Toplumun Avrupa'yla Temasta Çürüyen Tarafı

Batıcılığın başlangıcı İslam devletini tarih sahnesinden kaldırmanın vebalini yüklenmektir; sonu da bir asırdır İslam ülkesindeki bölünme sendromunu körüklemektedir. Batıcılar, İslam milletinin Avrupa’yla temasta çürüyen kesimini teşkil ederler.

MUSTAFA YÜREKLİ: Toplumun Avrupa'yla Temasta Çürüyen Tarafı

 

Günah Galerisi’nde yakın siyasi tarihte ülke yönetimine egemen olan Batıcılığın İslam milletine dudak uçuklatan maliyetini anlatmayı düşünüyorum. Kısa Batıcılık tarihine ihtiyaç var; Batıcı söylemin dışına çıkıp siyasi tarihimize kuş bakışı bakarak bir bütün olarak görme imkanından yoksunuz. Bu küçük çalışmadaki yaklaşımlar, kavramlar ve kuramlar sarsıcı gelebilir bu yüzden.

Yakın siyasi tarih konuşulurken ya da yazılırken “durum kötü ama yöneliş yanlış”, daha iyisi yapılabilir yaklaşımı sergilenmektedir. Oysa Batıcılığın başlangıcı İslam devletini tarih sahnesinden kaldırmanın vebalini yüklenmektir; sonu da bir asırdır İslam ülkesindeki bölünme sendromunu körüklemektedir. Batıcılar, İslam milletinin Avrupa’yla temasta çürüyen kesimini teşkil ederler.

Batıcılığın ateşli bir şekilde savunduğu modernleşme ve ulus devlet, son yüzyıldaki uygulamalarıyla İslam milleti için bölünme, güç kaybetme, bağımlılık, Batı baskısı ve sömürü demektir. Ülke derken Fas’tan Filipinlere kadar büyük bir coğrafyadan, İslam coğrafyasından söz ediyor olacağım.

Kabe’de durup kuzeye doğru sola dönerek Akdeniz’in en batısındaki Cebeli Tarık Boğazı’ndan Atlantik okyanusuna çıkabilirsiniz.. İslam ülkesinin güney batısını, bilindiği gibi güney Akdeniz’e kıyısı olan topraklar, Afrika kıtasının kuzey toprakları oluşturmaktadır. Bir zamanlar Akdeniz bir İslam gölüydü. Doğuda Hindistan, Çin bulunmaktadır. Basra Körfezinin gövdesi olan Hint denizi, Arap denizi adı verilen deniz aslında bir İslam denizidir. Kuzeyde Rusya vardır, kuzey batısında da Avrupa..

Batıcılık öncelikle mekan algısındaki bozukluktur; vatandan vaz geçip dünya güçlerinin uygun gördüğü bir bölgeye sahip çıkmak olarak belirginleşen saçma bir tavırdır. Misak-ı milli palavrasıyla Batılı dünya güçlerine İslam topraklarını yapılandırma hakkı verilmektedir. Anadolu’daki Müslümanların, Irak ya da Suriye’deki Müslümanlarla ne sorunu olabilir? Asırlardır böl yönet politikası uygulayan Batı vatanı parçalayıp kardeşleri çatıştırmaktadır.

İkinci olarak Batıcılık, İslam milletine, ümmete karşı olmaktır. Batıcılık, tevhit inancıyla ve ilahi düzen fikriyle teşkilatlanmasını gerçekleştiren İslam milletinin ümmet yapısından kopuş, yabancılaşma ve çatışmadır. Batı adına Arap, Fars, Hint (Pakistan) ve Türk Müslümanlar arasına ulusçuluk fitnesini sokup birbirlerini kötülemesi istenmektedir. İnanç, fikir ve medeniyet özdeşliği olan ümmetçilik, ulusçulukla, tarihin en pis putperestliği “kan özdeşliği”yle parçalanmak istenmektedir.

Üçüncü olarak Batıcılık, İslam medeniyetine, buna bağlı olarak İslami ilimlere, fıkıh adını verdiğimiz İslam hukuku başta olmak üzere İslam ekonomisi, İslam yönetimi gibi bütün İslami sosyal bilimlere, kelam, İslam felsefesi ve tasavvuftan oluşan İslam düşüncesine ve sanatına karşı olmaktır. Batıcılık, iki asırdır pozitivizm ve materyalizm demek olan modernlik, sağ (kapitalizm) ya da sol (sosyalizm) ana akımlardan biriyle İslam düşmanlığı yapmak anlamına gelmektedir. Batı merkezli bilim anlayışı, İslam ülkesinde, medya kuruluşlarını, üniversiteleri, orta ve ilk öğretim okullarını tekeline almıştır.

Batının İslam ülkesinde üstünlük sağlamasına, baskı ve sömürüsünün  devam etmesine hizmet eden sivil ve bürokratik seçkin azınlığı oluşturan Batıcılar, ülkeyi işbirlikçilik yaptıkları dünya güçlerinin belirlediği vaziyet ve istikamette tutma karşılığında servet sahibi olmakta ve onu katbekat artırmaktadırlar. İslam ülkesi, iki asırdır bu iç ve dış yamaya katlanmaktadır.

Osmanlı dönemindeki adıyla İttihat Terakki Cemiyeti ve Cumhuriyet dönemindeki adıyla Cumhuriyet Halk Partisi Batıcıların kalesi olmuştur. CHP’nin karşısındaki sağ partiler sürekli kapanırken o bugünlere kadar getirilmiştir. Dünya güçleri adına darbelerle kendi devletini ve ülkesini işgal eden Batıcıların ekonomi politikleri yağma; sosyal politikaları pozitivizm, materyalizm, pragmatizm, konformizm ve hedonizm; siyasetleri Batı’ya bağımlılıktır..

Batıcılık, sokak politikası, darbe, devleti dünya güçlerinin oyuncağı haline getirme ve hazinenin, ülke kaynaklarının kesintisiz yağmalanması demektir. Yakın tarihin büyük siyasi aktörlerinin yaşam öyküleri üzerinden Batıcılığa bakmayı deneyen bu çalışmada;  eski başbakan ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü (1920 – 1972), eski başbakan Bülent Ecevit (1972 – 2006) ve son CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun (2010 sonrası) politikaları, özenle büyüteç altına konularak uyguladıkları politikaların ve taşıdıkları zihniyetlerin Batıcılığa açılan boyutları gözden geçirilecektir..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.