insanları ısıtanlara ve aydınlatanlara.

 

Kalın Sağlıcakla

Sait ÖZDEMİR

Eğitimci-Yazar

www.saitozdemir.net

 

Önceki ve Sonraki Yazılar