Mustafa Yürekli
Rusya’nın “Adana Mutabakatı” imtihanı..
Rusya’nın “Adana Mutabakatı” imtihanı..
Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimine Suriye’de cevap vermektedir.
Artık ABD’nin başını çektiği dünya güçlerine, Türkiye’nin tarihe geçen Suriye cevabına, elbette dünya alem hayretler içinde tanıklık etmektedir.
Türkiye, “Fırat Kalkan” harekatından başlayarak Suriye’de üst üste beş hamle yapmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı’nın bu beş aşamalı “Suriye Operasyon Planı”nın üstün bir stratejiye dayalı, doğru taktiklerle ayrıntılı bir şekilde hesaplanmış, iyi bir askeri harekat olduğu, geçen süre içinde alınan sonuçlar tarafından da teyit edilmektedir.
Bu beş hamlenin neler olduğunu bu köşede yayınlanan “ABD’nin PYD/YPG Oyununa 5 Türkiye Hamlesinden 3’üncüsü: Afrin Operasyonu” başlıklı yazıda açıklamıştım.
Birinci hamlesi, “Fırat Kalkan” harekatıydı. Türkiye, Fırat Kalkanı’nın ardından, Astana’da Rusya ve İran’la yaptığı çatışmasızlık anlaşmasıyla, Akdeniz’e çıkış noktasındaki İdlib’de varlık gösterdi.
“İdlib Operasyonu”, ABD’nin Suriye’deki planları açısından ikinci oyun bozucu hamle oldu.
“Afrin Operasyonu”yla üçüncü oyun bozucu hamlesini yapmıştı Türkiye.
Dördüncü hamle “Menbiç Operasyonu” oldu.
Beşinci hamle olarak Fırat’ın doğusunda “Kobani ve Cezire Operasyonu” Türkiye’nin hedefleri arasında olduğu daha Fırat Operasyonu’ndan beri dünya kamuoyuna beyan edilmişti.
Artık önceden dünyaya duyurulan Fırat’ın doğusundaki beşinci hamlenin vakti geldi.
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları, sözkonusu beş hamlenin dost ve düşmana duyurulması meselesinde teyit ve kararlık göstergesi oldu..
"Güvenli Bölge” Diplomasisi
Ankara hem Washington hem de Moskova ile bu konuda müzakereler yürütüyor.
"Terörden arındırılmış bölgeyi tek başına kurabileceğini" söyleyen, Ankara "Kuzey Irak" benzeri formüle kapalı ancak BMGK üyesi "ABD, Rusya ve Fransa ile işbirliğine" açık görünüyor.
Rusya’nın yaklaşımı, “Moskova'daki Erdoğan- Putin Zirvesi”nde dünya medyasına ayrıntı biçimde yansıdı. Putin, 1998'teki “Adana Mutabakatı”nın yürürlükte olduğunu söyledi. Türkiye'ye sınır güvenliği problemini sağlamak ve terörle mücadeleyi sündürmek için bu “Adana Mutabakatı”nın temel alınmasını önerdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Kara Harp Okulu”ndaki törende "Adana Mutabakatı" önerisinin değerlendirilebileceğine işaret etti:
"Bunun altında bir yerde bölücü terör örgütünün bize teslimi yatıyordu. Şimdi tabii dünkü seyahatten sonra Sayın Putin'le yatığımız görüşmelerle bu Adana Mutabakatı'nın yeniden gündeme gelmesi, bunun üzerinde ısrarlı bir şekilde durmamızın gerekliliğini daha iyi anlıyoruz."
Putin bu önerisiyle Türkiye'ye Suriye rejimi ile çalışmayı öneriyor.
ABD çekildiğinde YPG kontrolündeki bölgenin Esed yönetimine geçmesini istiyor.
Putin, "Güvenli Bölge’nin" “Adana Mutabakatı”na referansla “Sınır Güvenliği” formuna bürünmesini öneriyor.
