İrfan Küçükköy

İrfan Küçükköy

Bir Alim Hanımefendi’den Nezaket Modeli

Bir Alim Hanımefendi’den Nezaket Modeli

Bir Hatıra
Bir Alim Hanımefendi’den Nezaket Modeli

Dr. Emel Esin, 1914 yılında, İstanbul’da ünlü bir babanın ve ünlü bir annenin kızı olarak dünyaya geldi. Babası Son Osmanlı Meclisi milletvekili ve Ferit paşa hükümetinin ve ilk Ankara hükümetinin ilk dışişleri bakanı Ahmet Ferit, Annesi romancı Müfide Ferit, Kocası bizim gençlik yıllarımızın efsane hariciyecisi büyükelçi Seyfettin Esin'dir.

Emel Esin hanımefendi, Fransızca, Almanca, İngilizce’ den başka Japonca, Arapça ve Farsça öğrendi. Zeki Velidi Togan’dan Orta Asya Türk Tarihi dersleri aldı. Orta Çağ Türk lehçeleri uzmanı Harbert Janski’den Orta Çağ Türkçe metinler dersi gördü. Türk lehçeleri üzerine uzmanlaştı. Dünya Ansiklopedilerinde çok maddesi vardır. Her dördünün de sayfalarca anlatılması gerekir.


Nezaket Modeli

Burada nezaketinden öte kibarlığından, bizzat şahit olduğum bir enstantaneyi arz edeceğim. Asıl Dr. Emel Esin Hanımefendi’nin bu yönünü örneklemek için bu başlığı koydum.
Dr. Emel Esin’le 1972-1975 arasında Üsküdar Salacak’ta aynı mahallede, aynı sokakta komşu idik. O tarihte Salacak’ta aynı sokağın bir tarafında yalılar, bir tarafında apartmanlar vardı. Biz apartman dairesinde kiracı idik. Penceremizden sahil boyunca geniş bahçeler içinde ahşap tarihi konaklar, yeni ve tarihi yalılar gözükürdü. Hemen önümüzdeki geniş arsa boştu. Daha sonra içine iki yalı yapılmış. Onun yanında MSP’li Orhan Oğuz’un kayınvalidesinin konağı vardı. O tarihlerde Korkut Özal bakan idi. Annesi bazen o eve dini toplantılara gelirdi. Eşim de bu toplantılarda bulunurdu. Hemen aşağısında Şamlılar denilen Bülent Ecevit’in annesinin akrabasının tarihi ahşap konağı vardı. Boş arsanın diğer kısmında Elçilerin (Dr.Emel Esin’lerin) villası, birkaç villa sonra da Bülent Ecevit’in annesinin villası vardı.

İslam Ansiklopedisi’nde Dokümantasyon Müdürlüğü yaptığım tarihlerde madde almak üzere evlerine giderdim. Her seferinde mutlaka randevu alırdık. Genel müdürümüz Ahmet Gürtaş Bey, yaşı ileri olan uzmanlardan acele davranmamızı, sağlıklı iken çok yazı almamızı isterdi.
İlk ziyaretimizi genel müdürümüz Ahmet Gürtaş ile birlikte yaptık. Bizi avlu kapısından evlerinde çalışan kadın karşıladı. İçeriye salona aldılar. Salon demişsem belki yüz metre kare genişliğinde bir kütüphane. Kitap rafları yerden başlıyor, tavana kadar. Daha sonraki ziyaretlerimde inceleme fırsatı buldum. Küçük formalar halinde Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Japonca, Arapça, Türk lehçelerinde ve başka dillerde yüzbinlerce kitap. Belli ki her biri seçilerek alınmış, gözden geçirilmiş, notları alınmış, raftaki yerine yerleştirilmiş. Bir gittiğimde Ansiklopedi’de Dokümantasyon Müdürü olduğumu söyleyince bana dokümanlarını gösterdi. Muhtelif kitaplardan ilmî araştırma metodolojisi içinde notlar haline getirilmiş, tasnifi yapılmış, yerlerine yerleştirilmiş, yüzbinlerce belge, bilgi. Hayran kalmamak mümkün değil.

Madde almaya gittiğim tarihlerde ben kırk yaşlarında idim. O yetmiş yaşını geçmişti. Nezaketin zirvesini ben ondan gördüm. Bir örnek arz edeyim. Evinde çalışan kadın kahve yaptı, getirdi. Bize ikram ediyor. Biz kahveyi alırken o yüzümüze bakıyor ve gülümsüyor. Adeta kendi verir gibi hafifçe ayağa kalkıyordu.

1986 tarihinde Suudi Arabistan’da kazılar yapılmış. Bazı önemli buluntular elde edilmiş. Suud kralı Fahd kendisini özel bir mektupla Riyad’a davet ediyordu. Mektubu bana gösterdi. Suudi Arabistan’a bu buluntuları değerlendirmeye gideceğini, bir müddet Mekke’de çalışmalarda bulunacağını, yazılarının biraz gecikeceğini söylemişti. 1986 yazında bu konuşmayı yaptık. Aradan bir sene geçmeden vefat etti.
Allah Rahmet Eylesin

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.