İşsizlikte mahşerin dört atlısı!

Yapısal reformlar gölgesinde yeni anayasa hazırlama çalışmalarının bir miktar daha ivme kazandığı gözleniyor. Tahvil faizlerinde henüz bir gerileme hissedilmese de CDS'lerin (dün 283,87) düşüşüne bağlı piyasadaki iyimserlik ve kurdaki aşağı yönlü hareketin en büyük sebeplerinden biri yapısal reformlar ve yeni anayasa adımları.

Kurdaki düşüş elbette küçümsenecek bir gelişme değil. Neticede enflasyonu, faizleri, büyümeyi, yatırımları, istihdamı ve diğer ekonomik dataları yakından ilgilendiriyor. Ama şu anda oluşturulan geçici havanın netleştirilmesi, sağlam zemine oturtulması ve gerçek hayata yansıtılması elzem.

Dolayısıyla kurdaki düşüşü ve diğer ekonomik gelişmelerdeki sürdürülebilirliği desteklemenin yolu yapısal reformların bir an önce yürürlüğe konulmasından geçiyor.

İçinde yeni anayasa da olmak üzere yapısal reformlara sathi bakılmamalı. Olay deruni sosyal yapıya göre incelenerek hassas terazide ölçerek ihdas edilmeli. Yoksa bu durum diyabet hastasına “ağzı tatlansın” diye “baklava – börek” vermeye benzerse ki o zaman iş daha çetrefilli hale gelir.

***

Hatırlayanlarımız vardır… 2019 Ocak ayı işsizlik rakamı yüzde 14,7 ile zirve yaptığında, “Ne oluyoruz?” diye bir silkinmiştik. Zirâ söz konusu oran son 10 yılın en yüksek rakamıydı. Gerçi, 2008 ve 2009 yıllarında yüzde 16’lı rakamları görmüştük.

2019 Ocak’ında işsiz sayısı bir önceki döneme göre 3,9 puan artmış ve işsizler ordusuna 1,25 milyon kişi daha eklenmiş, toplam işsiz sayısı 4,66 milyona çıkmıştı. 2019 Şubat ayı işsizlik oranı da yüzde 14,7 ile diri kalmayı sürdürmüştü. Mart’ta yüzde 14’ün altına inemeyen işsizlik oranı yine yüzde 14,1’de kalmış fakat Nisan ayında ne olduysa işsizlik oranı birden yüzde 12,8’e gerilemişti.

Aslında durum açıkça meydandaydı. Sadece dikkatlice takip etmek gerekiyordu…

İşte işsizlik oranlarının yüzde 14’lerden yüzde 12’lere düşmesinin sebebi birincisi daralma oranlarının giderek düşmesi, diğeri istihdam mevsiminin açılışı olarak önümüze çıkıyor.

Binâenaleyh, işsizlik rakamlarını analiz ederken dört önemli ayağa bakmak lâzım... İlki büyüme rakamları, ikincisi mevsimsel etkiler, kayıt dışı istihdam ve eğitim. Bunlara işsizlikte mahşerin dört atlısı da diyebiliriz.

***

Tabii, bunların her biri bir makaleye sığdırılacak hususlar değil. Belki üzerinde seri yazılar, tezler, hatta kitaplar yazılsa belki ancak ifade edilebilir.

2008 ve 2009 yıllarındaki yüzde 16’lık işsizlik oranlarını saymıyorum… Sonraki dönemde işsizlikte neler olmuş diye, yüzde 14 ve üzeri zirve artışlara göz atıyorum…

2018 yılı son çeyreğindeki yüzde 2,7, devamında 2019 ilk çeyreğindeki yüzde 2,6 ve takiben ikinci çeyrekteki yüzde 1,7’lik ekonomik daralmalar yüksek işsizliğin en önemli neticelerinden biri.

Diğer taraftan kış aylarında işsizliğin daha da arttığı ve yaza doğru işsizlikte bir azalma olduğu da kuşkusuz. Bu da ikinci sebep.

İşsizliğin nedeni olarak kayıt dışılığı göz ardı etmek mümkün mü? Elbette hayır… Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranı yıllardır yüzde 30’lardan aşağı düşmüyor. İşte Kasım 2020 son verisi de kayıt dışı istihdamın yüzde 29,7 olduğunu gösteriyor.

Dördüncü etken “eğitim”i ise hiç sormayın… O tamamen yapısal bir sorun. Sosyal alanda olduğu gibi çalışma hayatında da kuşak dönüşümlerini zamanında gerçekleştiremediğimiz için eğitim belki de işsizliğin en baskın etkenleri arasında önde gideni!..

***

Sözü getireceğim yer şurası…

İstihdam piyasasında mevsimsellikten kaçmanın imkânı yok. Ancak istikrarlı ve kaliteli istihdam için GSYH’deki gerçekleşmeleri sürdürülebilir hale getirecek ciddi uygulamalar gerekiyor. Sosyal dengeyi bozmadan muhakkak yüksek kayıt dışı istihdamı da bir an önce eritmenin yolları bulunmalı.

Beyaz yakalıların gerektiği bir yerde mavi yakalı istihdamında inat etmek veya mavi yakalı istihdamın hakim olduğu bir alanda beyaz yakalılarda diretmek işsizliğe davetiye çıkarmaktan başka işe yaramaz.

Küresel ekonominin rotası dahilinde kesinlikle izlenmesi gereken tasarım, inovasyon, Ar-Ge, marka, e-uygulamalar, dijitalleşme, yapay zeka ve teknolojiye uzak kalındığı sürece bugün yüzde 25’lerde bulunan genç işsizliğe çare bulmanın imkân ve ihtimali yok.

Yoksa geçen yıl aynı ayda yüzde 13,3 olan işsizlik oranının bir sene sonra yüzde 12,9’a düşmesinin bir anlamı bulunmuyor. Diğer taraftan son bir yıldaki 1,1 milyon istihdam kaybını da hesap etmek gerekiyor.

Mamafih büyüme, mevsimsellik, kayıt dışılık ve eğitim madem istihdamı, işsizliği bu kadar yakından ilgilendiriyor. O zaman bugünlerde çok konuşulan yapısal reformları, hatta yeni anayasa hazırlıklarını bu “mahşerin dört atlısı” üzerine oturtmak gerekiyor, diye düşünüyorum.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar