İhtilali Biz Yaptık, Haydar Saltık Ordu İçinde Bizim Ağabeyimizdir..!

İhtilali Biz Yaptık, Haydar Saltık Ordu İçinde Bizim Ağabeyimizdir..!
Rahmetli Tarık Somer daha sonraki satırlarında bunun için hedeflenen yapıyı, özellikle de Eğitim Sistemi’nde düşünülen yapısal değişikliklere işaret ederek, aslında yazmadan, ihtilalin İngiliz-Amerikan düşüncesi adına yapıldığını söylüyordu.

İhtilali Biz Yaptık, Haydar Saltık Ordu İçinde Bizim Ağabeyimizdir..!

Başkanı olduğum Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği’nin Ankara dışındaki gayrimenkul varlıklarını Genel Merkez adına tescil ettirmek için İstanbul ve Yalova’ya gitmiştim. İşlerimi bitirip Eskişehir üzerinden Ankara’ya dönüyordum. Gece saat iki civarında Ümitköy mevkiine geldiğimde yol kenarında bekleyen tankları gördüm. Tandoğan Meydanı’na geldiğimde ise meydanda tanklar, askerler bekliyordu. Beni durdurmadılar. Eşim ve henüz 9 aylık olan kızım DDY Garı yanındaki lojmanda oturan kayınpederimde idiler. Oraya vardım ve yattım.

Sabahleyin ihtilal olmuş diyerek uyandırdılar. Demirel, Ecevit ve Erbakan evlerinden alınmışlar ama Türkeş evinde bulunamamıştı. Radyo ve televizyon anonsları ile Türkeş’e “teslim ol” çağrısı yapılıyordu. Türkeş teslim oldu. Demirel ve Ecevit Zincirbozan’a, rahmetli Türkeş ve Erbakan Uzunada’ya götürüldüler.

Partilerin bütün mallarına ve evraklarına el konuldu ve kapatıldı. Bu arada tüm Ülkücü kuruluşlar da kapatıldı. MHP’nin bütün Genel İdare Kurulu Üyeleri, (kuruluşunda içinde olup sonra çıkarıldığım) Eğitimcilerin tamamı ve binlerce kişi arananlar listesindeydi. Ankara Emniyetinde Ülkücülere düşmanlığıyla tanınmış Zeki Kaman ve Dürüst Oktay ekibi; Emniyetin değil artık İhtilal Mahkemesinin Savcısı Nurettin Soyer’in emrinde, Ülkücü avındaydı. Birer birer yakaladıkları ülkücüleri C-5 denilen işkencehaneye götürüyorlar, ihtilal konseyi ve onun savcısı Nurettin Soyer’in istediği doğrultuda ifade vermeye mecbur bırakıyorlardı. Henüz yakalanmamış veya arananlar listesine konulmamış arkadaşlarımızla irtibat kurarak “Ne oluyor ve ne olacak?”a cevap aramaya başladık.

1980 Haziran ayında rahmetli Türkeş, Selahattin Baysal ile beni çağırmış, “Oğlum; Türkiye Allah göstermesin bir iç savaşa doğru gidiyor. O günler için milletimizin öncülere ihtiyacı olacaktır. Benden bağımsız tamamen kendi güvendiğiniz arkadaşlarınızla bu öncü kadronun hazırlığını yapmalısınız.” diyerek kendisine göre bize düşen görevi işaret etmişti. Henüz daha bu yapıyı kurma aşamasındaydık.

Selahattin Bey de benim gibi henüz arananlar listesinde değildi. Öncelikle ihtilal yönetiminin ne yapmak istediğini, kimin adına ihtilal yaptıklarım anlamak ve öğrenmek üzere bir çalışma başlattık. Ordu içinde daha önceden tanıdığımız ve halen görevde olan Baki Tuğ beyi arayarak Sadi Somuncuoğlu’nun ağabeyi olan ve ben cezaevinde iken bize gömlek dikip gönderen Mustafa Somuncuoğlu’nun dükkânında görüştüm. BAKİ TUĞ: “İhtilali biz yaptık, Haydar Saltık ordu içinde bizim ağabeyimiz konumunda olan ve bizden biridir, hiç endişe etmeyin. Türkeş’in ve ülkücülerin tutuklanması taktik icabı, yakında çıkarlar, siz işinize gücünüze bakın ve bize bırakın.” dedi.

Haydar Saltık, ihtilal konseyinin Genel Sekreteri idi ve süreci yöneten kişiydi. Biz ise arkadaşlarımızın araştırmaları sonucu onun kardeşinin Devlet Denetleme Kurulu Üyesi ve aşırı solcu olduğunu öğrenmiştik.

DARBEYİ KİM YAPTI YA DA YAPTIRDI?

Önceden tanıdığımız ODTÜ eski rektörü Tarık Somer Uganda’da resmi görevli olarak bulunuyordu. Onun asistanlığını yapan Baki Erdoğan beyden adresini rica ettik ve kendisine ihtilalin yurtdışından, uzaktan nasıl göründüğünü bize yazması istirhamında bulunduk. Rahmetli Tarık Somer’in cevabi mektubu, takriben bir, bir buçuk ay sonra geldi. 16 sayfalık bu mektupta özet olarak şunları yazmıştı: “Buradaki ve Türkiye’deki İngiliz Büyükelçisi yakın tanıdığım insanlar. Eskiden Türkiye’de büyükelçilik yapmış, şimdi İngiltere’de bulunan bir arkadaşım da dâhil üçüyle de görüştüm. Şunu söylüyorlar: “Türkiye bizim dost bildiğimiz bir ülke. Ancak istikrarsız bir ülke! Beş sene, on sene sonra kim iktidar olur, nasıl bir iktidar olur kestiremiyoruz. Hâlbuki dost dediğimiz bir ülkenin orta vadede kimler eliyle nasıl yönetileceğini bilebilmemiz gerekir. Bu ihtilal istikrarlı bir Türkiye yapısını oluşturmak için yapılmıştır.”

Rahmetli Tarık Somer daha sonraki satırlarında bunun için hedeflenen yapıyı, özellikle de Eğitim Sistemi’nde düşünülen yapısal değişikliklere işaret ederek, aslında yazmadan, ihtilalin İngiliz-Amerikan düşüncesi adına yapıldığını söylüyordu. Ve İngiliz-Amerikan devlet düşüncesinin Türk milletinin hayrına olması mümkün değildi.

Ali Güngör

(Kaynak: Ali Güngör ???????? Benim Kavgam ???????? TKM Yay. Ank., 2012) ISBN: 978-605-87162-0-9

#12eylül #ülkücühareket

Kaynak:Adanapost

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.