Bu arada Putin’nin “Adana Mutabakatı” adı verilen bu yaklaşımında "Şam'ın Kürtlerle diyalog içinde olmasını teşvik ediyoruz" ifadesi, elbette “YPG'ye Mesaj” olarak sırıtıyor.
Rusya’nın Adana Mutabakatı İmtihanı
"Güvenli Bölge" konusunda, Ankara’nın Moskova ile yürüttüğü "Adana Mutabakatı" müzakeresi bir dönüm noktası olmaya aday görünüyor. Zira Erdoğan'ın konuşmasındaki "Bunun altında bir yerde bölücü terör örgütünün bize teslimi yatıyordu" cümlesi de oldukça kritik.
Dün Abdullah Öcalan’ı paketleyip teslim eden "Adana Mutabakatı" bugün neden PYD’nin köküne kezzap dökmesin? Çünkü 2011'e kadar işleyen "Adana Mutabakatı" sadece Abdullah Öcalan'ın teslimi ile ilgili değil; aynı zamanda PKK'nın terör örgütü olarak kabul edilmesi, tüm faaliyetlerinin yasaklanması ve militanlarının yargıya sevk edilmesini de içermekte.. Erdoğan, "Bölücü terör örgütünün bize teslimi" diyerek PKK'nın kolu olan YPG'yi de kast ediyor elbette.
Ankara Moskova diplomasisinin varıp dayandığı soru şu: "Esed rejimi Fırat'ın doğusunda YPG'nin faaliyetlerini yasaklayacak ve YPG'lileri Türkiye'ye teslim edecek" bir irade oluşturabilir mi?
Moskova, el çabukluğu maharetiyle ne YPG'lileri "Esed rejimi askeri" olmayı kabul ettirebilir ne de Ankara'nın Suriye sınırındaki güvenlik kaygılarını giderebilir!
Suriye’de iki küresel oyuncu olarak ABD ile Rusya rekabetine tanıklık ediyoruz.
Rusya, Suriye meselesinde "Adana Mutabakatı" manevrasıyla YPG maşasını elinden almaya çalışıyor. Bunu başaramayacağı apaçık ortada.
Rusya, Türkiye ile Suriye'de ilerlettiği işbirliğine ne kadar değer verdiğini, bu işbirliğini korumak isteyip istemediğini göstereceği ciddiyetle ortaya koyacak.. BMGK masasında Trump ile şakalaşan, Suriye’de ABD'nin hava sahasını koruyan Putin, "Adana Mutabakatı" önerisini çok daha fazla geliştirmek zorunda.
Erdoğan'ın "Bizim Suriye'de işgal derdimiz yok. Bize vatan topraklarımız yeter. Suriye'de insani amaçlarla bulunan tek ülke Türkiye'dir." sözünü yinelemesi beklenmez ama Putin en azından Erdoğan ile Suriye'de ilerlettiği işbirliğine değer verdiğini göstermek için elindeki kozu çok iyi kullanmalı..

Yazının yeni yüzü: Dijital edebiyat
01 Temmuz 2026 Çarşamba 15:26Cehennem ateşinin şiddeti dünya ateşinden yetmiş kat fazladır…
28 Haziran 2026 Pazar 15:47Kur’an-ı Kerim’de adalet
24 Haziran 2026 Çarşamba 15:43Sivil toplum kuruluşları neden edebiyata mesafeli?
22 Haziran 2026 Pazartesi 01:25Bir milletin büyük şairlere sahip olmasının anlamı
19 Haziran 2026 Cuma 19:20Ölü şehir ve kültürsüzlük
14 Haziran 2026 Pazar 08:53Şehir ruhu, kardeşlik ve şiir
10 Haziran 2026 Çarşamba 22:28Şair şehir ilişkisi
07 Haziran 2026 Pazar 11:36Ümmet ibadetlerle diriliyor
03 Haziran 2026 Çarşamba 23:16Kurban, paylaşım ve dayanışma
28 Mayıs 2026 Perşembe 00:57
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.