İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

“Kimyasal hadım” yürekleri ferahlatacak mı?

Son yıllarda hızla artan neredeyse hemen her gün benzer bir vakanın yaşandığı çocuklara karşı cinsel istismar olayları milletimizi çileden çıkardı. Adana’da meydana gelen son cinsel istismar olayında, polisin vatandaşlar tarafından linç edilmesinden son anda kurtulan sapığa mahkeme en üst sınırdan ve indirime gitmeden 66 yıl ceza verdi. Ancak bu karar dahi vatandaşın öfkesini dindirmeye yetmedi. Vatandaş ısrarla bu tür olaylarda sanıklara idam cezası uygulanmasını, idam cezasının yeniden getirilmesinde ısrar ediyor. Haksız da değiller.

Vatandaşın cinsel istismar olayı ve faillerine karşı dinmeyen öfkesi ve sapıklara idam cezası üzerindeki ısrarı iktidarı harekete geçirdi. Ancak iktidarın portföyünde idam yerine “Kimyasal Hadım” var. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül "Çocuk istismarcılarına karşı kimyasal hadım da gündeme gelecek" , "Gerekli düzenlemeyi hayata geçireceğiz" açıklamasını yaptı.

 

Kimyasal Hadim çözüm mü?

Cinsel istismara meyilli sapık zihniyetteki kişiyi ilaç ve tedavi ile “hadım” etmek, cinsel fonksiyonunu ve cinsel arzularını ortadan kaldırmaya yarar. Peki, bu kişinin içine düşeceği psikolojik durumla kendisinin sapıklara malzeme olmayacağı veya cinsel faaliyetlerini yürütemeyeceği için bu defa direk saldırı ve cinayete yönelmeyeceği hususunda “Kimyasal hadım” işleminin bir garantisi var mıdır?

Cinsel istismar ile birlikte cinayet varsa sapık sanık müebbede kadar varan uzun süreli ceza alıyor. Bu sapık sanığa cezaevinde “Kimyasal hadım” işlemini gerçekleştirmekte sorun yok zaten cezaevinde olduğu için aslına bakarsanız böyle bir uygulamaya da gerek yok. Ancak kısa süreli hapis cezası alan, denetimli serbestlikten istifade eden sapık sanıklar nasıl kontrol altında tutulacak?

Cinsel istismar mağduru istismar sonunda öldürülmese,  kirletilen bedeni yaşasa da geleceği, hayalleri, ruhu öldürüşmüş, yaşayan bir ceset haline getirilmiştir. Bu halin ölümden, bu kişinin öldürülmekten farkı var mıdır? Öyle ise, cinsel istismar sapıkları bir insanın ha canını almış, ha geleceğini öldürmüştür. Bu nedenle bir kişinin yaşam hakkını elinden alanın cezası kısastır, yani cana can, günümüz hali ile idamdır.

Bir yerde bir suçun bir kez işlenmesi ile bir şey olmaz, bir kurumda bir suç işleniyorsa o kurum töhmet altında bırakılamaz, mağdurun karşı koyma gücüne,, yaşına, tecavüzün süresine göre “tecavüzden çıkmış zevke girer”,yâda “erken boşalma” dolayısı ile sanığın mahkemedeki kıyafet ve duruşuna göre sapıklara ceza indirimi ile bir yerlere varılmaz.

 

TCK kökten değişmelidir!;

Öncelik işlenen suça nasıl ceza verileceği değil, suç işlemekten insanların nasıl alı konulacağının çözümünü üretmek olmalıdır. Kişi cinsel istismara uğrayıp veya öldürülüp hayatı elinden alındıktan, “Atı alan Üsküdar’ı geçtikten” sonra, sanığa verilecek cezanın pek de hükmü kalmıyor. Hedef mağdur olmadan insanı korumak, suç işlemeye meyilli kişiyi de suç işlemekten alıkoymak olmalıdır.

Bunun için iki önemli mesele vardır. Birincisi eğitim, ikincisi ise caydırıcı cezalar.

Meselenin eğitim ayağı uzun soluklu bir yoldur. İvedilikle başlanmalı, eğitim devam ederken ikinci yol olan caydırıcı ağır ceza sistemi ivedilikle devreye sokulmalıdır. Bu nedenle;

TCK’nde ivedilikle kökten değişikliğe gidilmelidir. Ancak önce siyasi vesayetten kurtarılmış, tam bağımsız ve adil bir yargılama sistemi getirilmelidir.

TCK’deki cezalar uygulanmasına gerek kalmayacak şekilde caydırıcı olarak ağırlaştırılmalı, insanları “ben bu suçu işlersem cezam budur” diyerek suç işlemekten sakındırmalıdır. Sakınmayan da gereken hak ettiği cezayı almalıdır.

Bir yandan eğitim devam ederken, bir yandan ağır cezalar caydırıcı olacak, bir müddet sonra ülkemizde, suç işleme olaylarının azalacağı görülecektir.

Singapur bu konuda iyi bir örnek;

Yerli Malay halkı dışında, Çin, Hindistan, Pakistan, Endonezya ağırlıklı olmak üzere birçok farklı millerlerin ülkede birlikte yaşadığı, 1964 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan bugün dünyanın en modern, eğitimli ve güvenli ülkesi durumuna gelen Singapur. Bu başarıyı böyle bir sistem uygulayarak elde etmiş bir ülkedir. Adi ve idari suçlar dışında neredeyse bütün suçların cezası idam olan Singapur’da 1985 yılına kadar günde ortalama 20 kişinin idam edildiği söyleniyor. Bugün cezaevi dahi bulunmayan Singapur’da, sadece ormanlık alanlara yakın yerleşimlerde, oda Maymunlar girmesin diye, kapıların kilitlendiği diğer yerlerde ev, işyeri ve araçların kilit altına alınmasına gerek duyulmadığı belirtiliyor.

Demek ki, kuralları iyi belirleyip, yerinde uyguladığınızda çözülmeyecek sorun, ortadan kalmayacak problem yoktur.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

21.02.2018/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.