'Faiz artır' baskısına karşı ikili sıkılaştırma

Piyasanın, yüzde 8,25'lik politika faizini artırma baskısına farklı araçlarla karşılık veren Merkez Bankası (TCMB), PPK toplantısına bir gün kala bugünden itibaren bankaların borç alma limitlerini gecelik vadede yarıya düşürdü. TCMB ardından geleneksel yöntemli repo ihalesi açtı ve ihalede faiz yüzde 11,3 oldu.

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Ağustos ayı faiz kararını vermek üzere yarın toplanıyor. Beklentiler bankanın yüzde 8,25 olan politika faizini değiştirmeyeceği yolunda yoğunlaşıyor. TCMB dün gerçekleştirdiği iki hamle ile de faizi artırmayacağına dair mesajlar verdi.

Piyasanın, ‘Yüzde 8,25’lik politika faizini artır” baskısına farklı araçlarla karşılık veren Merkez Bankası (TCMB), en fazla repo aracıyla piyasa düzenlemeleri yapıyor. Repoda çeşitli vadeli ihalelerle TL’yi sıkılaştıran TCMB, dün farklı olarak 19 Ağustos’tan itibaren bankaların borç alma limitlerini gecelik vadede yarıya indirdi ve repo ihalelerinin sıkılaştırmasına katkı sağladı.

TCMB gecelik vadede bankaların likidite limitlerini yarıya indirmesinin ardından geleneksel yöntemli 8 Eylül tarihli repo ihalesi açtı ve ihalede faiz yüzde 11,3 oldu. 17 Ağustos’taki aynı tip ihalede ise faiz yüzde 11,25 olarak gerçekleşmişti. TCMB hafta başından itibaren iki günde piyasaları Eylül vadeli olarak 20 milyar lira fonladı.

İki toplantıda pas geçti

2019 Temmuz’undan itibaren politika faizini yüzde 24’ten yüzde 8,25’e çeken Murat Uysal başkanlığındaki TCMB, en son faiz indirimini 21 Mayıs 2020 toplantısında gerçekleştirmiş ve resmi faizi yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e çekmişti. TCMB artan enflasyonist baskılar sebebiyle Haziran ve Temmuz ayı toplantılarında faizi değiştirmemişti.  Politika faizi bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olarak kullanılıyor.

Daha önceki açıklamaları ve uygulamalarıyla politika faizine dokunmadan elindeki araçlarla finans ve fiyat istikrarını koruma yolunda adımlar atan TCMB, ‘geniş alanlı faiz koridoru’ politikasını devam ettiriyor. Bir yandan politika faizi endeksli ortalama fonlama maliyetini öncelikli uygulamaya alan Merkez Bankası, diğer taraftan haftalık repo ihaleleri yapmadan ileri tarihli geleneksel yöntemli repo ihaleleriyle TL’ye olan talebi azaltmaya çalışıyor. Merkez Bankası’nın dalga boyuna göre sıkılaştırma yöntemlerini artırması ve özellikle geç likidite penceresi (GLP) denilen diğer faiz koridorunu uygulama konusunda mesajlar verdiği gözleniyor.

Fonlama oranı yükseliyor

Birçok ülkenin ekonomisini ve turizmini işler hale getirmesine karşılık küresel koronavirüs salgınının belirsizliğini koruduğu bir ortamda artan dış finansman ihtiyacı, enflasyonist baskı, likidite sıkıntısından doğan olumsuzlukların aşılması konusunda elindeki araçları çekinmeden kullanan Merkez Bankası, kullanabileceği enstrümanları da konjonktüre göre çeşitlendiriyor.

