Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Peygamberimizin Kur'an ahlakı


İnsanlık tarihi boyunca gönderilen vahiylerin bir Peygamber aracılığı ile gönderilmesinin pek çok hikmeti vardır. Muhatap toplumun dilinde ve içlerinden birine gönderilmesinin incelikleri üzerine pek çok değerlendirme yapılmıştır.

Vahye muhatap olan peygamberler, vahye ilk muhatap olan, ilk inanan ve ilk yaşayan kimseler olmakla da emir olundular. Bu bağlamda, sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) Kur'an-ı Kerim'i ilk alan, ilk okuyan, ilk anlayan ve ilahi emirleri ilk uygulayan kişiydi.

Dolayısıyla Rasulullah (s.a.v.) İslam'ı ilk yaşayan ve ilk uygulayan örnek şahsiyetti. Bu durum, Kur'an'da da belirtildi: "Bana, Müslümanların ilki olmam da emredildi." (Zümer 39/12)

Bir şeyi doğru anlamada ve doğru uygulamada örnek göstermenin önemi inkâr edilemez bir gerçektir. Kur'an'ı anlayıp yaşamada örnek gösterilmek ise çok büyük bir şereftir: "Kuşkusuz sizden Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çok ananlar için Allah'ın elçisinde güzel bir örnek vardır." (Ahzab 33/21)

Peygamberimizin (s.a.v.) ahlakı, ?Kur'an Ahlakı' olarak tanımlanmıştır. Ahlakını soranlara Hz. Ayşe Annemiz, "Siz Kur'an okumuyor musunuz? Peygamberin ahlakı, Kur'an'dı" buyurmuştur. O hayatı boyunca sözünü, davranışlarını ve işlerini Kur'an'a göre ayarlamış ve onu yaşayıp Allahu Teala'yı (c.c.) razı ederek kullukta güzel örnek olmuştur. Allahu Teala (c.c.) "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin." (Kalem 68/4) ayetiyle Peygamberimizin ahlakının ?Kur'an Ahlakı' olduğunu onaylamış ve O'nu taltif etmiştir. Peygamberimiz de "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." buyurmuştur.

Peygamberimizin (s.a.v.) engin merhametinin örnekleri pek çoktur. Suyunu ve ekmeğini ihtiyaç sahipleriyle paylaşmış, "komşusu aç iken tok sabahlayan bizden değildir" buyurarak Müslümanların da paylaşmalarını istemiştir. EOnun rahmet peygamberi oluşunun en çarpıcı tezahürü ise, Hendek Savaşı'ndan sonra, yiyecek sıkıntısı çeken Mekkeli müşriklere, yüz deve yükü yiyecek göndermiş olmasıdır. Mekke'nin fethinde ise, bütün yapılanlara rağmen, Müslüman olmaları karşılığında hepsini bağışlamıştır.

İslam'ın tebliğinde asla ödün vermemiş, yapılan cazip teklif ve korkunç tehditlerden de hiç etkilenmemiştir: "Güneşi sağ elime ayı da sol elime verseniz, ben bu davamdan asla vazgeçmem" buyurmuştur.

Uzlaşmacı yaklaşımlara karşı ise, "De ki, Ey kâfirler! Siz benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz ben de sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem?. O halde sizin dininiz size benim dinim de banadır" (Kafirun 109/1-6) hükmüyle cevap vermiştir.

Allahu Teala (c.c.) ona "Allah yolunda savaş. Sen, ancak kendinden sorumlusun. İman edenleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin şiddet ve baskısını önler. Allah'ın kahrı da, ibret alınacak cezası da pek şiddetlidir." (Nisa 4/84) buyurduğu için; son nefesine kadar Allah yolunda savaşmaktan asla geri kalmamış, "Fitneden eser kalmayıp, din tamamen Allah'ın oluncaya kadar"? Allah yolunda savaşmıştır. (Enfal 8/39)

Peygamberimiz (s.a.v.), dünyaya asla rağbet etmemiş, " Benim dünyadaki halim, yol kenarındaki bir ağaç altında gölgelenip yoluna devam edecek olan bir yolcunun hali gibidir. O yolcu o ağacın gölgesine ne kadar önem verirse, benim dünyaya verdiğim önemde o kadardır" buyurmuştur.

Bizler de, o şerefli yolcunun izlediği yolu izleyerek, aynı mekânda buluşmak ümidiyle yola koyulmalıyız ki, buluşacağımız yer cennet olsun?

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.