Hayrettin Durmuş
Bakışlarında Amentü Okunan Kartal
Yazımızın başındaki ifade ünlü felsefeci, sosyolog ve fikir adamlarımızdan Nurettin Topçu’ya aittir. Bu ifade yazarımızın Büyük Fetih isimli kitabında yer almaktadır. Fatih’in iradesini, fetih özlemini, ilimdeki derinliğini, kılıcının keskinliği kadar gönüllerin fethine verdiği önemi, cesaretini, yükseklerde kanat çırpan ruhunun yüceliğini anlatan bir ifadedir.
Nurettin Topçu kuşkusuz fikir dünyamızın önemli isimlerinden. Sesi bu toprağın sesi, kokusu Anadolu olan Topçu yirmiyi aşkın önemli kitaba ve yüzlerce makaleye imza atmış, tek başına Hareket dergisini yayınlamış, verdiği konferanslarla Türk gençlerinin uyanması çabasına katkı sağlamış önemli bir yazarımız. Daha doğrusu bir elin parmakları kadar diyebileceğimiz münevverlerden o.
“İsyan Ahlâkı”yla seslendi bize ilkin. Çünkü o, fikirleri sorgulamadan, düşünmeden, söylenen her işi yapan insanlardan değildi. Hürriyet tutkunu ve Hareket âşığıydı. Onun isyanı uysallığa, köleliğe, bencilliğe, anarşiye ve insanı çağın gönüllü köleleri haline getirmek isteyenlereydi. Onun için “Ahlâk Nizamı”nı savunuyordu. Yaşadığımız her sıkıntının, çektiğimiz onca çilenin, içine düştüğümüz kahır ve acıların “Ahlâk Nizamı”nın ortadan çekilip gitmesinden kaynaklandığını en iyi bilenlerdendi. “Var Olmak” için Anadolu dervişlerinin ruhuna yeniden sahip olmamızı, cemiyetin ruhunun Kur’an’la yoğrulması gerektiğini savunuyordu. Taklitçilikle, itham ve inkâr mayasıyla bir cemiyetin ancak nedamet devşirebileceğini de çok iyi biliyordu.
MİLLİ MEKTEPLERE OLAN İHTİYAÇ
İslam dünyasının “en bedbaht devirlerinden birini” yaşadığını, “her sene yüz binlerce ziyaretçi ile dolan Kâbe’ninetrafında ruh birliği ve beraberliğinin meydana gelmediğini”(Topçu, 2013:35) tespit ediyordu “İslam ve İnsan”da. Bunun sebebini de “İslam’ın temeli ve Kur’an’ın özü olan ahlâkın kaybedilmesine” bağlıyordu. “Kur’an harikası olan ilahi ahlâk İslam diyarında çoktan gömülmüştür” (s.43) diyordu ama gönlü buhranlarımızdan kurtulmaktan yanaydı.
Millet bünyesindeki inkılâpların mekteplerde başladığını çok iyi biliyor ve her milletin kendine özgü mektepleri olduğu gibi Türk Milleti’nin de “Milli Mektep”lere ihtiyacı olduğunu anlatıyordu Türkiye’nin Maarif Davası kitabında.
“YARINKİ TÜRKİYE” ÖZLEMİ
Yarınki Türkiye kitabını okurken rahmetli Nurettin Topçu’nun gerçek bir Türkiye sevdalısı olduğunu hemencecik fark edersiniz. Topçu’ya göre “Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül vererek, sabırlı ve azimli, lâkin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi, insan yetiştirmektir.” (Topçu,2003:14) derken ne kadar haklı. Eskilerin kaht-ı rical dediği devlet adamı yokluğundan çok çekti bu millet. Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu idrak eden yürekleri tarif ederken “Hünerleri hep fedakârlık olan bu hizmet ehli gençler mükâfatını da hizmet ettikleri insanlardan beklemeyecekler, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin akislerini de yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir” der.
RÜYALARINDA FATİH’İ GÖREN GÖNÜL ERLERİ
Fatih’i ve büyük fethi anlamak için okuyacağımız pek çokkitap var elbette. Böylesi zahmetli bir çalışmayı göze alamayanlar en azından Nurettin Topçu’nun kıymetli eseri “Büyük Fetih”i okuyabilirler.
Allah’a şükürler olsun ki bu gün bütün zaferlerimizi başımız dik, alnımız ak kutlayabiliyoruz. 1950’li, 60’lı yıllarda Fetih kutlamaları yapmanın bugünkü kadar kolay olmadığını anlıyoruz okuduklarımızdan. Rahmetli İsmail Hami Danişmend ve bir avuç arkadaşının Fethin 500. yılını kutlamak için yaşadığı sıkıntılar hazin bir hikâyenin konusu. Zor zamanlarda konuşmak, mücadele adamı olmak kolay değil elbette.
Öğrencilik yıllarımızda coşkuyla söylediğimiz bir marş vardı:
“Dün Gece Rüyamda Fatih’i gördüm
Bizans surlarını parçalıyordu.
Atımı onunla denize sürdüm
Haydi, evlat sıra sende diyordu!”
Her okuduğumuzda yüreğimiz yeni bir fetih aşkıyla çarpardı… Nurettin Topçu’nun aradığı gençler belki de bizdik. Bunu kitabındaki şu tespitten hareketle söylüyorum:
“Biz bu topraklarda Allah ümidiyle gıdalanan, devlet nizamına âşık Fatih’in çocuklarını arıyoruz. Biliyoruz ki hasta gönülleri tedavi edecek olan, Süleyman Çelebi’den bir beste, Mevlana’dan bir nida, Fatih’ten bir selam Yunus’tan bir müjdedir.”
Fatih’in çocukları! Putlarımız yoktur. Aşkımız, imanımız vardır. En üstteki kuvvete değil, en üstteki kitaba uzanınız. İradesiyle harikalar yaratan Fatih’in beldesinde hâlâ sihre inananlar, kaderini piyangoya bağlayan aileler, vahşi boğuşmalardaki muvaffakiyetleri alkışlayan genç nesiller ve her yabancı kültürün meddahı ve esiri körpe dimağlar dolaşıyor. Bize mutlaka bir inkılâp lâzım. Asla yapılmayan inkılâp! Fatih Sultan Mehmet’in mübeşşir ve mürşit olduğu bu inkılâbın rüyasını hiç görüyor musunuz?” (Topçu, 2003:18)diye sorar bize.
Ey yüreği fetih aşkıyla çarpan genç kardeşim! “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta” olduğunu unutma. Çağımızın fatihleri olabilmek için kaçımız kitapların kapağını açıyoruz acaba? Çağımızın modern bilimiyle ne kadar ilgiliyiz? Teknik ve bilimsel gelişmeleri takip edebiliyor muyuz? İlim meclislerine uğruyor mu yolumuz? Yüreğimiz kavi mi? Her sabah tazeliyor muyuz ahdimizi? Çağın ikonlarını kırabiliyor muyuz Fatih gibi? Unutmayalım ki; Fatih’in ve o büyük fetih toplumunun iradesine sahip olduğumuz gün yeni fetihler kapıda demektir.
Nurettin Topçu merhumun –burada kısaca bazılarının isimlerini zikrettiğim- her kitabı ayrı bir yazı, ayrı bir inceleme konusudur. Tefekkür ufkumuzu açacak, yerli ve milli düşünce atmosferinde kanat çırpmamızı sağlayacak güzelliktedir her eseri.
Hayrettin DURMUŞ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.