Finans ve fiyat istikrarını korumak, Türk Lirası’nın ekonomiye işlerlik kazandırmasında politika üreten TCMB, ortalama fonlama maliyetinin uygulamalarının omurgası olarak yürütüyor. 16 Temmuz 2020’de yüzde 8,25’lik politika faizinin 91 baz puan altında bulunan fonlama maliyetini yüzde 7,34’ten önce yüzde 7,50’ye daha sonra piyasalardaki dalgalanmaların artmasıyla yüzde 8,32’ye ve yüzde 8,71’e çıkaran Merkez Bankası, geçen hafta da aynı oranı yüzde 9,06’ya çıkardı.

Bu hafta başından itibaren döviz piyasalarında yüksek dalga boyunun devam etmesi üzerine yeniden fonlama maliyetini yukarı yönlü değiştiren ve geç likidite penceresi kanalında piyasayı fonlayacağına dair işaretler veren TCMB, ortalama fonlama oranını yüzde 9,17’e kadar yükseltti.

Hafta başı operasyonu

17 Ağustos ile başlayan hafta başından itibaren döviz piyasalarında görülen aşırı hareketlilik ve dövizin yeniden tarihi seviyeleri yakalaması üzerine harekete geçen TCMB, 7 Ağustos’tan bu yana gerçekleştirmediği haftalık repo ihalesini yine yapmadı ancak ağırlığı geleneksel yöntemli vadeli repo ihalelerine verdi. 10 milyar lira tutarında 16 Eylül 2020 vadeli geleneksel yöntemli repo ihalesi açtığını duyuran Merkez Bankası sıkılaştırmada mengeneyi biraz daha sıktı. İhalede faiz yüzde 11,25 olarak gerçekleşti. Ortalama fonlama maliyetinde uyguladığı yüzde 9,06’lık faizi geçen repodaki oran, piyasada TCMB’nin politika değişikliğine gidip gitmeyeceğine dair tartışmaları beraberinde getirdi.

Haftanın ikinci günü sabah saatlerinde sıkılaştırmada farklı bir alana geçen ve likidite enstrümanını kullanan TCMB, bankaların Merkez Bankası’ndan borç alabilme limitlerini değiştirdi. TCMB, likidite yönetimi kapsamında atılan sıkılaştırma adımları çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitlerinin yarından itibaren gecelik vadede yapılan işlemler için yarıya düşürüldüğünü bildirdi. Söz konusu açıklamada, “Likidite yönetimi kapsamında atılan sıkılaştırma adımları çerçevesinde, TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri (BAL), 19 Ağustos'tan geçerli olmak üzere gecelik vadede yapılan işlemler için yarıya düşürülmüştür” ifadelerine yer verildi.

Farklı bir politika gelişiyor

TCMB’nin likidite ayarlamasına yönelik açıklamasını değerlendiren ekonomistler ise farklı bir politika ile karşı karşıya olduklarını söylediler.

Ekonomistlere göre, Merkez Bankası (TCMB) söz konusu hamlesiyle bankalara kullandırdığı likiditeyi yüksek faiz oranlarına yönlendirerek ve piyasadaki Türk Lirası’nı azaltarak TL’ye erişim maliyetlerini artırma yoluna gitti.

TCMB’nin bu yeni hamlesiyle ortalama fonlama maliyeti yüzde 9,06’dan yüzde 9,17’ye çıktığını belirten ekonomistler, 16 Temmuz’da söz konusu oranının yüzde 7,34 seviyesinde olduğunu, piyasalardaki oynaklığa göre oranın kademeli olarak artırıldığına dikkat çektiler.

Birçok ekonomist TCMB’den politika faizinde bir artırım beklemezken fonlamanın kademeli olarak geç likidite penceresine (GLP) doğru kayıp kaymayacağına dair yorumlar yaptı. Bankaların borç alma likiditelerinin yarıya düşürülmesinin Türk Lirası’nı sıkılaştırma adına yeni bir adım olduğuna işaret eden ekonomistler, Merkez Bankası’nın TL’ye olan ilgiyi kesmeye yönelik bu adımının politika faizini gölgede bıraktığına dair ifadeler kullandılar ve bankanın ortalama fonlama maliyeti ile geç likidite penceresi arasında mevcut yürüyüşü bozmadan bir politika geliştirdiğine vurgu yaptılar.

