Büyüme tahminlerin üzerinde gelecek

2019 yılının son çeyreğinde yüzde 6, yılın tamamında yüzde 0,9 büyüyen Türkiye'nin; koronavirüs salgınına rağmen küresel ekonominin çöktüğü, ülkelerin büyük zarar gördüğü 2020 yılının ilk çeyreğinde Ocak ve Şubat aylarının da müspet etkisiyle yüzde 5-6 aralığında büyüyeceği öngörülüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve küresel ekonomi kuruluşları dünyanın pandemiden büyük zarar gördüğünü ve 2020 yılının ekonomi açısından negatif geçeceği öngörüsüne karşılık Türkiye ekonomisi, 2019 yılı son çeyreğinden itibaren başlayarak gerçekleştirdiği büyümeyi 2020 yılının ilk çeyreğine de taşımasını bildi. Türkiye ekonomisinin bu yılın ilk çeyreğinde en az yüzde 5 büyüyeceği tahminleri yapılıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yarın açıklanacak 2020 ilk çeyrek büyüme rakamlarının dünya ülkelerine göre yüksek gelecek olması; 2019 son çeyreğinde yüzde 6’lık büyümenin desteğiyle Ocak ve Şubat aylarındaki ekonomik aktivitenin hızlılığı, pandemiye yönelik erken alınan tedbirler ve virüs salgınının Türkiye’de Mart ortalarında etkisini göstermesi şeklinde yorumlanıyor.

Piyasa beklentilerine göre bu yıl ilk çeyrekteki yüzde 5 veya daha üzeri büyümeden sonra ikinci ve üçüncü çeyreklerde daralacağı öngörülen Türkiye ekonomisinin virüs pandemisinin olumsuz etkilerini en az zararla atlatarak son çeyrekte toparlanacağı ve 2020 yılını 0,50 daralma ile yüzde 1 büyüme arasında tamamlayacağı tahminleri yapılıyor. Diğer yandan 2020’den en az zararla çıkacağı öngörülen Türkiye ekonomisine yönelik 2021 yılı beklentileri ise yüzde 5 ve üzeri oranlarda yoğunlaşıyor.

2019 büyümesi katkı verdi

Türkiye ekonomisi küresel koronavirüsün etkilerini ilk çeyrek itibariyle diğer dünya ülkeleri gibi tam olarak hissetmedi. 2019 yılı son çeyreğinde yüzde 6 büyüyen ve büyümedeki bu hızını yeni yıla taşıyan ekonomi Ocak ve Şubat aylarında da aynı aktifliğini devam ettirdi. Mart ayının 10’undan itibaren Türkiye’de görülmeye başlayan koronavirüs salgını etkisini ilk çeyreğin son ayında göğüsleyen Türkiye, yeni yılın Ocak, Şubat ve Mart aylarında 2019 yılının son dilimindeki büyüme rakamlarını korudu.

Dolayısıyla koronavirüs etkilerinin henüz tam olarak hissedilmediği ilk çeyrekte büyümede genel beklenti yüzde 5. Ancak söz konusu oranı yüzde 5’in üzerine taşıyarak yüzde 5,4, yüzde 5,7, yüzde 6,3 diye tahmin edenler de yok değil. İlk çeyrekteki büyüme pivot bölgesi yüzde 5-6 arasında şekilleniyor.

Büyüme konusunda en etkin ekonomi kanallarından Reuters’in yaptırdığı ankette de büyüme beklentisi yüzde 4,4 ile yüzde 6,4 bandında tahmin edildi. Hatta Reuters daha önce yaptırdığı ankette daha düşük büyüme rakamları elde ederken yıl sonu büyüme beklentisini de yüzde 1,4 olarak açıklamıştı. Son ankette ise yıllık büyüme beklentisi yüzde 0,75’e çekildi. Demek ki, yurt dışında da Türkiye ekonomisinde pandemiye rağmen yükselen bir ivme olduğu gözleniyor.

Yine uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşu sıfırcı diye tabir edilen Fitch Rating bile Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3 daralacağını, yüzde 2021 yılında ise yüzde 5 büyüyeceğini tahmin ediyor. Fitch küresel ekonominin yılsonunda yüzde 4,6, Euro Bölgesi ekonomisinin yüzde 8,2, Çin ve ABD’nin yüzde 5,6,  daralacağını öngörüyor.

