Büyük Devletler Hislerle Değil, Akılla ve Stratejiyle Yönetilir…
Büyük Devletler Hislerle Değil, Akılla ve Stratejiyle Yönetilir…
Cumhur Reisi Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki diplomatik ilişkileri ve devletlerarası protokolleri sadece şahsî sempati veya bireysel ahlak penceresinden okumaya çalışmak, köklü bir devlet geleneğini kavrayamamanın açık bir göstergesidir. Sosyal medyada "O gelirse evime alır mıyım, alkışlar mıyım?" sığlığıyla analiz kasanlar için reelpolitiğin ve devlet aklının ne olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Halk arasında güzel bir söz vardır: "Bekara hanım boşamak kolaydır." Sorumluluk taşımayan, masada yükü olmayan, devlet vizyonundan ve küresel dengelerden bihaber kişilerin oturduğu yerden ahkam kesmesi tam da bu atasözünün karşılığıdır.
Devlet yönetmek ile bir ailenin evine misafir kabul etmesi arasında metodolojik olarak çok temel farklar bulunur:
Devletlerarası İlişkilerin Doğası: Devletler, uluslararası arenada şahsi sempatiler, kişisel ahlak kriterleri veya bireysel dostluklar üzerinden değil; milli menfaatler, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi ve diplomatik protokoller çerçevesinde hareket ederler. Bir devlet başkanının veya uluslararası bir zirvenin ağırlanması, o şahısların kişisel karakterlerinin veya geçmişlerinin onaylanması ya da "alkışlanması" anlamına gelmez.
Makamın Temsili: Diplomaside ağırlanan kişi, bir birey olarak değil, temsil ettiği devlet ve o devletin kurumsal kimliği adına protokol kuralları gereği misafir edilir. Türkiye Cumhuriyeti gibi köklü bir devlet geleneğine sahip bir ülkenin, uluslararası yükümlülükleri ve ev sahipliği protokollerini eksiksiz uygulaması, küresel siyasetteki ağırlığının ve ciddiyetinin bir gereğidir.
Masada Olmanın Önemi: Eğer küresel ölçekte söz sahibi bir güç olmak istiyorsanız, tasvip etmediğiniz veya fikirlerinizin taban tabana zıt olduğu aktörlerle bile aynı masaya oturmak, onları uluslararası hukuk ve diplomasi kuralları çerçevesinde ağırlamak durumundasınızdır. Sırf duygusal tepkilerle masadan kalkmak veya kapıyı kapatmak bir vizyon değil, tam aksine oyunun dışında kalmak demektir.
Netice itibarıyla; devletlerin attığı diplomatik adımları, bir ailenin evine misafir kabul etmesi refleksiyle ölçmek, kamusal alan ile hususi alanı birbirine karıştırmaktır. Yapılan ev sahipliği şahıslara değil; devletin büyüklüğüne, gücüne ve diplomatik vizyonuna aittir. Dışarıdan gazel okuyanlar için devlet yönetmek kolay görünse de, büyük devletler hislerle değil, akılla ve stratejiyle yönetilir.
H. Ali ERDOĞAN
Kaynak:Adanapost
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.