Bankacılar da sıkılaştırmanın kredi ve mevduat faizine yükseliş olarak yansıdığını ve talebin giderek azaldığından bahsediyor ve geçen  bir aylık sürede yaklaşık 15 milyar dolarlık talebin TL faizlerindeki düşüklükten kaynaklandığını, sıkılaştırma ile birlikte TL’de bir değerlenme ve dövizde bir geri çekilmenin görüleceğini, ancak enflasyonun mutlaka aşağı çekilmesi gerektiğini yorumluyorlar.

Günün ikinci hamlesi

Ekonomistler, bankaların borç alma limitlerinin yarıya indirmesini tartışırken bu kez TL’yi sıkılaştırma adına ikinci hamle geldi. TCMB, 17 Ağustos’ta olduğu gibi yine geleneksel yöntemli bu defa 8 Eylül vadeli repo ihalesi açtığını duyurdu.

İkinci geleneksel yöntemli repo ihalesinde 10 milyar TL daha veren TCMB iki günde piyasayı 20 milyon TL fonladı. Dünkü repo ihalesinde faiz yüzde 11,3 olarak gerçekleşti. Böylece faiz koridoru ile geç likidite penceresi arasındaki politika biraz daha belirgin hale geldi. Fonlama maliyetinin söz konusu gidişata göre yüzde 9,17’den üst sınır olarak görülen yüzde 9,75’e ve oradan çift haneye geçebileceğine dair algılar ise ağırlık kazandı. Hafta içinde fonlama maliyetinin yüzde 10’ların üzerine çıkacağına yönelik öngörüler beklentilere ışık tutmaya çalışıyor.

Faiz koridorunun üst bandı olan yüzde 9,75, politika faizinin 150 baz puan üzerinde, yüzde 11,25’lik geç likidite penceresinin limiti ise 300 baz puan üzerinde bulunuyor.  

TCMB, yarın gerçekleştireceği PPK toplantısında faiz kararı verirken faiz koridoru ve geç likidite penceresi konusundaki birçok belirsizliğin ortadan kalkacağına ve sıkılaştırmayı politika faizi dışında nasıl bir araçla yürüteceğine dair politikası merak ediliyor. Ancak ekonomistlerin yüzde 30’u politika faizinde artırım beklerken yüzde 70’i yüzde 8,25 seviyesindeki politika faizinin değiştirilmeyeceğine dair tahminler yapıyor. Merkez Bankası’nın faiz kararı vereceği Ağustos toplantısından sonraki PPK’sı 24 Eylül’de yapılacak.

Dolar ve faizler düştü

TCMB’nin bankaların borç alabilme limitlerini gecelik vadede yarıya indirmesi ve düzenlediği geleneksel yöntemli repo ihaleleriyle son iki gündür piyasayı uzun vadeli 20 milyar TL fonlaması dün 7,4014 ile tarihi rekor kıran doları yeniden 7,35 liraya düşürdü ve düne göre TL’ye karşı yüzde 0,2 oranında değer kaybetti. Euro da 8,80 lira ile rekorunu tazelerken gün içi en düşük 8,75 liradan satıldı.

Merkez Bankası (TCMB) hamlelerinin en büyük etkisi tahvil piyasasında görüldü. İki yıllık gösterge tahvilin faizi yüzde 0,58 düşüşle yüzde 13,83’ten yüzde 13,25’e indi. Aynı düşüşler 5 yıllık tahvilde yüzde 1,57, on yıllık tahvilde de yüzde 1,82 oldu. 5 yıllık tahvilin faizi yüzde 14,39, on yıllık tahvilin faizi yüzde 14,55’ten işlem gördü.

Doların değer kaybettiği, faizlerin düştüğü günde Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi de bu olumlu gidişe destek verdi. Gün içinde en yüksek 1100, en düşük 1084 puanı gören endeks 1090 seviyesinde günü ortalama yüzde 0,5 kazançla bitirmesini bildi.