Kredi büyümesi etkiliyor

Türkiye’de son dönemde gerçekleşen ekonomik büyümeler Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimleriyle birlikte düşen kredi faizleri sayesinde kredi büyümesiyle gerçekleşiyor. Son dönemde kredi kullanımlarının artması ülkedeki büyümeye destek veriyor. Merkez Bankası 2019 Temmuz ayından bu yana yüzde 24 olan politika faizini Mayıs ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısıyla birlikte yüzde 8,25’e çekerek 9 oturumda 1575 baz puan faiz indirmişti.

Hükümet yeni yıla girerken 2020 yılı için büyümeyi yüzde 5 olarak hedeflemişti. Hükümet ekonominin geçen yılki daralmanın ardından hızlı bir büyümeye geçeceğini tahmin ediyordu. Ancak dünyada Şubat ayı itibariyle etkisini göstermeye çalışan koronavirüs salgını Türkiye’yi de etkilemiş Mart ayı sonu itibariyle ekonomik veriler beklentilerin altında gelmişti. Ancak ekonomi çevreleri Türkiye ekonomisinin sınırlı da olsa yılı pozitif büyüme ile kapatacağını tahmin ediyor.

Türkiye’deki hedeflerin altında gerçekleşen ekonomik kayıplara sınırların kapatılması, havayolu trafiğinin durması, sanayi, ticaret, havacılık, turizm gibi aktif sektörlerin faaliyetlerini azaltması ekonomideki büyümeyi de olumsuz yönde etkiledi.

Analistlerin genel yorumu şöyle:

“Pandemi öncesi ekonomik veriler, ilk çeyrek büyümesine yansıyacak. Büyüme anlamında Ocak, Şubat ve Mart en iyi çeyrek olacak. Mart ayında sanayi üretimi ve kapasite kullanımlarında görülen düşüşler elbette olacak. Pandeminin etkisini Nisan başı itibarisiyle hissetmeye başladık. Yani daralmayı ikinci çeyrekten itibaren göreceğiz. İlk çeyrek yüzde 5’ten az olmaz ancak 2. Ve 3’üncü çeyreklerden sonra yeniden pozitif bir büyüme ile yıl bitirilebilir. Yılın tamamını pozitif bitirme ihtimali daha yüksek…”

Talep her zaman yüksek

İlk çeyreği dünya ülkelerine göre yüksek bir oranda büyüyerek kapatacağı tahmin edilen Türkiye’nin ikinci ve üçüncü çeyreklerde daralacağı ancak daralmanın diğer ülkelere göre daha sınırlı olacağına dair yorumlar yapan analistlerin en fazla üzerinde durduğu konu, Türkiye ekonomisinin canlılığını kaybetmemesi. Talebin her zaman yüksek olduğu ülkede arzın da hız kesmediğini belirten analistler, başta kamu bankalarının ekonomiye aktardıkları kredilerin üretimi desteklediğini ve büyümede herhangi bir sıkıntının oluşmadığını yorumluyorlar.

Türkiye’nin halen borç ve cari açığı çevirmede bile şu ana kadar sıkıntı yaşamadığını, Katar ve Çin ile yerel para üzerinden gerçekleştirilen swap anlaşmalarının ticareti gelişmeye önemli katkı verdiğini belirten analistler, özellikle G-7 ülkeleriyle gerçekleştirilecek dolar swabıyla birlikte Türkiye’nin döviz ihtiyacını kısa vadede de olsa karşılayabileceğine vurgu yapıyorlar.

Türkiye’nin 15-20 milyar dolarlık bir swap anlaşması yapması durumunda ekonominin rahatlayacağını dile getiren analistler, swabın geçici bir çözüm olduğunu, asıl doğrudan yatırım, turizm ve yurt dışı hizmetler gibi dövizin doğal yollardan gelmesini sağlayacak aktivitelere ihtiyaç olduğunu ifade ediyorlar.

