Mustafa Yürekli
Hz.Ali’nin (a.s.) siyaset felsefesi..
Seçime hazırlanan Türkiye’ye Hz. Ali’nin (r.a.) siyaset felsefesini hatırlatacağım. İstikameti doğru ve vaziyeti düzgün insanlar, içlerinden iyi birini seçerek, işleri yoluna koyarlar.
Bozuk insanlardan oluşan, cahil ve rezil bir toplumun yöneticisi ve yönetimi de bozuk olur.
Tarih boyunca fitne ve fesat hiç eksik olmadı. Hz.Osman (r.a.) döneminde çıkan fitne, dört büyük halifenin sonuncusu olan Hz. Ali (r.a.) zamanında da sürdü. Dolayısıyla hilafette geçirdiği beş yıllık dönemde sükun ve huzur yüzü görmedi. Haricilerdi, fitne ocağı; onlarla savaşmış ve hepsini perişan etmişti. Haricilerden kin dolu olanlar, zaman zaman bir araya gelerek, Hz. Ali’den (r.a.) nasıl intikam alacaklarını planlıyorlardı. Sonunda; Hz. Ali, Hz.Muaviye ve Hz. Amr bin Âs’ı (Allah hepsinden razı olsun) öldürmeğe karar verdiler. Hz. Ali’yi , Abdurrahman bin Mülcem öldürecekti. İbn Mülcem, Hz. Ali’yi gizli gizli takibe başladı. Bir gün sabah namazından önce Halife’nin geçeceği yola pusuya yattı. Hz. Ali’nin geldiğini görünce İbni Mülcem birden arkadan üzerine atılarak zehirli kılıcını indirdi.
Hz. Ali (r.a.) İbn Mülcem tarafından suikasta uğrayıp ağır bir şekilde yaralandığında, insanlar başına toplandı. Hz. Ali ağır yaralıydı. Durmadan kan kaybediyordu. O durumdayken bile yanındakilere dönerek, camiye gidip sabah namazını kılmalarını, vakti geçirmemelerini söyledi. Namazı kıldırmak için de yerine vekil tayin etti. Oğlu Hz. Hasan’ı yanına çağırıp, başında toplananlara şöyle dedi: “Bunun yemeğini yedirin ki istirahat etsin! Eğer hayatta kalırsam, İbn Mülcem’i ben yargılarım; affederim ya da cezasını veririm. Ölürsem, cezasını verin! Fakat asla haddi aşarak Müslümanların kanına girmeyin. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” buyurdu.
Başında toplanan cemaatin çoğu sahabe ve tabiundan kişilerdi. Hz. Ali’ye (r.a.) “Ey Mü’minlerin Emîri! Sizden sonra Hasan’ı halife seçelim mi?” diye sordular. “Bize bir halife tayin et!” dediler.
Hz. Ali (r.a.) onlara şöyle buyurdu: “Ben sizi, Rasûlullâh (s.a.v.)’in bizi bırakıp gittiği gibi bırakıyorum. Vaktiyle biz de “Yâ Rasûlallâh! Bizim üzerimize bir idareci tayin etseniz!» demiştik de Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v.) Allâh Teâlâ sizde bir hayır görürse, sizin üzerinize hayırlılarınızı idâreci yapar.” buyurmuştu. O zamanlar Cenâb-ı Hak bizde bir hayır gördü ki, başımıza HZ. Ebû Bekir’i (r.a.) geçirdi.” (Hâkim, III, 156/4698)
Durumu gittikçe ağırlaşıyordu. Devamlı olarak kelime-i tevhid ile ayet-i kerimeler okuyordu. Vefatında, son sözü “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.” oldu.
Toplum ile yöneticiler arasındaki ilişki, geleceği şekillendireceğinden hayati önem taşır. İnançlı, aydınlık, temiz ve erdemli bir toplum olan İslam milleti, vaziyet ve istikametini yönetimin başına salih birini geçirerek düzeltir.
Toplumlar, lider seçerken, ideallerini, yaşam tarzını, dostunu düşmanını ve medeniyetini belirler.
Yoldan çıkmış toplumlar da bozuk liderlerin peşine takılır. Cahil ve rezil yönetimler, başına geçtikleri toplumu bozarlar, devleti çökertir, vatanı da koruyamazlar.
Mustafa Yürekli - Haber7

Yazının yeni yüzü: Dijital edebiyat
01 Temmuz 2026 Çarşamba 15:26Cehennem ateşinin şiddeti dünya ateşinden yetmiş kat fazladır…
28 Haziran 2026 Pazar 15:47Kur’an-ı Kerim’de adalet
24 Haziran 2026 Çarşamba 15:43Sivil toplum kuruluşları neden edebiyata mesafeli?
22 Haziran 2026 Pazartesi 01:25Bir milletin büyük şairlere sahip olmasının anlamı
19 Haziran 2026 Cuma 19:20Ölü şehir ve kültürsüzlük
14 Haziran 2026 Pazar 08:53Şehir ruhu, kardeşlik ve şiir
10 Haziran 2026 Çarşamba 22:28Şair şehir ilişkisi
07 Haziran 2026 Pazar 11:36Ümmet ibadetlerle diriliyor
03 Haziran 2026 Çarşamba 23:16Kurban, paylaşım ve dayanışma
28 Mayıs 2026 Perşembe 00:57
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.