Kur beklentisi müspet

Başta kamu yönetimi olmak üzere ekonomik çevreler, piyasalardaki dalgalanmanın geçici olduğunu, üçüncü çeyrekten sonra döviz gelirlerinin artışı ile birlikte kur, enflasyon ve faizlerde bir geri çekilmenin olacağını, ertelenen vergi tahsilatlarıyla bütçenin düzeleceğini, kamu maliyesinin ekonomiye yükünün giderek azalacağını belirtiyor.

Haziran ayından bu yana artan ihracat ve turizm gelirlerinin yılsonuna doğru daha da hızlanacağını ifade eden aynı çevreler, “En sıcak gelişme Türkiye’nin bölgesinde turizm notunun artması. Avrupa ve diğer ülkeleri pandemide ikinci dalga korkusu sarması ve birçok turizm ülkesinin yeniden kırmızı alarma geçmesi Türkiye’yi yine ön plana çıkardı. Ülkemizin elini güçlendirdi. Yani ibre yeniden Türkiye’ye döndü. Turizm bu yılın sonunda önemli bir döviz girdisi sağlar ve gelecek yıla da sorunsuz olarak başlar düşüncesindeyiz” diyorlar.

Türkiye’deki müspet gelişmelerin yanında yine ekonomiyi olumlu etkileyecek gelişmeyi uluslar arası piyasalarda doların değer kaybetmesi olarak gösteren aynı çevreler, euronun, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yerinde aldığı kararlar ve genişleme politikasıyla doları adeta ezdiğini ve dolar endeksinin yeniden 92 seviyelerine gerilediğini söylüyor.

ABD tarafında ise hâlâ devam eden destek paketi tartışmaların bitmediğini ve yeni teşvik paketinin doları oldukça hırpaladığını belirten ekonomik çevreler, doların Avrupa’da da ciddi değer kaybettiğini dile getiriyor.

ABD verileri zayıf kalıyor

Dolardaki düşük seyrin sadece pandemi değil ABD ekonomik verileriyle de korelasyon oluşturduğunu hatırlatan çevreler, “Mesela Empire State İmalat Endeksi Ağustos ayında 3,7 puana düşerek Temmuz ayındaki gibi 17,20 puan beklentisinin 15 puan altında kaldı. Satın alma müdürleri endeksleri öncesinde yayınlanan bu rapor ABD ekonomisinde toparlanma sürecinin daha zaman alacağını gösteriyor. Yine yüzde 5 düşen dolar, ABD varlıklarının cazibesini azalttı. Doların güvenli liman algısı giderek zayıflıyor. Bu da Türk Lirası’na avantaj sağlıyor” dediler.

Doların seyri konusunda bugün ABD Merkez Bankası (FED) tutanakları ve işsizlik verilerinin yayınlanacağını ve FED’in özellikle enflasyon artışı konusunda hedefini belirleyemediğine işaret eden çevreler, “Bu kadar genişleme politikalarına rağmen enflasyonda artış olmaması dikkat çekici. Bu da ekonominin uzun zaman toparlanamayacağının göstergesi” yorumunu yapıyorlar.

Türk portföy yatırımcısının söz konusu değerlendirebileceğine ve pozisyon alma verilerine de bakarak dolardaki değer kaybını bir satış olarak gündeme getirebileceklerine vurgu yapan ekonomik çevreler, “11 Ağustos’ta biten Emtia Vadeli İşlem Sözleşmeleri (CFTC) verileri ABD dolarında ayı piyasasının girdiğinin sinyalini veriyor. Dolarda kısa pozisyonlamanın durması da ilgisizliğin diğer belirtisi. ABD parası Rus rublesi karşısında bile eriyor. Bugün ruble dolara karşı 0,5 değer kazandı ve 73,20 seviyesine çıktı” diyorlar.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.