 CDS’ler hızla düşüyor

Özellikle pandemi sonrası hükümetin başta yapısal ve birçok reformu yeniden gündeme getireceğine dair Cumhur ittifakını destekleyen MHP lideri Devlet Bahçeli’nin mesajlarının önemsendiğini belirten analistler, gelişmenin piyasaların takibinde olduğunu dile getiriyor.

Söz konusu swap anlaşmasının Japonya ve İngiltere ile yapılacağını, bu ülke merkez bankalarının ABD Merkez Bankası (FED) ile direkt bağlantıları olması hasebiyle Türkiye’yi rahatlatabileceği üzerinde duran analistler, henüz sonuç alınmasa da görüşmelerin dahi piyasaları rahatlatması anlaşmaların önemini ortaya koyduğunu dile getiriyor. Japonya ve İngiltere ile yapılacak swap anlaşmalarının Türkiye’nin şu anda 525’e kadar inen CDS’lerini 500’lerin altına çekeceğini ve kısa vadede en az 200 puanlık bir geri çekilmenin görülmesiyle Türkiye’nin ikinci dilimde de büyümesinin pozitif yönde etkilenebileceğini belirtiyorlar.

Hazine rahat borçlanıyor

Türkiye’nin pandemi sürecinde dahi jeopolitik riskleri düşürme noktasında politika ürettiğini, özellikle Suriye’den sonra Libya’daki gerginliği giderme noktasında tüm dünyanın takdirini toplamasının ekonomik gidişata da müspet destek verdiğini belirten analistler, aynı durumun devam etmesi durumunda halen yüzde 12,4 seviyelerinde işlem gören on yıllık Türk tahvillerinin yüzde 10 ve altına inmesinin mümkün olduğunu kaydediyorlar.

Hazine’nin euro ve dolar cinsi ihraçlarına dikkat çeken ve elde edilen başarıyı dile getiren analistler, pandemi sebebiyle ötelenen vergi tahsilatlarının gerçekleştirilmesiyle bütçe açığının düşmesinin de önemine vurgu yapıyorlar. Hazine’nin Mayıs ayında hedefin üzerinde 55 milyar liralık rahat bir borçlanma gerçekleştirdiğini, Nisan’da da yine aynı oranda bir borçlanmanın oluştuğunu belirten analistler, bankaların kredi kanallarını açmaları, tahvil alımlarını yükseltmeleri Türkiye büyümesine müspet katkı verdiğini ifade ediyorlar.

Gündemde öne çıkanlar

Küresel merkez bankaları ile TCMB’nin swabı, Hazine’nin iç piyasadan döviz borçlanmaları piyasanın bugün için en önemli gündem maddeleri. Yurt dışında ise yeniden artan ABD/Çin gerginliği ve beraberinde oluşan veri dalgalanmaları da yine Türkiye ekonomisindeki büyümeleri yakından etkileyen önemli gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Ayrıca döviz kambiyo işlemlerindeki Banka Sigorta ve Muamele Vergisi oranının yüzde 0,2’den yüzde 1’e yükseltilmesini değerlendiren analistler, adımın vergi gelirlerini artırabileceğini yorumlarken işlemleri azaltabileceği üzerinde duruyorlar. Döviz işlemlerinin azaltılmasıyla fiyatlara bir istikrar getireceğine dikkat çeken analistler siyasetteki hareketlenmelerin de ekonomi açısından önemine değiniyorlar.

Merkez Bankası’nın raporlarında da görüleceği gibi enflasyonun aşağı yönlü olduğu ve yılsonu enflasyonunun yüzde 7,4 olarak hedeflendiğini aktaran analistler, “Pandemi sürecinde dahi 250 baz puan indiren bir TCMB, CDS’lerin düşüşte olması, Türk Lirası’nın stabil bir seyre girmesi ve talep kaynaklı ve küresel emtia fiyatlarının gerilemesi sebebiyle düşüş sürecine giren enflasyonu en iyi şekilde değerlendirecek. Mevcut enflasyonda bile gidilecek daha çok yol var. Faiz indirimleri büyümeyi destekleyecek” yorumunu yapmaktan çekinmiyorlar.

analizgazetesi.com.tr

 

Önceki ve Sonraki Yazılar