Babacığım Neredesin?

Seminerlerimde sık sık sorduğum bir soru var; anne ve baba olmayı kimden ve nereden öğrendiniz. Tahmin edebileceğiniz gibi verilen cevapların büyük bir çoğunluğu kendi anne ve babamızdandır.

Peki, 2021 yılına gireceğimiz şu zamanlarda anne ve babalarımızdan modellediğimiz davranış kalıpları aile içinde çoçuklarımızla yaşadığımız problemlerin çözümüne ne kadar katkıda bulunuyor acaba?

Tarihsel perspektiften bakıldığında babalık rollerinde farklılaşmalar olmakla birlikte “çocuğuna bakabilmek ve iyi baba olmak” kaygısı değişmiyor, zaman içinde değişen yalnızca iyi bir baba olmakta zorlanıyoruz.

Bir dönem iyi babanın temel görevinin ahlak öğretmenliği yapmak olduğu düşünülürken, günümüzde iyi bir babanın temel görevleri arasında çocuğunun bakımında görev almak, sorunlarıyla ilgilenmek ve çocuğuyla etkili zaman geçirmenin daha çok önem kazandığını görüyoruz.

Yetim kimdir diye soracak olursanız bana göre asıl yetim babasını kaybetmiş kişi değildir, babası olduğu halde ilgisiz ve baba sevgisinden yoksun kalmış kişidir.

Günümüzde iyi baba olmanın yolunun yalnızca yedirip giydirip doyurmaktan ve evin geçimini sağlamaktan geçmediğini biliyoruz artık. Çocuğun, kişilikli bir insan olarak yetişebilmesi için çocuğun söylediklerini dinlemek, iç dünyasını, kızgınlıklarını, sevinçlerini, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını anlamaya ve anladığını göstermeye çalışmak, sevgisini göstermekte önemlidir. Bütün bunlar baba ve çocuk arasındaki duygusal bağın kuvvetlenmesine ve çocuğun özgüveninin gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlar.

İlgili bir baba olmaya giden yol, çocuğu için ulaşılabilir olmak, sorumluluk almak, çocukla ilgili alınacak kararlara katılmak ve yakın bir ilişki kurmaktan geçiyor.

Çocuğunuzla bir ilişki kurabilmek için ortak geçirilen bir zamana ihtiyaç vardır. Burada önemli olan çocuğunuzla birlikte geçirilen süreden çok bu sürenin ne kadar kaliteli geçirildiğidir. Bütün gün boyunca aynı evin içinde olup, aynı odayı paylaşıp çocuğunuzla hiçbir etkileşimde bulunmayabilirsiniz ancak bazen birlikte geçirilen bir yarım saat bütün gün aynı ortamı paylaşmanızdan çok daha etkili olabilmektedir.

Son söz olarak babalar, lütfen gününüzün bir kısmını çocuklarınıza ayırın, ertelemeyin. Çocuğunuzla konuşun, dinleyin, onun gözlerinin içine bakın,sevip, okşayın, zorlandığı bir şeyi aşmasında yardımcı olun, oynayın ve eğlenin. Çocuklarımız o kadar çabuk büyüyorlar ki, bitmez diye düşündüğümüz zamanlar fark etmeden geçip gidiyor.

"Çocuklarınızı çokça öpün. Zira her öpücük için size Cennette bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar."(Hadis-i Şerif, Müsned, Zeyd İbni Ali,505)

Ne zaman diye sormayın bence bugün, başlamak için en güzel zaman.

Kalın sağlıcakla

 

Sait ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

www.saitozdemir.net

 

Önceki ve Sonraki Yazılar