1. YAZARLAR

  2. Mehmet Yürekli

  3. CHP'nin yasa ve anayasa, kasa sevdası bitmez?..
Mehmet Yürekli

Mehmet Yürekli

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'nin yasa ve anayasa, kasa sevdası bitmez?..

A+A-

Demokrasiyi 1876?da birinci defa, 1908de ikinci defa Meşrutiyet şeklinde kurduk; ikisinde de onu kuranlar yıktılar. 1923?de Cumhuriyet şeklinde yeniden kurduk, gerçekte ise sadece ilan etmiş olduk, kuramadık.

Demokrasi demek, mutlaka Cumhuriyet demek değildir, nitekim bazı Avrupa memleketlerinde Cumhuriyet yoktur, krallık vardır, fakat demokrasi de vardır.

Bizde ise, uzun zaman Cumhuriyet vardı, lakin demokrasi yoktu.

Bir parti, yani aynı gaye etrafında birleşmiş mahdut bir vatandaş zümresi milletin kaderine hâkimdi. Parti lideri ve genel merkezin emrinde birkaç şahsın arzusunu milletin arzusu imiş gibi gösteriyorlardı. Gûya seçim oluyordu, iktidarın arzuları dışında bir netice vermesi mümkün değildi. Devlet ve millet bir birinden ayrı, millet devletin kuvveti önünde tevekkül gösteriyordu?..

-         Millet cahildir, henüz iyi ile kötüyü ayıracak kadar olgunlaşmamıştır.

-          Diyerek, 1896?da doğan Türk demokrasisi de 1946?ya kadar kötürüm kaldı, ondan sonra ise aksadı durdu.

Demokrasi mükemmel ve kusursuz bir idare şekli değildir, zayıf tarafları çok; aydınların, idarecilerin faziletsiz ve basiretsiz olmaları ile siyasetçilerin bilgili, ileri görüşlü, demokratik zihniyetli, samimi olmamaları milleti aldatır, yanıltır, mahveder. Siyaset bataklık ve kalleş bir ortaklıktır, şarkısına devam edilir??.

Demokrasi; insan aklının, yani, bazı üstün insanların aklında çıkan, çıkacak olan kanunların, yasaların diğer insanlar için geçerli olabileceği varsayımı üzerine oturur. İşte böylece kanun ve yasa koyucuları çoğalacağı için, kanun ve yasa anarşisi doğar, bu anarşi üzerine de gelir demokrasi oturuverir??

?kendi kendisini idare etmek? sloganı ile nice değerler feda edilmiş, nice değişmez, değiştirilemez yasalar ayaklar altına alınarak, halk için imkansızlık, kuvvetliler için mutlak hakimiyet getirmiş, insanlığın biriktirdiği değişmez gerçekleri silip süpürmüştür?..

Ehliyet ve liyakat kültürle olur; kültür kelimesinin içinde yalnız bilgi değil, usul, anlayış, düşünce tarzı ve ahlak da vardır.

Boş iddiaların, inkılâpların, küreselleşme, AB?leşme, ihtilallaşmalarla Türkiye?yi ilerlediği kuruntusu bize; Yetkilide bilgi yok, bilgilide yetki yok! Biz de bun dan çok!.....türküsünü söyletir?

İş başındakiler meseleleri kendi seviyelerine, kanaatlerine, menfaatlerine göre halletmeğe çalışırlar;  Milyarlarca $?lar boşa gider. Bazen teknik müesseselerin başında, hatta bir banka, sanayi, turizm, eğitim? genel müdürlüğünde bir subay veya bürokrat emeklisi görmek mümkündür. Çünkü tecrübe??

Böylece ekonomi, ahlak, düzen, gezen bozulur, tekrar yapılır, ihtiyacı tam karşılayacak şekil bulanamaz. Devreye tekerleme girer ve?.

 Orta malı kadına sormuşlar:

-         Niçin çocuğun olmaz?

-         Demişler. Cevap vermiş:

-         Çünkü biri yapar, biri bozar.

Veya

         ?Milyonla çalan mesned-i izzette serefrâz,

         Birkaç kuruşu mürtekibin câyi kürektir.?

Yani, küçük çalan mahkûm olur, büyük çalan meşhur olur.

Danışma, ancak saygı ile iyi netice verir. İhtisasa saygı, fikirlere saygı, görüşlere saygı, yetkiye, geleneklere ve âdetlere saygı, mukaddesata, şahıslara, şahsiyetlere saygı, anlayış ve sağduyu şarttır.

Devlet idaresinde danışmayı sağlamak için partiler ve meclisler kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yirmi üç senesinde CHP tek başına hüküm sürmüştür. Bu parti, aşağıdan yukarıya doğru değil, yukarıdan aşağı etkili bir teşekküldü. Parti lideri ve Genel merkezi emreder, teşkilat ona göre şarkı söylerdi.

İkinci on dört yıllık devrede, ikinci bir parti, Demokrat Parti kuruldu ama kurucuları CHP?den, zihniyeti CHP?den farksızdı, o da yukarıdan aşağı doğru teşekkül etti, aynı metotları kullandı.

Böylece, Millet meclisleri, hükümetleri murakabeye değil, hükümetlerin meşru olmayan tutumlarını meşru göstermeğe yaradı; halkın arzu ve görüşünün muhassalası olan bir danışma usulü gerçekleşemedi. Bu bir danışma sahteciliğinden başka bir şey değildi. Tek parti, çok parti netice değişmedi.

1954?de TBMM üç saatte 32 kanun çıkartmıştı bunların arasında bin sayfadan fazla Gümrük Kanunu da vardı. Her kanun 6 dakika, Kanunun hepsi okunmadan, 600?den fazla üyesi olan mecliste 30-40 üyenin katıldığı toplatılırda kabul edilen kanunlar az değildir.

Bugün, CHP?nin uzun süren seremoniye sıkılması bundandır. Anayasa AŞK?ını,  şikâyetini, üzüntüsünü anlamak lazım?

Baykal ?ben ne yaptığımı biliyor muyum? dedi. Kedidir o kedi?..Özel hayatı deldi?.

Kanunların kabulünde her zaman sağduyunun, hak ve adaletin hâkim olmadığı da bir gerçektir; parti menfaatleri, körü körüne muhalefet, oy sağlama gayreti, iktidarda kalma veya iktidara gelme hırsı, hükümetlerde mantığın değil, hissin hâkim olması, sağduyu, hak ve adalet mefhumlarını unutturmaktadır.

1961?den sonra İki Meclisin ve Anayasa Mahkemesinin kurulması, bu kusurları ancak şekil bakımından biraz azaltmıştır. Fakat, zihniyet ve tutum, şekil ve usul dışı mahzurlar devam etmektedir.

CHP?nin yasa ve anayasa sevdası bitmez?..

Baykal?sız CHP gitmez?.

TSE?li Kılıçdaroğlu CHP?ye yetmez?

Millet CHP?ye gelmez?.

Bu hikaye bitmez?.

 

 

Mehmet Yürekli, 19.05.10, adana

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.