Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Kurbanımızla Allah'a dost olabilecek miyiz?


Mustafa Yürekli, Ramazan bayramının bir ?Takva Bayramı', Kurban bayramının da ?Dostluk Bayramı' olduğunu hatırlatarak, Müslümanların Kurban bayramında kendilerini Allah'a dost kılacak en büyük fedakarlığı bulma çabasını göstermeleri gerektiğini belirtiyor..

Geriye dönüp çocukluğumuza baktığımızda, bir tepeden, gece, uzaktaki ışıl ışıl bir şehri seyrediyor gibi oluruz. Çocukluğunu hayranlıkla izlemeyen var mıdır?

Karanlığa gömülmüş çocukluk şehrinin aydınlatması, ibadetlerdir. İki yakasında yıldız yıldız parlayan büyük mahalleler olan iki ışıklı cadde görürüz: Bayramlar. Çocukluğumuzdaki Ramazan ve Kurban bayramları zinciri, hayatımızın ışıktan ırmağıdır, yüreğimizin ortasından akarlar, hayat vererek, serinleterek. İki bayramın çevresinde de Kur'an-ı Kerim tilaveti, namazlar, dualar, oruçlar, sadakalar, binbir çeşit iyilik pırıl pırıl parlar..

Aklımız, zamanın gerisine doğru giderken, geçmişin koynunda kabuğu çürümüş ibadetlerin ruhuna erişince, kalbimiz de koşarak gelir..

İbadetlerin şeklini, üslubunu geçen sürede geliştirmişizdir, ama ruhumuz masumiyetten uzaklaştıkça ibadetlerimizin içinin boşaldığının farkındayızdır. Bu yüzden geçmişte, çocuklukta ibadetlerimizi daha çok ruhuyla buluruz. Bayramlar, yaklaştığımız ve yüz yüze geldiğimiz yüceliğin uyandırdığı güzel duygularla bilincimizde yerlerini almaktadır..

Ramazan-ı Şerif'in adeta bir ?riyazat iklimi' olduğunu kavramışızdır artık. Ramazan, bir iç ve dış temizliğidir. Ramazanlarda, ibadet yoğunluğundan daha çok, kendimizi tutuşumuz, kötülüklerden sakınışımız öne çıkar. Ramazanlar, günahlardan arınma, böylece Cenâb-ı Hakk'a yakınlaşma mevsimidir.

Son idrak ettiğimiz Ramazan'la çocukluğumuzdaki birini karşılaştığımızda, ruhumuzun yaraları hemen sızlar. Ramazan bayramının bir ?Takva Bayramı' olduğunu çoktan anlamışızdır. Takva, masumiyetin savunmasıdır, çocukluktaki akıl ve gönül temizliğini koruma çabası..

Ne var ki masumiyetimizin gerekli ve yeterli savunması yapılamamıştır. İnançlar, düşünceler, duygular, sözler, davranışlar ve işler, doğruyla yanlış, iyilikle kötülük, güzellikle çirkinlik arasında çırpınışlarımızda olgunlaşmıştır olgunlaşmasına da yüzümüzü kızartan, pişmanlık veren, tövbe edip af dilediğimiz nice durumlar vardır, çarpmalar, çökmeler ve paslanmalar vardır.. Ramazanlar olmasa, ruhun bakımı yapılmasa, bütün bu hasarlar yüzünden, benliğimizin Allah'a duyarlılığını çoktan yitirmiş olur, gelen rahmani iklimden de yararlanamazdık. İnançsızlık, bozulma, aymazlıkla Ramazana girmek ne büyük felaket değil mi? Ramazan güneşinde baktığımızda Allah'la aramızın düzgün olup olmadığını görürüz ve kendimize çeki düzen veririz.

Ramazanlar, iç ve dış dünyalarımızı hakikate göre yeniden düzenleyerek temizlik yaptığımız zaman dilimleridir.. Akıl, safsatalardan ve vesveseden kurtuldukça, ilme, irfana ve hikmetlere doyar.. Kalbimiz, nefis dediğimiz hayvani duygular yenilgiye uğratıldığından erdemler dediğimiz güzel duygularla canlanmıştır. Ramazan, cehaletten, gafletten ve rezaletten kurtuluş mevsimidir.

Kurban Bayramı ise, ilahi emirlere itaat yolunda gösterilecek fedakarlıklarla Cenâb-ı Hakk'a yakınlaşma mevsimidir. Kullukta fedakarlıklar sonucunda Allah'a teslimiyette sınav verilecek, Cenâb-ı Hak ile ?dost' olunacak.. Kurban bayramı,'Dostluk Bayramı'dır. Müslümanlar, Kurban Bayramı'nda ?Müminler şöyle de dediler: ?İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.?[1] ayetinde bildirilen dostluk makamına yükselirler..

Hz.İbrahim (a.s.) ilahi emri, üç günlük bir çaba sonunda ?işittim' ya da ?arafe, bildim' demiş, sonra da gereğini yerine getirmeye çalışmıştır. Dostluğun üç basamağı, ilim, takva ve ihsan.

Nedir kurban? Allah'a neyle yaklaşılacak? İnsanın en değerli neyi varsa, odur kurban edilecek olan. Sağlık mı? Can mı? Servet mi? Eş mi? Çocuklar mı? Makam mı? Hiçbir şey Allah'tan daha çok sevilen olamaz..

Fedakarlık, canda, ?cihat, gazilik ve şehitlik'; malda, ?sadaka ve infak'; statüde, ?makam, şöhret ve kariyer' hesaplarında, hiçbir statü kulluktan üstün olamayacağından Allah'ın rızasını gözetip kulluğa talip olma şeklinde gerçekleşecektir. Müslüman, tam bir teslimiyetle ve en büyük fedakarlıkla Allah'ın dostluğuna talip kişi olmalıdır..

Hicretin ikinci yılında emredilmiş olan kurban ibadeti, şartlarını haiz olan her varlıklı Müslüman'a ?vacip' kılınmıştır. Maddi imkanı müsait olan her Müslüman, kurban kesmek mecburiyetindedir. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz'in bu konudaki uyarısı çok dehşetlidir: ?Bir kimse, mâlî imkânları müsâit olduğu hâlde kurban bayramında kurban kesmezse, namazgahımı­za yaklaşmasın!'[2]

Allah'ın lütfettiği sayısız nimetlere karşılık, -imkânı olanların- Allah için bir kurban kesmekten kaçınmaları, emre itaat etmemeleri, Müslüman'a asla yakışmayan çirkin bir davranış ve büyük bir cimrilik göstergesidir.



[1] Bakara Suresi, Ayet: 285.

[2] İbn-i Mâce, Edahi, 2.


Mustafa Yürekli - Haber 7

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.